ABDULLAH DEMİR, İLAHİYATÇI-ARAŞTIRMACI
ABDULLAH DEMİR: Bu iftara da büyük bir keyifle, zevkle katıldım. Katıldığımdan dolayı da çok da memnun kaldım, memnun oldum. Bu iftarların aslında devam etmesini de isterim.
Yalnız bu iftardaki benim gördüğüm şey şu, Türkiye sosyolojisinin çok çeşitli katmanlarından insanların hepsinin bir arada olması ve masada çok farklı sosyolojiye sahip olan insanların birbiriyle sohbet etmeleri ve bu sohbet imkanını sağlamış olması, benim için Türkiye açısından çok güzel bir şey.
Bütün Müslümanların çok büyük bir şeyi var, büyük bir acısı, problemi var. Yani şimdi mesela Ramazan ayında bakın, İslam dünyasına bakın, aşağı yana Irak'a bakın, Suriye'ye bakın, Yemen'e bakın, Suudi Arabistan'a bakın, Lübnan'a bakın, Afganistan'a bakın, Pakistan'a bakın. Hemen bütün İslam dünyasının bütün yerlerinde hep kan var, hep gözyaşı var.
Şimdi buradaki şey şu; bu farklılıklar bir çatışma şeyi olmaması gerekiyor. Yani bir çatışmayı tetikleyen bir unsur olmaması gerekiyor. Elbette insanlar farklıdırlar. Önemli olan insanların İslam çatısı altında birlik ve beraberlik içerisinde olmaları. Kendi farklılıklarını da elbette ki korusunlar. Bunda bir şey yok, bir sakınca yok.
Onun için yani Adnan Hoca'nın bu anlamda söylemiş olduğu, ortaya koymuş olduğu görüşler ve düşünceler bence çok önemli. Bu zamanın da ruhuna uygun bir şey. En çok da bizim ihtiyaç duyduğumuz bir şey. Yani iki tane Müslüman bir arada tutmak çok zor bir şey haline geldi. Ne yazık ki böyle. Müslümanların farklılıklara rağmen bir arada olma şuurunun kazandırılması gerekiyor. Eğer Adnan Hoca bu konuda büyük bir şeye katkısı olursa ben şunu söylerim; Allah onlara razı olsun derim.
SUNUCU: Bu fikrin, bu değerli fikrin bütün dünya yayılmasını ve bütün dünya birlik, beraberlik, kardeşlik içinde yaşamasını istiyoruz.
ABDULLAH DEMİR: Kesinlikle öyle. Bu duygulara katılmamak mümkün değil.
SUNUCU: Teşekkür ederiz.