Adnan Oktar'ın 11 Aralık 2017 tarihli A9 TV röportajından
Ahiretin varlığını nereden biliyoruz?
İZLEYİCİ SORUSU: Ahiretin varlığını nereden biliyoruz?
ADNAN OKTAR: Akış, yani şu anki akıştan anlıyoruz. Akşam ölüyoruz, kalkıyoruz, yine diriliyoruz. Akşam ölüyoruz, yine diriliyoruz. Ölüyoruz, diriliyoruz, ölüp diriliyoruz. Allah bu sistemi devam ettireceğini söylüyor. Zaten durması için de bir neden yok. Teknik olarak da zaten yok olmaz, var olan bir şey yok olmaz. Bir görüntü hiçbir şekilde yok olmaz. Fizik açıdan yok olmuyor zaten. Şu ana kadar geçen hiçbir görüntü fizik olarak yok olmaz. Dolayısıyla gelecekteki görüntüler de yok olmuyor. Sesler de yok olmuyor. O yüzden fizik açıdan da bu sabit, açık bir gerçek olarak görünüyor. Ama tabii imandır asıl olan, iman edilmesidir. Mesela Rüyadan kalkıyoruz. Aa diyor ne güzel aydınlandı ortalık birden. İyi ki rüya görmüşüz diyoruz. Hatta bazen rüyada insan rüyadan uyanıyor ama yine rüyada oluyor. Ta sonradan uyandığında anlıyor ki şey ama bayağı net uyanıyor. Allah'a şükür diyor, ne kadar farklı diyor. Rüyayla uyanıklık ne kadar farklı diyor. Allah korudu diyor. Eğer gerçek olsaydı ne olurdu kim bilir diyor. Ama bir haberi yok. Derin uyku halinde yine. Ta sonradan uyanıyor. Ahiret de bir rüyadır. Bu rüyanın devamıdır ama daha nettir. Sadece o. Ama tabii müminin özelliği buna iman etmesi. İmanla ayrılır, bilimsel olarak sadece kaybolmayacağını ispat edebiliriz görüntünün. Fizik olarak kaybolmaz. Ses ve görüntü kaybolmaz. Ama bu akışı sağlayan bir güç olduğu açık görülüyor. Bu görüntü akışını kesintisi devam ettiren güç. Filmi sürekli gösterten bir güç var.
Adam diyor ki, bu görüntü kesilirse bir daha gelmez diyor. Seninki bir iman. Gelmez demen, bir iman. Ben de gelecek diyorum. Benimki de bir iman. Benimkinin delili var. Çünkü ben akışı görüyorum, muntazam devam ediyor. Senin iddianın bir anlamı yok. Gelmez demenin bir anlamı yok yani delil göstermezsin. Burada bir akış olduğu için benim dediğim mantıklı. Kesintisiz geliyor çünkü. Ve şuurlu bir varlık tarafından üretiliyor. Şu ana kadar üretilmiş, yaratılmış. Ondan sonra seni niye yaratmasın? Yani niye devam ettirmesin? Bir mantığı olmuyor, o ana kadar yarattığına göre. Çünkü bardak yaratıyor, televizyon yaratıyor, mikrofon yaratıyor, kaşık, çikolata, sehpa, masa, her şey tek tek amaçlı olarak yaratıyor bu güç. Sandalye yaratıyor, nefes alma, hücre, göz, her şeyi yaratıyor. Birdenbire kesip yokluk meydana geliyor. Amaç ne? Bilmiyorum diyoruz. Bu kadar şuurlu bir güç, bu kadar detay, halıların içindeki kromozomlara kadar teker teker yaratacak, milyonlarca, trilyonlarca detay yaratacak. Trilyonlarca detay, görüntü zınk diye birdenbire kesilecek, duracak. Amaç ne diyeceksin? Hiçbir amaç yoktu diyeceksin. Bardağın amacı olacak, televizyonun amacı olacak, ayakkabının amacı olacak, yaratılmanın amacı olmayacak adamın iddiasına göre. Bu çok münasebetsiz bir şey. Bu açık, her şeyin bir amacı olduğuna göre yaratılmanın da bir amacı olmuş oluyor. Amacı olunca kesilmesinin bir amacı kalmamış oluyor. Kesilme amacından bahsedemezsin. Her şeyin yaratılmanın bir amacı olduğuna göre yaratılmanın devamı mecburi olmuş oluyor. İkinci bir ihtimal olmaz. Çünkü yaratma amacıyla muazzam çelişki meydana gelir o zaman. Her şeyin bir amacı olduğuna göre devamın mecburiyetin mevzubahis olmuş oluyor. İkinci bir ihtimal olmaz o zaman.