"Hz. İsa Gelecek" belgeselinden.
HZ. İSA’NIN DOĞUMU
Tarihi kaynaklarda yer alan bilgilere göre, Hz. İsa, M.Ö. 7-6 yıllarında, Filistin'in Bethlehem kentinde dünyaya geldi.
Doğumdan sonra Hz. Meryem, tek başına çekildiği ıssız bölgeden Hz. İsa ile birlikte döndü.
Bu durum karşısında kavmi içindeki bazı inkarcılar ona inanmayarak son derece çirkin iftiralarda bulundular.
Ancak Hz. Meryem bu durum karşısında hemen Allah’a sığındı; Allah’ın kendisine yardım edeceğini bilerek tevekkül etti. Allah, Hz. Meryem’i ve Hz. İsa’yı mucizelerle destekledi. Henüz beşikte olan Hz. İsa, Allah’ın dilemesiyle, insanlarla konuştu. Bu büyük mucize, Kuran’da şöyle haber verilmektedir:
Bunun üzerine ona işaret etti. Dediler ki: "Henüz beşikte olan bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz?" İsa dedi ki: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. Allah bana kitabı verdi ve beni peygamber kıldı. Nerede olursam olayım beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe bana namazı ve zekatı vasiyet etti. Anneme itaati de. Ve beni mutsuz bir zorba kılmadı. Selam üzerimedir; doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım gün de." (Meryem Suresi, 29-33)
Hz. İsa’nın dünyaya geldiği dönemde Filistin, Roma imparatorluğunun baskıcı yönetimi altındaydı.
Musevi toplumunun içinde, dini farklı şekillerde yorumlayan birçok mezhep ortaya çıkmıştı. İnsanların büyük çoğunluğu, Allah'ın Hz. Musa'ya vahyettiği hak dinden uzaklaşmış, batıl gelenekler ve çarpık inançlar toplum içinde yaygınlaşmıştı. Ayrıca putperest Helen kültürü de etkisini göstermeye başlamıştı.
Kısacası, Hz. İsa'nın gönderildiği dönem, İsrailoğulları'nın hem siyasi, hem ekonomik, hem de sosyal açıdan büyük açmaz içerisinde oldukları bir dönemdi. Bir yandan Roma boyunduruğu altında yaşamanın sıkıntısı, bir yandan da çeşitli inanç ve mezhep ayrılıkları vardı. Böylesine zorlu bir kargaşa ortamında Museviler, kurtuluş yolu bulmaya çalışıyor ve Allah’ın kendilerine göndereceği bir kurtarıcıyı bekliyorlardı.
Allah, Hz.İsa’ya, insanlara yol göstermesi ve onlara öğütler vermesi için yeni bir Kitap indirdi. Bu kutsal Kitap, İncil’di.
Hz. İsa, kavmini bir olan Allah'a iman etmeye, gönülden teslim olup Allah için yaşamaya, günahlardan ve kötülüklerden uzak durmaya davet etti. Onlara dünya hayatının geçiciliğini ve ölümün yakınlığını hatırlattı; ahiret gününde her insanın tüm yaptıklarıyla hesaba çekileceğini bildirdi.
Allah’ın dilemesiyle ve lütfuyla çeşitli mucizeler gerçekleştirdi:
Hasta ve sakat insanları, cüzzamlıları iyileştirdi…
Doğuştan kör olanların gözlerini açtı…
Ölüleri diriltti...
Hz. İsa’nın Allah’ın lütfuyla gösterdiği harikalar, pekçok insanın iman etmesine vesile oluyordu. Üstün ahlakı ve imanı ile tüm insanlara örnek olan Hz. İsa, gösterdiği mucizelerin Allah'ın izniyle gerçekleştiğini insanlara anlatıyordu.
İncil’de, Hz. İsa’nın, iyileşmesine vesile olduğu kişilere şöyle dediği yazılıdır: "İmanın seni kurtardı."
Ancak Hz. İsa’nın yaptığı tebliğe, gösterdiği üstün akıl, ahlak ve imana ve Allah’ın takdiriyle gerçekleştirdiği mucizelere rağmen bazı insanlar inkarlarında direndiler. Kendilerine menfaat sağlayan batıl inanışlarından kopup ayrılmak istemediler. Hatta, Hz. İsa gibi seçkin bir insan hakkında çeşitli iftiralar ortaya attılar. Onun aleyhinde birtakım tuzaklar kurdular.
Hani Meryem oğlu İsa da: "Ey İsrailoğulları, gerçekten ben, sizin için Allah'tan gönderilmiş bir elçiyim. Benden önceki Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra ismi "Ahmed" olan bir elçinin de müjdeleyicisiyim" demişti. Fakat o, onlara apaçık belgelerle gelince: "Bu, açıkça bir büyüdür" dediler. (Saff Suresi, 6)
Ancak, "...Allah, kafirlere mü'minlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez." (Nisa Suresi, 141) ayeti gereğince inkarcıların müminlere kurdukları tuzaklar bozulmaya mahkumdur. Hz. İsa’ya kurulan tuzak da bozulmuştur.