Adnan Oktar'ın 29 Ekim 2017 tarihli A9 TV röportajından
Hz. İsa’nın görevi ne ve şu an ne yapıyor? (İzleyici sorusu)
İZLEYİCİ SORUSU: Hz. İsa'nın görevini ne ve şu anda yapıyor?
ADNAN OKTAR: Güzel bir yüzlüm. Hz. İsa (as)’ın işin doğrusu Mehdi (as)’ı tasdik için geliyor. Ona vezir olarak geliyor. Bir manevi yönü olduğu için, hayret verici bir şey olduğu için, Allah'a söz verdiği için, bir elçi geldiğinde ona yardım edeceğim diye Allah'a söz veriyor. O sözünü yerine getirmek için Allah onu yeniden iki bin sene sonra geri getiriyor. İşin doğrusu pek tebliği yapmaz, yapamaz çünkü imkanı yok şu an. Onun en önemli görevi gizlenme görevidir, onu yapar. Ve gizli topluluklarla bir şey yapabilir. Gizli topluluklarla. Mesela ne olabilir? Masonluk olabilir, bunun içinde görev yapabilir. Tapınak şövalyelerinin için de görev yapabilir. İlluminati içinde görev yapabilir. Ve Hristiyan bazı tarikatlar içerisinde görev yapabilir.
Bir Hristiyan topluluğunun üyesiyle görüşmüştüm. Bu konu için buraya geldi, İstanbul'a geldi. Dedi ki: “İsa Mesih (as) geldi, bizim büyüklerimiz bunu söylüyorlar şu an” dedi. “Ama etrafa söylemeyin dediler” dedi. Bu bana boş bir laf gibi gelmedi. Makul geldi bana bunların sözü. İsa (as)’ı benzettikleri birisi duruyor demek ki, İsa (as)’ı benzettikleri bir şahıs. Onu koruyorlar şu an. Öyle büyük konuşmak gibi olmasın ama ben görsem tanırım. Kanaatim gelir. Ben mesela görsem beş dakikanın içinde anlarım, inşaAllah. Ama şimdi getirin bana gösterin.. hiç böyle bir şey demedim. Demem de. Ne yapacağım görüp. Yapacağım bir şey yok, katkım olamaz. Gizli olması daha iyi. Niye yerini öğrenip ortalığı velveleye vereyim.
Ama İsa Mesih (as)’ın bir özelliği var, çok şaşırtıcı olan bir özelliği, çok nadir, önemli dua eder ve duası yerinden gelir, hemen yerinden geliyor. Bu yönü çok vurucu ve şaşırtıcıdır. Mesela “Ya Rabbi, şurada Müslümanlara eziyet ediyorlar” diyor. “Orayı, mesela o beldeyi sars Ya Rabbi” diyor. Mesela orayı sarsar Allah. Örnek veriyorum. Veyahut bir beldede başka bir şey oluyor. Mesela Allah'a dua diyor. Mesela “Ya Rabbi oraya bir kasırga gönder” diyor. Mesela bu olur. Örnek olarak veriyorum, fili bir şey için söylemiyorum da, bunlar olur.
Bel’am Baura vardır tarihte geçen, belamcılık tabir edilir o, ben daha önce de anlatmıştım. O da öyleydi, her duası kabul oluyordu. Bir dua, nadir dua ediyor ama dua ettiğinde yerine geliyor. İsa Mesih (as) da öyle, nadir dua eder. Önemli konuda ama dua ettiğinde yerine geliyor. Kuran'a dikkatlice bakarsanız bunu görürsünüz, her duası yerine gelmiştir. Diğer peygamberlerde böyle bir husustan bahsedilmiyor. Mesela Nuh (as)'da var bu. Dua ediyor, yerine geliyor. Çok nadir peygamberde olur bu, duasının yerine gelmesi. Ama İsa Mesih (as)’da bütün duaları olmuş. Hangi dua ettiyse yerine geliyor.
İsa Mesih (as)’ın zihni çok açık, çok keskin bir zihni, aklı var. Ve şüpheci, kuşkucu değil. O yönü çok avantajlı onun için. Berrak düşünüyor imanı. Mesela Allah'ın varlığının delillerini yüz, iki yüz delili topluca düşünebiliyor. Düşünüp ona kesin kanaat getiriyor. Vesveseyle o imanı sarsmıyor. Kolay teksif oluyor. Duada da çok samimi dua ediyor. Çok samimi dua yerine geliyor, Allah'ın bir kanunu o. O hayrettir. Ayette ona da dikkat çekilir. Hani “için için” diyor ya Allah, candan. Çok iyi dua etmeyi biliyor İsa Mesih (as). Eğer insanlar onun bir sırrını öğrenmek istiyorsa, dua ustasıdır o. Mükemmel dua eder, yani çok iyi teksif olarak, dikkatini çok iyi vererek, mükemmel dua eder. O tarz dua edildiğinde de o dua yerine geliyor. Allah'ın bir kanunudur bu. Adetullah'tır, gizli bir kanundur bu. Allah'ın insanların bilmediği bir kanunudur. Yüzeysel ettikleri için duaları olmuyor birçok insanın. Haklı olan, doğru olan bir şeyde iyi teksif olarak doğru dua ederse olur o. Bu Allah'ın bir kanunu, Kuran'da bu açık açık anlatılıyor.
İsa Mesih (as) da berrak ve keskin bir akla sahip olduğu için çok ihlaslı ve samimi, dikkatli, konuyu tam anlatarak içten dua edebilen bir Peygamber. Bu duası olduğunda oluyor. Mesela ölü oluyor, acıyor ölüye, adamların haline acıyor. Allah'tan ölüyü diriltmesini çok candan istiyor. Ama iyi teksif oluyor, bir anlık dua değil o. Mesela özel bir yere çekilerek dua ediyor. Allah onun duasını kabul ediyor. Yapıyor yani, meydana getiriyor. Mesela dünya hakimiyeti de Mehdi (as)’ın duasıdır. Allah ona, o duaya icabet edecek, bunu göreceksiniz inşaAllah.
Bu konuyu dua bahsinde belki daha geniş anlatabiliriz, yazılı da anlatabiliriz ama şu an böyle yüzeysel anlattım.
Mesela diyor ki havariler, Maide Suresi 112'de: “Ey Meryem oğlu İsa, Rabbim bize gökten bir sofra indirebilir mi?” Halbuki onlar da dua edebilirler, değil mi? Ama bak diyor ki: “O da eğer inanmışlarsanız” niye bunu diyor? Çünkü imanlarına şüphe ediyor. İnanmışlarsanız der mi peygamber? Demek ki imanlarında bir hastalık var. “Allah'tan korkup sakının” diyor. Yani konuşmalarını normal bulmuyor. Bu sefer havariler “Allah'tan yemek istiyoruz, kalplerimiz tatmin olsun. Senin de gerçekten bize doğru söylediğini bilelim,” bak. Yani o ana kadar inanmıyor anlamına geliyor. Hem Allah'a inanalım diyorlar, hem de sana inanalım alenen bu anlama geliyor. Kapalı olarak söylüyorlar ama. Kalplerimiz tatmin olsun, iman ediyoruz ama zayıf diyor imanımız. Bir de “senin de gerçekten” bak “gerçekten” diyor kelimeye dikkat edin, “bize doğru söylediğini bilelim.” Ne malum diyor doğru söylediğin. Bu ne demek? İnkar, Allah esirgesin. “Buna şahitlerden olalım” demişlerdi. Yahova Şahitleri işte buradan geliyor. Bu kelimelerden, şahit. O Tevrat'ta da geçiyor. “Biz sana şahidiz” diyorlar şahitlik. Yahova, Allah'ın şahitleri.
“Meryem oğlu İsa: Allah'ım Rabbimiz bize gökten bir sofra indir, öncemiz ve sonramız için bayram ve senden de bize bir belge olsun, bizi rızıklandır, sana rızık verenlerin en hayırlısını demişti. Allah demişti ki: Şüphesiz ben bunu size indireceğim. Artık sonra sizden kim inkar ederse,” yani bak şu ana kadar bir inkar var diyor, Allah tasdik ediyor, “Ben onu gerçekten alemlerden hiç kimseyi azaplandırmayacağım gibi azapla azaplandıracağım.” Çünkü münasebetsiz bir direnç var. Sonra da İsa Mesih (as) biliyorsunuz dua ediyor. Dua ettiğinde yan odaya geçtiklerinde o devrin kapları, o devrin kaşıklarından oluşmuş klasik bir sofrayla karşılaşıyorlar. Aslında gökten inen bir sofra, Allah'tan iniyor. Allah yaratıyor ama aklının ihtiyarını almıyor. Hz. İsa (as)’ın da aklının ihtiyarını almıyor. Çünkü pencereden biri girip yapmış olabilir. Yahut İsa (as) içeride otururken talebelerinden birileri gelip sofrayı hazırlamış olabilir. Aklın ihtiyarını almıyor o yüzden. Talebeleri iman etti mi ondan sonra? Yine imanları zayıftı. Yani bilmiyorum, Allah bilir ama ona ait pek bir ifadeye rastlamadım. Fakat ayette “onlardaki inkarı sezince” diyor İsa Mesih (as) için. Zayıflar benim gördüğüm, imanları zayıf.
Zor durumdaydı. Mesela işte orada Allah ona öyle bir güç de vermiş İsa Mesih (as)’a İncil'deki ifadeye göre. İstediğinde madde olmaktan çıkabiliyor Allah'ın dilemesiyle. Ama o bir tabii dua, dua etmiş oluyor. Ve duayla da sebebe sarıldığında madde olmaktan çıkıyor. Bir anda orada girenler yoklukla karşılaşıyor, kimse yok, İsa Mesih (as)’ın. Belki o bir saniye sürdü, yani girdi, geri geldi, iki bin yıl geçmiş olabilir. Yani girmesiyle çıkması bir olmuştur, ama iki bin yıl geçmiştir.
Mesela diyor ki: “Sonra öğrenciler tek başlarından İsa Mesih (as)’a gelip, biz cini neden kovmadık diye sordular. İsa (as): İmanınız az olduğu için karşılığını verdi.” Yani cin çağrılırken bile samimi iman gerekir. “Size doğrusunu söyleyeyim, bir hardal tanesi kadar imanınız olsa, gerçekten samimi iman etseniz, şu dağa, buradan şuraya göç et derseniz dağa, şuradan şuraya git derseniz dağ, dağ canlıdır ve göçer, sözünüzü dinler. Sizin için imkansız bir şey imkanlı hale gelir” diyor. “Bu olur” diyor. “Ama iman etmediğiniz için bu olmaz” diyor. Yoksa dağlar hakikaten şuurlu. Söylesen gider. Allah'ın dilemesiyle. Ama imanlı olmak gerekiyor. Hatta dağa diyor: “Denize atla dersen denize bile atar kendini dağ” diyor. “Ama gerçek iman gerekir” diyor.