Dünya Ehli Beyt Vakfı Başkanı, Fermani Altun
Dünya Ehli Beyt Vakfı Başkanı, Fermani Altun
Fermani Altun: Yüce Rabbimiz bütün insanları aynı ortak değerlerle yaratmıştır ve bu ortak değerlerle bütün insanlığa hizmet yolundayız. Yani insanların ne ırkı, ne rengi, ne inancı, ne mezhebi, ne farklılığı da asla onları ayırmak bir insanlık suçu olarak görüyoruz. Onun için Türkiye'de de ilk defa Alevi-Sünni yakınlaşmasını, kucaklaşmasını bizim vaktimizin çalışmaları sayesinde iyi bir noktaya getirdiğimizi söyleyebiliriz. Çünkü insanlar neyi eksik bilirse onun zararını çeker. İnanç da öyledir. İnancı doğru bilirseniz berekettir, kurtuluştur. Ama inancı yanlış bilirseniz hem kendinize zarar verirsiniz, hem başkasına zarar verirsiniz.
Adam cahilse, Alevi olmuş, Sünni olmuş, Hristiyan olmuş ne fark eder? Adam zalimse ne fark eder? Önemli olan İnsanların güzel insan olması zaten dinlerin varlık nedeni yani Yüce Rabbimiz insanlar aynı ortak değerlerde yaratmıştır ve kutsal kitaplarda ve onun elçisi olan peygamberler insanlara göndermiş, mesajları göndermiş ve insanların önüne her şeyi koymuş. Büyük bir hazine vermiş akıl ve mantık ve insanlar onun seçme yetkisi vermiş yani seçme görevi vermiş.
O halde demek ki güzel bir insan, iyi bir insan insanı insan yapan değerlere sahip olma ölçüsüne göre yücedir. Bu değerlere sahip olmanın ana yolu diyalog ve muhabbet. Muhabbet zemin üzerinde sevgiyi, dostluğu, dayanışmayı, paylaşmayı, yüksek ahlakı, nefsini aşmayı bunları bu zemin üzerinde ancak sağlayabiliriz. Bunu bizden esirgemişler.
Ama Allah'a şükür son yıllarda bu çalışmalar sayesinde Adnan Hoca'nın da çok büyük katkıları var. Yani inanç önderlerin, kuruluşların sizler gibi yetişmiş değerli nesillerimizin bu eforları sayesinde insanlar eksiklerini giderdiler. Tabii bundan rahatsız olanlar vardır.
Mesela ben 12 Mart döneminde sürgün gördüm. O zaman 22 yaşında üniversite öğrencisiydim. 12 Mart'ta kitaplarımız yakıldı. Ehlibeyt gazetesi çıkarıyorduk, onu yasakladılar. Bize cezalar verdiler ve yurt dışına çıktık 74'de. Bakıyorsunuz 12 Eylül'de yine kitaplarımız yakıldı, bütün kütüphanemiz olduğu gibi cemselerle götürüp yakıldı soruşturmalar. 28 Şubat'ta bütün çevremizle beraber darbelere karşı çıktığımız için darbe özentileri içinde olanlar bütün çevremize işkenceler yapıldı. Ve davalar açıldı, zaman aşımından.. Zaten aynısını Adnan Hoca'da da yaşadı biliyorum yani. Aynı güçler.
Demek ki tarihe de baktığımız zaman ulular, veliler, dahiler, düşünürler, içtihat imamları, şairler, büyük alimler hep büyük meşakkat çekmişlerdir. Çünkü onlar ışıktır. O ışığa karşı dilenen karanlıklar, nefsine tapanlar vardır. Zalimler vardır. Zalimlerin kullandığı cahiller vardır. Dünyanın zaten nizamını bulan, bozan iki nesne vardır. Bir zalimler, bir de cahiller. Cahiller olmazsa zalimler ayakta duramaz. Onun için bunlar haliyle karşı olacaklardır. Çünkü siz bir hakikati ortaya koyuyorsunuz, hakkı ortaya koyuyorsunuz. Zalimle cahilin dini olmaz. Yani onlar Allah'a çok uzaktır. Allah'a hakka giden ana yolda onlar yok. Yani saydığımız değerlere sahip değiller. Çünkü o değerlere sahip olan hiçbir insan ne ibadeti ne hiçbir şeyi geçersizdir. Çünkü Peygamber Efendimiz (sav) de aynı şekilde eğer birbirinizi sevmezseniz iman etmiş olmazsınız. İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Kuran-ı Kerim'de insanları sevmiyorsanız yaptığınız ibadet geçersizdir. Yine Hazreti Ali Efendimiz (kv) nefsine tapanlar, puta tapanlardan daha aşağı. Onun için bu mübarek günde temennimiz insanlarımızın. Ortak değerleri yani inancın gereklerini çok iyi bilmesi gerekiyor. Bugün ufak basit çıkarlar için insanlar birbirini doğuruyor, ailelerini doğuruyor. Bunun hepsinin sebebi sistem, insanları nefiste yarışır bir toplum haline getirdi. Ama biz yeniden insanları sevgide yarışır bir nesil haline getirmek için çaba sarf etmemiz lazım, inşaAllah. Sevgide yarışır. O bakımdan eskiden de beni bütün alimler ve insanlar dua ederken Allah kimseyi nefsine esir yapmasın derler. Allah muhabbetimizi eksiltmesin derler.
Bu mübarek günlerde de muhabbetler artıyor, dostluklar artıyor, dayanışmalar, paylaşmalar ve hak için, insanlık için insanların zamanını ve imkanını Allah için ayırdıkları günlerdir. 365 gün bunu yapabilmeliyiz. En büyük servet bu manevi değerlerdir. Yüce Rabbimiz bizi insan olarak en üstün değer olarak yaratmış. O halde bizim fani dünyaya götüreceğimiz de manevi değerlerdir.
İnsan maneviyattır, kimse katı, yatı bilmem parayı götürmüyor. İnsanların götürdüğü, bu değerlere yaptığı hizmetlerdir. Bu manevi değerlerdir. Her şey burada kalmıştır. İnsan Yüce Rabbimizin verdiği ruhun günün saati belli değil. O zaman servet yaptığımız iyiliklerdir, hayırlardır, dostluklardır, ilimlerdir, hizmetlerdir. Hak için var olma ölçümüz bizi yüceltir, bizi cennetle ödüllendirir. Ben onun için tüm insanların bugün yaşadığı açlıklardan kurtulmasını temenni ediyorum. Sevgi ve aşka, ortak değerlerde insanların kucaklaşmasını temenni ediyorum. Aynı zamanda bir ehlibeyt evladı olarak, bir seyit olarak tüm Müslümanların daha çok kardeşçe daha çok bazı yanlışlardan kurtularak ve tüm insanlığa kucağını açmasını temenni ediyorum.
Hz. Ali Efendimizin (kv) dediği gibi bütün Müslümanlar din kardeşimiz, bütün insanlar insan kardeşimiz. Biz bu aşk ve duygularla yürümeliyiz. Tüm dünyada güçler vardır. Yani bu güçler dünyayı kendine göre dizayn ediyorlar. O halde evrensel değerlere, evrensel hukuka sahip olan alimler, Ehl-i Kamil insanlar birleşmelidirler ve lobileşmelidirler. Dünya genelinde diyalogu daha güçlendirmelidirler.
Dünya artık bir bütündür. Yani dünya bir bölgede, bir uçta olan bir sorun tüm dünyanın sorunu oluyor. Çünkü iletişim araçları, teknoloji bugün tüm dünyayla her an diyalog içindesiniz. O bakımdan temennimiz bütün barışların bugün Afrika'da da milyonlarca insan, bir milyar insan dünyada aç. Yılda 100 milyon insan açlıktan ölüyor. Çok büyük bir sorun. Yalnız silaha giden para 3,5 trilyon. Uyuşturucuya giden para üç trilyon, 6,5 trilyon. Ha demek ki bu yalnız iki menbaya giden para tüm dünyadaki açlığı, huzursuzluğu kurtaracak düzeydedir. Bu kime gidiyor? Bir avuç zalime gidiyor. Dünyayı da bunlar yönlendiriyor. Bunların zemini kim? Cahiller. Yani temennimiz bütün insanlığın bu ortak değerlerde yarışa girmesi, kucaklaşması lazım. Yani insan sevgisi, adamın dini, inancı ne olursa olsun onu yüce Rabbimiz yaratmıştır. Zaten ona karşı gelmek Yüce Rabbimiz'e karşı gelmek demişti. Yüce Rabbimiz Kuran-ı Kerim'de diyor ki, “Ben sizi farklı farklı yarattım. Bu farklılıklarla seveceksin. Yani her şeyi yaratan yeri de yerinde yaratmış. Sorun insanların zihnindendir. Biz bu zihinleri, bu eksiklikleri gidereceğiz.
Yani sizlerin de yaptığınız bu hizmetler gibi, bu çalışmalar gibi inşaAllah dünyada daha güzel şeyler oluruz. Mesela 10 sene önce Türkiye'de de bir Alevi-Suni düşmanlığı vardı. Şimdi var mı? Yok. Ben şimdi her gittiğim ilde Müftülerimiz, cami hocalarımız hepsi toplandı, hepimiz Ehl-İ Beytli olmalıyız. Allah razı olsun. Siz bize İslam'ın temel değerlerinde, ortak değerlerinde, Aleviliği de, Sünniliği de en doğru şekilde önümüze koyuyorsunuz. Ve insanlar bilmediğin şeye karşıdır. Sistemler bunu yapmaktadır, şahıslar yapmaktadır. Toplum sadedir, saftır, temizdir. Toplumun birbirine karşı düşmanlığı yok. Bunu yaratan siyasi erken ülkemizde de bunu yaşadık. Bunun içinde yarım asırdır mücadele verip gelen bir, inanç önderi olarak her şeyin içinde yaşadık. Acımasızca bunlar güçler tarafından organize ediliyor. Onun için bu güçlerin bertaraf edilmesi gerekiyor.
Sunucu: İnşaAllah çok teşekkürler efendim.
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500
