BBP Bursa İl Başkan Yardımcısı Aziz Özkılıç'ın Türk İslam Birliği İle İlgili Düşünceleri
Sunucu: Şu anda Bursa Ulu Cami'deyiz. Hem Bediüzzaman Hazretleri’nin hem de rahmetli başkanımız Muhsin Yazıcıoğlu'nun mevlüt programı için buradayız. Şu anda Büyük Birlik Partisi yöneticileriyle birlikteyiz. Onların duygu düşüncelerini ve fikirlerini de almak istiyoruz. Buyurun Başkanım.
Aziz Özkılıç: Evet, bugün Türk-İslam dünyasının iki lider isminin seneyi devriyeleri tevafuk oldu. İkisini aynı anda aynı arada kutluyoruz. Öncelikle hem Üstad'a hem de liderimiz Sayın Muhsin Yazıcıoğlu'na Tanrı'dan Allah'tan rahmet diliyorum.
Bugün bu iki ismin ortak noktası, bu milletin değerlerinde buluşmasıdır ve millet de kendi değerlerinde buluşan bu isme sizin de gördüğünüz gibi mevlüt yapılan camileri, program yapılan mekanları tıklım tıklım doldurmakta ve onlara sahip çıkmaktadır. Dualarıyla onları tekrar yad etmektedir.
Muhsin Yazıcıoğlu, Büyük Birlik Partisi'nin kurucusudur. Ancak Muhsin Yazıcıoğlu, ülkücülerin koca reisi, Türk milletinin Muhsin Bey'i Orta Asya'nın ve Türk insanlığında baş kurdudur. Muhsin Yazıcıoğlu'nun en büyük özelliklerden bir tanesi, milletin karşısındaki ve milletin üstündeki hiçbir gücü kabul etmemesidir. O milletin değerlerinin mecliste temsil edilmesi gerektiğine inanmış Türk milletinin değerlendiğini tekrar özünün kendisine kavuşturulmasıyla ilgili bunu kendine şiar edinmiştir. Bu uğurda çocukluğundan beri mücadele vermiş büyük bir Türk lideridir. Aynı zamanda fikir adamıdır ve aksiyon adamıdır. Muhsin Yazıcıoğlu inandığı değerler uğruna 7,5 yıl işkence görerek çok küçük hücre denilen yerlerde kalmasına rağmen, diğer insanların yaptığı gibi devletini de hiçbir zaman başka yerlere başka mercilere şikayet etmemiş, bundan bizar olduğunu hiç izah etmemiş, yine devletine sahip çıkmıştır ve nihayet yedi 1,5 sonra da ona içeri koyan devleti demiştir ki “pardon özür dileriz” demiştir ama o bu Allah'ın bir takdiridir demiştir ve dışarıda mücadelesine devam etmiştir.
Onun mücadelesi kısaca şudur; Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar kaynaşmış bütünleşmiş birleşmiş bir Türk İslam dünyasıdır. O, çağımızın Yesevisi ve Alperen'iydi. Bizim Türk dünyasının, Türk milletinin ayakta kalmasının en önemli saiklerinden biri, bir kurumu da Alperenlik kurumudur. O bu millete yeniden Alperenliği, Türk-İslam davasını, Nizam-I Alem ve ilahi kelimetullah ülküsünü hatırlattı. Bu uğurda canını verdi ama gördüğünüz gibi arkasından bizler binlerce Alperen onun bırakmış olduğu bayrağı ona yakışır bir şekilde taşımaya gayret ediyoruz. Allah izin verirse de nefesimizin yettiği yere kadar da taşıyacağız. Bu bir Allah davasıdır. Bu bayrak davasıdır, vatan davasıdır, millet davasıdır. Nasıl Ahmet Yesevi Hazretleri Orta Asya'dan bu çerağı attıysa onun müritleri Anadolu'nun ve Türk-İslam dünyasının her bucağında bu ocağı yaktıysa Muhsin Yazıcıoğlu'nun yoldaşları, arkadaşları ve geride bıraktıkları Türk-İslam Alperenleri, Türk-İslam ülkücüleri de aynı hizmete, aynı göreve devam edeceklerdir.
Ben buradan büyük milletimize şunu söylüyorum; bu insanımızın davasına sahip çıkarsanız herkese de örnek olsun diye söylüyorum, bu milletin değerlerine sahip çıkarsanız işte bu millet de sizi unutmaz. Biz ölümden sonraki hayata inanan insanlarız, biz Müslümanlarız ve biz arkamızdan da bu kadar insanın dua etmesini isteriz. İşte bugün Muhsin Yazıcıoğlu'nun ve Üstad’ın arkasında milyonlarca insan dua ediyor. Bu dua bile ödüllerin, hediyelerin en büyüğüdür. İnşaAllah Muhsin Yazıcıoğlu bugün Türkiye'nin her yerinde anılıyor, Ankara'da kabri başında anılıyor. Her yıl daha da artarak anlayacağız ve anacağız.
Sunucu: Sayın Başkanım, Bediüzzaman Hazretleri'nin bir hedefi vardı, İttihad-ı İslam'dı. Muhsin Başkanımızın bir hedefi vardı, Türk-İslam Birliği'ydi. Esasında aynı şeydir. Gün geçtikçe bu hedefe doğru yaklaştığımızı düşünüyoruz. Siz bu konuyla ilgili ne diyeceksiniz?
Aziz Özkılıç: Tabii şimdi Allah-u Teala bu konuyu da bize biliyorsunuz müjde vermiştir. Nihayetinde bu hedefe varacak. Ancak biz bugünkü şartlarda bu hedefe varır mı varmaz mı diye bakmıyoruz. Muhsin Yazıcıoğlu da bize bunu öğretmişti. Biz bu yolda elimizden gelen neyse bunu yapmakla mükellefiz. Yani biz seferle mükellef insanlarız. Zafer Allah-u Teala'nın bileceği bir iş. Vakti gelmişse verecektir, vakti gelmemişse bekleyecektir.
Ancak biz Muhsin Yazıcıoğlu'ndan şunu öğrendik; yorulmak yok, bıkmak yok, usanmak yok, Allah'a dayanacağız ve yürüyeceğiz. Elimizden ne geliyorsa gücümüzün son damlasına kadar 20 yıldır yaptığımız gibi bugün de yapmaya gayret edeceğiz. Yanlış söylemeyeceğiz, yalan söylemeyeceğiz, hata yapmamaya gayret edeceğiz. Ve yine rahmetlinin dediği gibi insanlara değil, maddeye değil Allah'a dayanacağız, devam edeceğiz.
Tabii ki Muhsin Yazıcıoğlu'nun az önce söylediğim gibi, en büyük rüyası Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kaynaşmış, birleşmiş bir Türk dünyasıydı, Türk İslam dünyasıydı. Bakın, Lübnan'dan bombalar düşünce mavi emzikli bir bebek vardı. Mavi emzikli bebeğin evine gitti Muhsin Yazıcıoğlu. Hem Lübnan hem Türkiye Cumhuriyeti Devleti gitme, senin güvenliğini sağlayamayız demesine rağmen o dedi ki, “ben oraya gideceğim. Bugün benim Müslüman kardeşlerim bomba altında inlemekte ben orada olacağım” dedi ve gitti. O Lübnan'ın o şehrinde üzerine düşen vazifeyi yaptı geri geldi.
Saray Bosna'da Sırplar zulüm uygularken kapısı ve bacası olmayan bir helikopterle Kosova'ya kadar gitti yardım götürdü. Yine o Ebu'l-Feyz Elçi Bey son nefesini verdiğinde yanında olan tek Türk devlet lideriydi. Onun için Muhsin Yazıcıoğlu böyle biriydi, böyle hedefleri vardı, böyle idealleri vardı ve biz aynı hedef ve ideallerde inşaAllah devam edeceğiz. Yürümeye azim ve gayretliyiz. Allah izin verirse de bizden sonraki kuşaklarda bu davayı devam ettirecekler. Bu bitmeyecek ve inmeyecek bir bayraktır. Bu dava devam edecek Allah'ın izniyle.
Sunucu: Allah razı olsun, sağ olun. Her iki şehidimize de Allah'tan rahmet diliyoruz. Sağ olun.
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500