| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
| Yeni Asya, 24 Nisan 2011
| ||


| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
| Yeni Asya, 24 Nisan 2011
| ||
Türkiye'nin AB'ye katılımı, Avrupa için bir kurtuluş ve büyük bir nimet olarak görülmektedir. Türkiye'nin ahlaki değerleri ve liderlik vasıfları sayesinde Avrupa'ya huzur, güvenlik ve zenginlik sağlayacağı düşünülmektedir. Bu katılım, aynı zamanda Avrupa'nın esenlik ve huzur içinde yaşamasını mümkün kılacaktır.
Türk-İslam Birliği'nin Avrupa'yı koruyan, dünyaya huzur ve güvenlik veren çok güçlü bir yapılanma olacağı belirtilmektedir. Bu birliğin şefkati Avrupa'yı saracak, onların huzur içinde yaşamalarını sağlayacak ve Avrupa Birliği'nin müthiş zenginleşmesine katkıda bulunacaktır.
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne Türk İslam aleminin lideri ve Avrupa'ya köprü olan süper devlet olarak girmesi gerektiği ifade edilmektedir. Bu şekilde bir katılımın, Avrupa Birliği'nin gücünü ve etkisini katlayarak artıracağı düşünülmektedir.
Türkiye, dünyanın en büyük devleti olarak nitelendirilmekte ve Türk İslam Birliği'nin lideri olarak Avrupa Birliği'ne girdiğinde tüm dünyayı kurtaracak bir devlet olacağı öngörülmektedir. Türkiye'nin bütün dünyanın sigortası gibi olduğu ve 10-20 yıl içinde tüm dünyayı kardeş haline getireceği belirtilmektedir.
Türk Milleti'nin steril kaldığı, Anadolu ahlakının bozulmadığı belirtilmektedir. Misafirperverlik, temizlik, güzel ahlak, sevecenlik, insancıllık, komşuluk anlayışı, merhamet ve fedakarlık gibi değerlerin olduğu gibi korunduğu vurgulanmaktadır.