HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Allah akılla bilinir

Allah akılla bilinir

Harun Yahya
6702
26 Ekim, 2017
Evrim Teorisinin Çöküşü
HD Belgeseller
Kuran Ahlakı ve Derin Düşünmek
İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

 

Allah Akılla Bilinir

 

Eyfel Kulesi. Paris'in simgesi. 1889 yılında inşa edilmeye başlandı. Yapımı 26 ay sürdü. 321 metre yüksekliğine 40 yıl boyunca dünyanın en yüksek yapısı olarak anıldı. Hafif görünümüne rağmen 9000 ton ağırlığında. Elbette bu kuleyi tasarlayan mimarlar ve yapımında çalışan ustalar vardır. Bu kişileri görmemiş olsanız bile kuleyi birilerinin yaptığını anlarsınız. Birisi çıkıp size dese ki, bir zamanlar bu bölgede demir rezervleri vardı, bir gün büyük bir patlama oldu ve bunun sonucunda bu kule oluştu. Bunun son derece saçma bir iddia olduğunu anlarsınız.

Aynı şey dünyanın dört bir yanındaki diğer mimari eserler için de geçerlidir. Tac Mahal, Çin Seddi, Roma Antik Tiyatrosu Kolezyum, Raşmor Dağı'ndaki dört Amerika Başkanı'nın kabartma heykelleri veya Mısır Piramitleri. Bu yapıların hepsini büyük bir özenle tasarlayıp inşa eden mimarlar ve ustalar vardır. İngiltere'nin Stonehenge bölgesindeki bu taş parçaları bile burada bir zamanlar eski bir medeniyetin yaşadığının kanıtı sayılmaktadır.

Tüm bu örnekler bize çok önemli bir gerçeği gösterir. Küçük ya da büyük olsun, detaylı bir tasarım ve düzen içeren her yapının mutlaka bir tasarlayıcısı ve kurucusu vardır. Peki ya uçsuz bucaksız evren, doğadaki olağanüstü denge, birbirinden farklı özelliklere sahip milyonlarca canlı türü, bunların tesadüfen oluştuğunu düşünmek, Eyfel Kulesi'nin bir patlamayla oluştuğunu düşünmekten bile saçmadır?

Bedenimizden başlayıp akıl almaz büyüklükteki evrenin en uç noktalarına kadar var olan dengenin de kuşkusuz bir sahibi vardır. O, her şeyi ince ince düzenleyip yaratan, sonsuz kudret sahibi olan Yüce Allah'tır. Allah'ın varlığı ve büyüklüğü kainattaki sayısız delille kendini gösterir ve insan bunu aklıyla bilir. Bir Kuran ayetinde insanların Allah'ın delillerini doğada bulacakları şöyle bildirilir:

Şeytandan Allah'a sığınırım:

“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılmasında, geceyle gündüzün ard arda gelişinde, insanlara yararlı şeylerle denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip yaymasında, rüzgârları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde, düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.” (Bakara Suresi, 164)

Bu filmde izleyecekleriniz ise Allah'ın doğadaki sayısız delillerinden sadece birkaçıdır.

 

Canlılarda Çeşitlilik

 

Dünya üzerindeki hemen her yerde gördüğümüz veya göremediğimiz bir yaşam hüküm sürer. Tek hücreli organizmalardan bitkilere, böceklerden deniz canlılarına, ağaçlardan çiçeklere kadar 2 milyonu aşkın canlı türü dünyanın dört bir yanını kaplamıştır. Bir avuç toprağın içinde bile birbirinden tamamen farklı özelliklere sahip çeşit çeşit canlı yaşar.

Soluduğumuz havada da birçok canlı vardır. Hatta derinizin üzerinde belki de ismini hiç duymadığınız canlılar yaşam sürmektedir. Tüm canlıların bağırsaklarında sindirim yapmalarını sağlayan milyonlarca bakteri veya tek hücreli canlı yaşar. Dünyadaki hayvan nüfusu, insan nüfusunun kat kat üzerindedir.

Hayvan ve insan nüfusuna bitki dünyasını da eklediğimizde, dünya üzerinde hayat olmayan, boş bir alan olmadığı gerçeğiyle karşılaşırız. Toplam sayıları trilyonları aşan bu canlıların her birinin kendilerine ait vücut sistemleri, yaşantıları, yeryüzündeki dengeye katkıları gibi sayısız özellikleri vardır. Bunların her biri belirli bir amaç üzerine dünyada bulunmaktadır. Ve bu canlıların hiçbiri kendi kararıyla ve çabasıyla yeryüzüne gelmemiştir. Hepsi son derece kompleks tasarımlarla dolu bedenlere sahiptir. Bu bedenlerdeki tasarımların sahibi ise tüm bu canlıların yaratıcısı olan Yüce Allah'tır. Allah, yeryüzündeki farklı canlı türlerini yaratmış olduğunu Kuran'da şöyle bildirir:

“Allah her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üzerinde yürümekte, kimi iki ayağı üzerinde yürümekte, kimi de dört ayağı üzerinde yürümektedir. Allah, dilediğini yaratır. Hiç şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir." (Nur Suresi, 45)

İnsan Vücudundaki Mucizeler

 

İnsana Allah'ın yaratma sanatını tanıtan delillerden biri de kendi vücududur. Vücudun hem içyapısı hem de dış görünümlü sayısız iman delilini insan için sergiler. İnsan bedeninin yalnızca dış görünümüne bakıldığında dahi Allah'ın mükemmel sanatı hemen görülebilir. Her insanda mevcut olan vücut simetrisi, iki kol, iki bacağın olması, gövdenin kollara, bacaklara veya başa olan orantısıdır. Ve bu orantı son derece muntazamdır. Bu orantıların her birini Allah tam bir uyumla belirlemiştir.

Her insanın beden uzunluğu, baş uzunluğunun 8 mislidir. Yüzü, burun uzunluğunun 3 katından oluşur. İki göz arasında bir göz boyu mesafe vardır. Kol ve bacak orantıları ve uzunlukları ihtiyaca yöneliktir. İnsan bedeni yeryüzündeki en mükemmel makinedir ve her makine gibi kendisini inşa edenin bilgi ve gücünü gösterir.

 

Beyin

 

İnsan beyninde ortalama 10 milyar sinir hücresi bulunur. Bu sinir hücrelerinin arasındaki iletişimi sağlayan bağlantı sayısı ise 100 trilyondur. 100 trilyon elbette algılarımızın üzerinde bir sayıdır. Bunu gözümüzde canlandırmak için Türkiye'nin en az 10 katı büyüklüğünde dev bir bölge düşünün. Eğer bu bölgenin tamamının ağaçlarla kaplı olduğunu ve her ağacın 10.000 tane yaprağı olduğunu kabul edersek, işte tüm bu bölgedeki yaprak sayısı beynimizdeki bağlantıların sayısına yakın olacaktır.

Bu kadar çok sinir yoluyla beyne taşınan mesajlar ise, beynimizin içinde saatte 320 km gibi akıl almaz bir hızla yol alırlar. Beyin hücrelerinden vücuda ulaşan sinirler ise, beyinle vücut arasında sürekli gidip gelen bilgiler için adeta bir otoban görevi görür.

Kısacası bedenimizin içinde her saniye olağanüstü bir trafik vardır. Vücut organlarımızla beynimiz arasında bir tek saniye içinde binlerce farklı mesaj gider ve gelir. Dahası sadece bir dakika içinde beyinde 100 bin ile 1 milyon arasında farklı kimyasal reaksiyon gerçekleştiği bilinmektedir.

Bu filmi izlerken vücudunuzda gerçekleşen bütün işlemler de yine beyin ve kaslar arasında saniyenin binde biri oranında bir süre içinde gidip gelen yüzlerce mesaj sayesinde olmaktadır. Örneğin gözlerinizi kullanmanız, otururken arkanıza yaslanmanız, gizlediklerinizi anlamanız, kalbinizin atması, nefes almanız, gözlerinizi kırpmanız, saçlarınızın uzaması, kokuları algılamanız ya da kulağınızın etraftaki sesleri duyması. Eğer bunların tek birini bile gerçekleştirmeyi sağlayan vücut işlemlerini kağıda dökmeye kalksaydınız sayfalarca kimyasal formül yazmak durumunda kalmış olurdunuz. Ve eğer bu formüllerde en ufak bir karışıklık olsaydı, vücudunuz kontrolden çıkardı. Saçlarınızı tararken elinizi gözünüze sokabilir veya yürürken adım atmayı başaramayıp yere düşebilirdiniz. Ama Allah insanı o denli mükemmel yaratmıştır ki, vücudumuz dünyanın en karmaşık işlemlerini kusursuzca yerine getirir. Buna karşılık insana düşen kuşkusuz kendisini yaratmış olan Allah'a şükretmektir.

 

5 Duyu

 

Beş duyu yani görme, koklama, dokunma, işitme, tad alma ayrı ayrı birer mucizedir. İnsan dış dünyayı bu duyular sayesinde tanır. Bu duyulardaki bütünlük sayesinde yaşamını rahatlıkla sürdürebilir. Bu duyular incelendiğinde karşılaşılan detaylar Allah'ın yaratma sanatını insana bir kez daha tanıtır.

Beş duyu tam insanın ihtiyacına yönelik olarak düzenlenmiştir. Örneğin kulak, ancak belirli sınırlar arasında gelen ses titreşimlerini algılar. Duyum eşiği olarak adlandırılan bu algı sınırları ideal değerlerdir. Eğer çok hassas bir kulağa sahip olsaydık, kalbimizin atarken çıkardığı sesten, mikroskobik böceklerin çıkardığı hışırtılara kadar birçok sesle her an muhatap olmak durumunda kalacaktık. Bu da bizim için oldukça rahatsız edici olacaktı.

Aynı hassas ayar dokunma duyusu için de geçerlidir. İnsan derisinin altında yer alan dokunmaya hassas sinirler olabilecek en iyi biçimde duyarlılaştırılmış ve vücuda en ideal biçimde dağıtılmışlardır. Örneğin en hassas dokunuşlara ihtiyacımız olan parmak uçlarında vücudun diğer bölgelerine göre çok daha fazla sinir ucu vardır. Sırt gibi fazla fonksiyonel olmayan bölgelerde ise sinir uçları oldukça seyrektir. Çoğu insanın basit bir zar sandığı deri ise gerçekte çok komplekstir. Deri aslında birçok tabakadan oluşan, içinde algılayıcı sinirler, dolaşım kanalları, havalandırma sistemleri, ısı ve nem ayarlayıcıları bulunan mükemmel bir organdır. O da insan vücudunun her parçası gibi kusursuzca yaratılmıştır.

 

İskelet

 

İskelet, 206 ayrı kemik parçasının birleşmesinden oluşmuş gerçek bir mühendislik harikasıdır. İnsan vücudu, birbirine eklemlenmiş bu parçalar sayesinde olağanüstü bir hareket kabiliyetine sahiptir. Yapılan robot eller her ne kadar gelişmiş olsa da insan elini taklit edememektedir. İskeleti oluşturan kemikleri incelediğimizde mükemmel bir tasarımla karşılaşırız. Bu tasarımı daha iyi anlatabilmek için günümüz teknolojisinden bir örnek verelim.

Büyük ve yüksek yapıların inşasında kafes sistemler kullanılır. Bu inşaat tekniğinde yapının taşıyıcı elemanları birbiri içine girmiş kafes şeklindeki çubuklardan oluşur. Bilgisayarların yapabileceği karmaşık hesaplar sayesinde yapılar çok daha dayanıklı inşa edilir. Kemiklerin içyapısı ise bu kafes yapı sisteminden çok daha karmaşıktır. Bu sayede kemikler hem son derece sağlam hem de rahatlıkla kullanılabilecek hafifliktedirler.

Kemiklerin birbirine eklendikleri yerlerde de yaratılışın delilleri görülür. Eklemlerin sürtünme yüzeyleri ince ve gözenekli bir kıkırdak tabakasıyla kaplanmıştır ve bu tabakaların altında kaygan bir sıvı bulunur. Kemik eklemin bir yerine baskıda bulunursa bu sıvı gözeneklerden dışarı fışkırır ve eklem yüzeyinin yağ gibi kaymasını sağlar. İnsan bu mükemmel tasarımın sayesinde birbirinden çok farklı hareketleri büyük bir hız ve rahatlık içinde yerine getirir. Tüm bunlar insan bedeninin çok mükemmel bir tasarımın ürünü olduğunu göstermektedir. Bu tasarımın sahibi Yüce Allah'tır. Allah bir Kuran ayetinde yarattığı insanı bu gerçek üzerinde düşünmeye şöyle davet eder:

“Kemiklere de bir bak. Nasıl bir araya getiriyoruz. Sonra da onlara et giydiriyoruz.” (Bakara Suresi 259)

Kalp

 

İnsan vücudunun en hayati organlarından biri de hiç kuşkusuz ki kalptir. Kalp, vücudun en güvenli yerlerinden birine yerleştirilmiştir. En önemli organlardan olan kalp, yine özel bir tasarımla göğüs kafesinin içinde yer alarak dışarıdan gelecek darbelere karşı korunmuştur. Henüz anne karnındayken atmaya başlayan kalp, dakikada 70 ila 100 atışlık bir tempoyla yaşam boyunca hiç ara vermeden çalışır, her çarpma arasında sadece yarım saniye dinlenir ve bir gün içinde yaklaşık 10.000 kez atar. Bu rakamı, insan ömrünün uzunluğunu göz önüne alarak değerlendirirsek, karşımıza hesaplamakta oldukça zorlanacağımız bir rakam çıkacaktır. Yaklaşık 255 milyon.

Kalp, kirli ve temiz kanın birbirlerine karışmadan vücudun farklı bölgelerine pompalanmasını sağlayan dört farklı odacığıyla, emniyet subabı görevi yapan kapakçıklarıyla son derece hassas dengeler üzerine kurulmuş bir tasarıma sahiptir. Tüm bu özelliklerinde görüldüğü gibi kalpteki yapı bize ondaki kusursuz tasarımı yani yaratılmışlığı gösterir ve kendisini yaratanı tanıtır. O âlemlerin Rabbi olan Allah'tır. Allah bir Kuran ayetinde şöyle buyurur:

“İşte Rabbiniz olan Allah budur. Ondan başka ilah yoktur. Her şeyin yaratıcısıdır. Öyleyse O'na kulluk edin. O her şeyin üstünde bir vekildir.” (Enam Suresi, 102)

El

 

 Düğme iliklemek, yazı yazmak, yiyecekleri kesmek. Bunlar gibi sıradan gördüğümüz ama gerçekte çok zor olan işlemleri büyük bir beceriyle yürüten elimiz tam bir mühendislik harikasıdır. Elin en önemli özelliği birbirinden çok farklı kullanım alanlarında büyük bir verimle işlemesidir. Çok sayıda kas ve sinire sahip olan kollarımız şartlara göre elimizin kuvvetli veya yumuşak kavramasında yardımcı olur.

Görüldüğü gibi insan vücudu içinde çok sayıda hassas denge vardır. Birbirine tamamen bağlı çalışan sistemlerin, vücuttaki diğer sistemlerle olan kusursuz bağlantısı sayesinde insan, hayati fonksiyonlarını hiçbir aksama olmadan gerçekleştirebilmektedir. Üstelik bunları özel bir çaba göstermeden hiçbir zorlukla da karşılaşmadan yapmaktadır. Midesindeki sindirimin ne zaman başlayıp ne zaman biteceğinden, kalbinin ritminden, kanın vücuttaki gerekli yerlere tam da en gereken maddeleri taşımasından, görmesinden duymasına kadar çoğu şeyden insanın haberi dahi olmaz.

İnsanın vücudunda kusursuz bir sistem kurulmuştur ve mükemmel bir şekilde işlemektedir. Bu gökten yere her işi evirip düzene koyan Allah'ın yaratmasıdır. Allah insana kendi yaratılışı üzerinde düşünmesi gerektiğini şöyle hatırlatır:

“Ey insan! Üstün kerem sahibi olan Rabbine karşı seni aldatıp yanıltan nedir? Ki O seni yarattı, sana bir düzen içinde biçim verdi ve seni bir denge üzere kıldı. Dilediği bir surette seni tertip etti.” (İnfitar Suresi, 6-8)

Kutup Ayılarının Tüyleri

 

Kutuplarda yaşam çok zordur. Burada yaşayan canlılar, zor koşullara dayanıklı özel vücut sistemlerine sahiptirler. Bunlardan biri kutup ayılarıdır. Kutup ayısı, geniş tüylü pençeleri ve kaygan olmayan ayak tabanlarıyla buz üzerinde çok süratli koşabilir. Kutup ayılarının gözlerinde ise yaşadıkları ortama göre tasarlanmış bir yaratılış mucizesi bulunur. Özel bir göz kapağı filtresi. Bu zarımsı filtre bir tür güneş gözlüğü görevi görür ve kutup ayısını kar körlüğüne karşı korur. Bu soğuk ortamda en büyük problem ise canlının ısınmasıdır. Ama bu problem çok detaylı bir tasarımla çözülmüştür.

Kutup ayılarının derilerinin altındaki 10 santimlik yağ tabakası büyük bir ısı yalıtımı sağlar. Ancak esas tasarım kürkü oluşturan kılların yapısında gizlidir. Kutup ayısının kürkü uzun kılların kısa kıllarla çevrilmesiyle oluşur. Bu beyaz uzun kıllar aslında şeffaftır. Işığın bu kıllardan yansıması sonucu kutup ayıları beyaz görünürler. Bu uzun, elyaf kıllar içeri ısı alıp dışarı vermeyen ince optik tüpler gibi işlev görürler. Çevreden alınan ısıyı tamamen absorbe eder ve bunu hiç ısı kaybı olmadan ayının siyah renkli derisine aktarırlar. Bu kusursuz sistem sayesinde kutup ayısı soğuktan o kadar iyi izole edilir ki ısılara göre farklı renkler gösteren infraruj kamera ayıyı çevresindeki buzla aynı renkte gösterir. Tek istisna ayının dışarı soluduğu havadır. Kısacası Allah kutup ayısını içinde yaşadığı ortamın şartlarına en uygun şekilde yaratmıştır. Canlının bedenindeki harika tasarım üstün bir yaratılışın kanıtıdır.

 

Kartalların Gözündeki Tasarım

 

Binlerce metre yüksekte uçan kartallar, bu mesafeden yeryüzünü bütün detaylarıyla tarayacak gözlere sahiptir. Kartal gözü 300 derecelik geniş bir açıyla çevresini görür, bu sırada istediği görüntüyü de 6 ila 8 misli oranında büyütebilir. 4500 metre yüksekte uçarken 30 bin hektarlık bir alanı gözleriyle tarayabilir. 1500 metreden yer üzerindeki en küçük hareketi, en küçük renk farkını dahi algılayarak avını tespit eder. Bu keskin görüşü sağlayan kartalın retinasındaki ışığa duyarlı koni hücrelerinin sıklığıdır. Koni hücrelerine ışık geldiğinde ışıkla reaksiyona girerler ve gelen bilgiyi beyne aktarırlar.

İnsan gözündeki koni hücreleri ise kartalınkine göre daha seyrektir. Aradaki bu fark kartalın keskin görüş gücünü oluşturur. Bu sayede kartallar avlarını çok net algılarlar. Kartalın görüş keskinliğini avını bulabilecek şekilde belirleyen elbette kartalın kendisi değildir. Açıktır ki bu detaylı sistemi tasarlayan alemlerin Rabbi olan Yüce Allah'tır. Allah, kendi varlığının delillerini canlılarda görebileceğimizi bir Kuran ayetinde şöyle bildirir:

“Sizin için hayvanlarda da elbette ibretler vardır.” (Nahl Suresi, 66)

Sonuç

 

Bu film boyunca Allah'ın sonsuz delillerinden sadece az bir kısmını inceledik ve gördük ki Allah çevremizdeki ve bedenimizdeki her detayda varlığının kesin delillerini bize bildirir. Bu büyük gerçeği düşünmek ve hatırlamak Allah'ın yarattığı her insan için bir sorumluluktur. Allah bir ayette şöyle bildirir:

“Allah yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir bunların arasında durmadan iner. Sizin gerçekten Allah'ın her şeye güç getirdiğini ve gerçekten Allah'ın ilmiyle her şeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için.” (Talak Suresi, 12)

Allah'ın size verdiklerini bir düşünün. Hayatınızı sürdürebilmeniz için özel olarak yaratılmış tüm detaylarıyla ince ince planlanmış bir dünyada yaşıyorsunuz. Dünyaya gelmek için ve bu düzeni sağlamak için hiçbir şey yapmadınız. Sizin bu konuda hiçbir katkınız olmadı. Sadece bir gün gözünüzü açtınız ve kendinizi sayısız nimet içerisinde buldunuz. Görebiliyorsunuz, duyabiliyorsunuz, hissedebiliyorsunuz. Tüm bunların tek nedeni Allah'ın sizi yaratmayı dilemiş olmasıdır. Buna karşılık Allah'ın bizden istediği ise ona şükredici olmamızdır. Bir Kuran ayetinde şöyle buyrulur:

“Allah sizi annelerinizin karnından hiçbir şey bilmezken çıkardı ve umulur ki şükredersiniz diye işitme, görme ve gönüller verdi.” (Nahl Suresi, 78)


 

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
mp4
mp4
zip
zip
Akıl
Allah Korkusu
Evren
Medeniyet
Samimiyet
İman
youtube