DEĞERLİ MÜRŞİD-İ KAMİL MAHMUD SAMİ RAMAZANOĞLU HAZRETLERİ 2. BÖLÜM
Mahmud Sami Efendi, kendini yüce Allah'a ve Allah'ın kullarına hizmete adamış bir Hak dostudur. Hayatının her anında İslam ahlakına bağlı kalarak hizmet etmiş ve büyük bir şevkle çalışmıştır.
Mahmud Sami Efendi'nin Nasihatleri
Mahmut Sami Efendi, talebelerine birçok konuda nasihat vermiştir. Ancak, üzerinde en çok durduğu konulardan biri, insanın nefsiyle mücadele etmesi gerektiği olmuştur.
“İnsanın bir sureti, bir de sireti vardır. İnsan siretiyle, kalbiyle insandır. Kalıbıyla değil. İnsan kalıp olarak, ahsen-i takvim olarak yaratılmıştır. En güzel biçimde yaratılmıştır. Ama bu ahsen-i takvim oluşu kalbinin ihyasına bağlıdır. Kalbin ihyası da, dirilmesi de nefsin ölümüne, terbiyesine bağlıdır.” M. Sami Ramazanoğlu
Hoca Efendi, insanları şu sözleriyle Allah'a şükretmeye çağırmıştır:
“Bir insan bir kula hizmet ediyor, mukabilinde ücretini, mükafatını alıyor. Şu halde, mahlukattan mükafat alınırsa, Cenab-ı Hak için çalışan acaba mükafatsız mı kalır? Bir kimse bir puldan müteaddit, çok defalar ihsan görürse ona daima minnettar kalır ve hatırından çıkarmaz. Şu halde Cenab-ı Hakk'ın binlerce nimetini gördük, şükretmek lazımdır. Tefekkür edilmezse küfranın nimet, nimet inkar edilmiş olur.” M. Sami Ramazanoğlu
Mahmud Sami Hoca Efendi, bir sözlerinde dünyanın geçiciliğine ve ahiretin varlığına dikkat çekerken, boş zaman geçirmemeleri için inananları şöyle uyarmıştır:
“O halde akıllı kimseye yakışan odur ki, iyi insanlarla sohbeti tercih etsin, gece ve gündüz ahirete hazırlansın, mal ve makama aldanmasın ve uzun uzun emellerle Allah'tan uzaklaşmasın. Zira dünya fanidir, geçicidir ve dünyanın üzerindeki herkes de fanidir. Öyleyse her an ve her zaman Allah'tan korkunuz.” M. Sami Ramazanoğlu
Büyük İslam alimlerinin Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazretleri ile ilgili sözleri
Büyük Alim Gönenli Mehmet Efendi, Mahmud Sami Hoca Efendi'yi şöyle anlatır:
“Bütün zalimler bir araya gelse, gökyüzünden onu yere atsalar yine ayakları üzerine düşer. Hiçbir zalim ona bir şey yapamaz. Zira Cenab-ı Hak tarafından teyit edilen bir vazifesi vardır.”
Bediüzzaman Hazretleri'nin Mahmut Sami Hoca Efendi hakkında sözlerini Yazar Taha Kılınç şöyle aktarıyor:
“Bediüzzaman Hazretleri, doğudan gelen hemşerilerinin tasavvuf yoluna intisap etme arzularını izhar ettiklerinde, onlara adres olarak sadece Sami Efendi Hazretleri’ni gösterir ve eklerdi. ‘İrşad'la görevli kişi Sami Efendi'dir. Ona gidiniz. Biz sadece iman hakikatlerini yazmak ve yaymakla memuruz.’”
Şeyh Esad Erbili'nin halifelerinden Ali Yekta Efendi de Mahmud Sami Hoca Efendi'yi şöyle anlatır:
“Kelami dergahının en feyizli günlerinde oraya devam eden pek çok ulema ve fuzela vardı. Fakat Sami Efendi o zaman pek genç olmasına rağmen bugünkü gibi kamil ve hal sahibiydi.”
Mahmud Sami Hoca Efendi'nin Bediüzzaman Hazretleri ile olan bir anısını Osman Şevket Yardım Edici Hoca Efendi şöyle anlatıyor:
“Mahmud Sami Hoca Efendi, Bendeniz Kelami dergahında hizmet ederken, Bediüzzaman Hazretleri başında poşusu, efevari bir kıyafetle ziyarete gelirdi. Bediüzzaman Hazretleri o zaman gençti. Esad Efendimiz'e sorular sorardı. Cevabını alınca, ‘Allah-u Ekber’ der, hemen ayağa kalkardı. Esad Efendi'den Kadiri dersi aldı. Bir defasında Bediüzzaman gittikten sonra Esad Efendi, ‘bu genç, gençlere hizmetle görevli. İstikbalde gençlere iman davasında çok büyük hizmetler yapacak. Ama hala kendisi bunu bilmiyor, kendisine söylenmedi’ dedi.”
Bediüzzaman Hazretleri'nin 12 vekilinden biri olan Muhterem Sungur Ağabey anlatıyor.
“Esad Efendi için üstadın, ‘Evliyayı Azimeden’ dediğini ben bizzat işittim dedikten sonra şu hatırayı anlattı: Sami Efendi'nin talebelerinden Safranbolu'lu Nuri Efendi, üstadı ziyaret etmişti. Üstad ona, ‘ben senin yaşındayken Kelami dergahında Esad Efendi'yi ziyaret ederdim. Bazı meselelerde itiraz ederdim. Oradaki halifelerden bazıları bundan gocunurlardı. Bir gün yine böyle bir şeyden sonra bana kızan bir talebesine şöyle demiş,’ ‘Said'e dokunma, dokunma! O, ilerinin İmam-ı Rabbani'si olacaktır.’”