

Evrim teorisi, semenderler gibi amfibiyenlerin balıklardan evrimleştiğini iddia etmektedir. Bu iddiayı desteklemek için Coelacanth, Rhipidistia ve akciğerli balıklar gibi türler öne sürülmüştür.
1938 yılında canlı Coelacanth'ın yakalanması, evrimcilerin bu balığın amfibiyenlerin atası olduğuna dair spekülasyonlarını çürütmüştür. Canlı örneğinin incelenmesi, iddiaların bilimsel temelsizliğini ortaya koymuştur.
Rhipidistia balıklarının yüzgeçlerinde kalın doku ve kemikler bulunsa da, bu yapıların kara canlılarının ön ve arka ayakları ile hiçbir benzerliği yoktur. Bu durum, evrimsel geçiş iddialarını zayıflatmaktadır.
Akciğerli balıklar solungaçlarının yanı sıra hava soluyabilen akciğerlere sahiptir. Ancak bu akciğer yapısı, kara canlılarının akciğerleri ile benzerlik göstermez ve iskelet yapıları da amfibiyenlerden oldukça farklıdır.
Bir balığın amfibiyene dönüşebilmesi için çok sayıda anatomik ve fizyolojik değişiklik geçirmesi gerekir. Bu nedenle, yarı yüzgeçli-yarı ayaklı, yarı solungaçlı-yarı akciğerli gibi milyonlarca ara geçiş formunun yaşamış olması beklenir.
Hayır, fosil kayıtlarında balıklar ile amfibiyenler arasında iddia edilen milyonlarca ara geçiş formunun bir tanesine bile rastlanmamıştır. Bu durum, evrim teorisinin temel iddialarından birini çürütmektedir.