Adnan Oktar'ın 10 Aralık 2017 tarihli A9 TV röportajından
Dünyada sizin gibi bir grup var mı?
İZLEYİCİ SORUSU: Dünyada sizin gibi bir grup var mı?
ADNAN OKTAR: Severim ben senin güzelliğini, candanlığını. Tessettürü çok güzel olmuş. Aferin benim güzelime. Çok yakışıyor genç kızlara tessettür. Ne bileyim ben, çok hoşuma gidiyor. Onlar öyle görünce. Uzun pardösü, başörtüsü, çok şeker duruyorlar. Aferin benim canıma.
Darwinizm ile uğraşan tek grubuz. Darwinizm’i yenen tek grubuz. Homoseksüellikle mücadele eden tek grubuz. İman hakikatlerini, Kuran mucizelerini dünya çapında bu kadar yayan tek grubuz. PKK ile ve komünizm ile mücadele eden, ilmi anlamda mücadele eden tek grubuz. İttihad-ı İslam'ı bu kadar çaplı ve geniş, ısrarlı, kararlı, dünya çapında anlatan tek grubuz, Mehdiyet’i ve İsa Mesih (as)’ın inişini detaylarıyla, delilleriyle, 1200 yıldan beri anlatılmadığı şekliyle anlatan tek grubuz, sevgiyi dünyada ısrarla anlatan, savunan tek grubuz. Dolayısıyla hayır işlerinde hep önde olmaya gayret ediyoruz.
Mesela Türkiye'de de İslam, din, mukaddesat aleyhine bir yazı çıktığında onlarla ilgili dava açan tek grubuz. Kimse o davalarla ilgilenmiyor, bir tek biz ilgileniyoruz. Kadın haklarını savunan, kadınların üstünlüğünü, güzel ahlakını açık açık öven, anlatan yine tek Müslüman grubuz. Feministler falan da bu konuyu halledemiyorlar, anlatamıyorlar. Ama en kapsamlı, en rahat, en detaylı, en vurucu ayete ve diğer kaynaklara, İncil'e, Tevrat'a dayandırarak kadın haklarını ve kadın sevgisini anlatan tek grubuz.
Mesela 300'ün üzerinde kitap, 10 binlerce internet sitesi, çünkü bir tek bana değil, arkadaşlarıma ait de siteler var.
-Ücretsiz kitap dağıtılması.
ADNAN OKTAR: Evet. Ücretsiz kitap, adam kimse ücretsiz kitap dağıtmaz. Olacak iş değil.
-Belgeseller, konferanslar, telif hakkı almıyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Milyonlarca tabii. Konferans yapan var ama konferansı kendi kafalarına göre yapıyorlar. Mesela bizim yaptığımız konferansta, Mehdilikle ilgili yaptığımızda tam net deliller anlatıyoruz. Darwinizm’le ilgili oldu mu yerle bir ediyoruz. Adam konferans yapıyor, Darwinizm’le ilgili, ortalı. Darwinist’ler de bir şey söylüyor, karşıtları da bir şey söylüyor, ortada bırakıyorlar. Halbuki biz konferans yaptığımızda konuyu tam net vuzuhada kavuşturup açık delillerle neticelendiriyoruz. Fosilleri ortaya çıkartıp Darwinizm’i tarihe gömmek sadece bize ait oldu. Türkiye ve dünya fosil diye bir şey bilmiyordu. Bütün dünyada fosilleri tanıtmak, fosilleri sergilemek ve fosillerle bilimsel delillerle Darwinizm’i çürütmek bir tek bize mahsus bir şey.
Tek bir proteinin tesadüfen olamayacağını dünya bilmiyordu, hiç kimse bilmiyordu. Bilen de anlatamıyordu, kapalı biliniyordu. Çok küçük bir çevre içinde biliniyordu bu. Bütün dünyaya bir proteinin tesadüfen olamayacağını anlatan ilk biz olduk.
Mesela başörtüsü hadisinin geçersizliğini bin yıldan beri kimse fark edemedi. Nur Suresi’nde başörtüsüyle ilgili ayet olmadığını kimse fark edemedi, biz anlattık. Herkesin de kanaati geldi.
Mesela kırk yıldan beri ben hiç tatile çıkmıyorum. Bu bir rekordur, bunu kimse yapmaz. Bana mahsus. Bize mahsus bir şey, evet. Bayram, kar, çamur, darbe, hiçbir şey beni engellemedi. Darbe oluyor yine buradayım. Darbeyi yatıştırmakla uğraşıyoruz. Kar, çamur, buz, bayramın birinci günü buradayız. Bayramın birinci günü bakıyorsun herkes ortada yok birçok kişi. Kimi memleketinde kimi bilmem nerede, ama ben mutlaka buradayım.
Allah yolunda malını canını tamamen Allah'a adayan insan çok nadir olur. Bizim arkadaş grubumuzun tamamında bu var. Üzerine tek bir malı olmayan bir insan olmaz. Hiç olmazsa bankada 3-5 kuruş parası olur. Dilencinin bile bankada parası oluyor torbayla. Evinde bir şeyler çıkıyor, değil mi? Bende bak hiç yok mal. Hiç. Üzerime kayıtlı dünyada hiçbir şey yok. Mesela hiç kimsenin etrafında bu kadar güzel genç kız olmaz dünyada. Bu kadar tutkuyla onu seven. Vardır da, parayla getirilmiş, kadınlarla alakası yok, her birinin dünyası ayrı. Onlar da üç beş kişi, profesyonel kişiler. Ama burada hepsi üniversite mezunu, hepsi güzel ahlaklı, hepsi dindar ve bana tutkuyla, aşkla bağlı insanlar. Bu hiç görülmemiş bir şey. Bin yıl geriye bile gitsem görülmemiş bir şey. Mesela hiçbir kadın, burada hiçbir genç kız birbirini kıskanmıyor. Her yerde, birçok yerde kan gövdeyi götürüyor. Acayip kıskançlık oluyor.
Bütün Türkiye'yi duvarları olmayan üniversite haline getirdik. Her yere kitaplarımız gitti. Her yerde konferanslar yapıldı ve halen de devam ediyor. Bütün Türkiye'yi vatan sathını mektep haline getirdik.
Kuran Müslümanlığı Bizim vesilemiz de bütün Türkiye çapında anlaşıldı. Mesela bu homoseksüel renkler falan her yere yayılıyordu. Bu homoseksüel renklerin kullanımını ve homoseksüel propagandasını durdurttuk Türkiye'de.
İngiliz Derin Devleti hakkında 200 yıldır bir sessizlik vardı. Kimse sesini çıkartmıyor ve çekiniyordu. Ben, Allah razı olsun arkadaşlarımla, aslanlar gibi kapıyı gümbür gümbür kırıp-açtık. Ve o yoldan bak şu an 500'ün üzerinde Türk yazar İngiliz Derin Devletinin aleyhine açıklama yaptı. Tayyip Hocam da açıklama yaptı, Devlet Bahçeli açıklama yaptı, Yiğit Bulut, defalarca açık açık söylediler.
Mesela bu İngiliz Rumiliği, İngiliz Şiiliği, İngiliz Sünniliği kavramlarının ne olduğunu anlattık. Ve Ateist Rumiliğin tehlikesine net önlem aldık.
Adamlık dinini deşifre ettik. Adamlık dini bilinmiyordu, bütün dünya öğrendi. Hüzün ve romantizmin İslam'da yeri olmadığını anlattık, duygusallığın. Adamlar hüngür hüngür ağlayın diye birbirine ders yapıyorlardı. Biz bu mantığın İslam'a, Kuran'a uygun olmadığını bütün herkese anlattık.
Gelecek korkusunun haram olduğunu herkese anlattık. Kıbrıs'ı bazı kişiler gözden çıkartmıştı. Kıbrıs'a 2 uçak dolusu, bak 2 uçak dolusu akademisyen götürdük. Mehter takımını da götürdük. Kıbrıs yıkıldı ve elhamdülillah Kıbrıs kurtuldu ondan sonra. Rauf Denktaş'ı “Ceddin Deden”le karşıladık. Moraller gitmişti. Annan planı, işte Annan pilavı diyerekten, Nazım Hocam diyordu ya.
İman hakaretlerini sürekli gündemde tutmak, iman hakaretlerini herkese öğretmek, anlatmak yine bizlere nasip oldu. O yönleriyle tabii ki Allah bizleri nimetlendirdi, elhamdülillah.
Ben güzel yüzüğümü bir daha göreyim.
-Dünyada sizin gibi bir gurup var mı?
ADNAN OKTAR: Canımın içi keşke olsa, keşke görsek ama benim gördüğüm yok. Olsa ben hemen peşlerinden giderim. Zaten niye bekleyeyim, ne güzel, hemen tabi olurum. Ama görüyorsunuz, delilleriyle sayıyorum. Bu anlattıklarımı herkes gördü, herkes yaşadı. Fiilen, açık-alenen görülen deliller bunlar. Ki bir kısmı şu anlattıklarım, yani sabaha kadar da anlatırım.