HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. İmtihanın Sırrı - II -

İmtihanın Sırrı - II -

Harun Yahya
2506
27 Mayıs, 2018
HD Belgeseller
Kuran Ahlakı ve Derin Düşünmek

İmtihanın Sırrı - II –

 

Çoğu genç insan üniversite sınavını hayatının dönüm noktası olarak tanımlar. Çünkü geleceklerini bu 3-4 saatlik imtihanın sonucuna göre belirleyeceklerini düşünürler. Bu nedenle yıllarca çalışır, uykusuz kalır, pek çok sosyal faaliyetten, tatil ve eğlenceden uzak durup kendilerini sadece derslerine verirler. Tek amaçları üniversitede istedikleri bölüme girebilmektir. Bu amacı ulaşabilmek için büyük bir sabır ve kararlılık gösterirler.

Aynı şekilde hayattaki en büyük amacı güzel bir ev sahibi olmak olan bir kişi düşünün. Bu evi elde etmek için önce yeteri kadar maddi güce sahip olması gereklidir. Bunun için gece gündüz demeden önce iyi bir iş sahibi olabilmek, sonra mevkisini yükseltebilmek, dolayısıyla maddi kazancını arttırabilmek için çalışıp çabalar. Ancak uzun süreli ve özverili bir çalışmadan sonra istediği evi satın alması mümkün olur. İnsanın bir hedefine ulaşabilmesi için kimi zaman yıllarca süren bir çaba, kararlılık, bir dirayet göstermesi gerekebilir. Bunu yaparken hedefi uğrunda pek çok şeyi göze alması, zorluklara sabretmesi kaçınılmazdır. Toplum içinde itibar, şöhret ve belli bir kariyer elde etmek isteyenler de aynı dirayeti göstermek zorundadır. Hedef ne olursa olsun çaba gerekir.

Benzer şekilde eğer kişi sonsuz hayatını kazanmak, ebedi mutluluğa erişmek istiyorsa, dünya hayatında bu hedefi için çabalamalıdır. Hayat, gerçekte Allah'ın bizleri sınamak ve eğitmek için yarattığı geçici bir süredir. İnsan bu süre boyunca düşünmeli ve Allah'ı tanımalıdır. O'nun hükümlerine uymalı ve yaşamı boyunca sadece O'nun rızasını aramalıdır. Hayatı boyunca başına gelen her şeye en güzeliyle karşılık vermeli, sabretmeli ve güzel ahlak göstermelidir. Her şey Rabbimizden gelen bir denemedir. Mümin bu bilinçle baktığı için başına gelenlerden zevk alır. Her şeyi neşe ve şevkle karşılar. Bu ise dünyadaki imtihanın müminlere has olan bir sırrıdır. Şüphesiz bu sırrı kavrayan insan güzel bir karşılık görecektir.

İnsanın yaratılış amacını öğrenebileceği kaynak Kuran'dır. İnsana dünya hayatı boyunca nasıl bir ömür geçirmesi gerektiği Kuran'da şöyle bildirilir:

Şeytandan Allah'a sığınırım: “Bizim sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve gerçekten bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?” (Müminun Suresi, 115)

İnsanın yaratılış amacı Allah'a kulluk etmektir. Allah Kuran'da şöyle bildirir:

“İnsanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariyat Suresi, 56)

 Yalnızca Allah'a ibadet etmek için yaratılan insanın önünde ortalama 60-70 yıllık kısa bir ömür vardır. Bu ömür tıpkı bir kum saatinde olduğu gibi hiç durmadan akmaktadır. İnsan ahirete doğru sürekli bir geri sayım içinde yaşamaktadır. Herkes kendisi için belirlenmiş bir süre kadar yeryüzünde kalacaktır. Bu vaktin bilgisi sadece Allah katında saklıdır. Dünya üzerindeki her şey zamanı geldiğinde yok olacaktır. Kuran'da bu apaçık olan gerçek şöyle bildirilir:

 “Dünya hayatı, ahiretteki sınırsız mutluluk yanında geçici bir metadan başkası değildir.” (Ra’d Suresi, 26)

Sonsuz ahiret hayatının yanında dünya hayatı çok kısadır. Çünkü dünya üzerinde her şey eskimeye, yaşlanmaya ve yok olmaya doğru ilerlemektedir. Zaman herkesi ve her şeyi mutlaka tahribata uğratmaktadır. Bu geçici dünyaya bağlananlar çok büyük bir kayıp içindedirler.

Kişinin sadece iman ettim demesi kesinlikle yeterli değildir. İnsan karşılaştığı olaylar karşısında gösterdiği ahlak ve tavırlarla denenmektedir. İmanını tavırlarıyla da göstermelidir. Çünkü kıyamet gününde gizli ya da açık hayatına dair her şey ortaya dökülecektir. Çok hassas bir hesap yapılacaktır. Bu hesapta insanlar Nisa suresi 49. ayette belirtildiği gibi “bir hurma çekirdeğindeki iplikçik kadar bile haksızlığa uğratılmayacaktır.” İyilikleri ağır basanlar sonsuz güzelliklerle bezenmiş cennette ağırlanacaktır. Kötülüğü ve zulmü yol olarak benimseyenler sonsuz cehennem azabıyla karşılık bulacaklardır. Çünkü Allah bu kısa hayatı iyi ve doğru olanları diğerinden ayırt etmek için yaratmıştır. Mülk Suresinde bu gerçek şöyle bildirilir:

“O, amel bakımından hanginizin daha iyi olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı.” (Mülk Suresi, 2)

Dinden uzak insanların yanılgıları bu dünyadaki hayatı kalıcı zannetmelidir. Burada bir denemeden geçirilmekte olduklarını unutmalarıdır. Dünyada gaflet içinde yaşayan insanların akıllarını çelebilecek pek çok güzellik ve süs vardır. İnsanlar genellikle doğdukları andan itibaren kendilerine süslü görünen bu değerleri elde etme hırsına yönlendirilirler. Allah, insanları dünyaya hırsla bağlayan bu süsleri Kuran'da şöyle haber vermiştir:

 “Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu şehvet, insanlara süslü ve çekici kılındı. Bunlar dünya hayatının metaıdır. Asıl varılacak güzel yer Allah katında olandır. De ki, size bundan daha hayırlısını bildireyim mi? Korkup sakınanlar için Rabbinin katında, içinde temelli kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler, tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır. Allah kulları hakkıyla görendir.” (Ali İmran Suresi, 14-15)

 Dünyaya ait her türlü süs mutlak surette yok olacaktır. Zenginlik, güzellik, eşler, evler, mücevherler, makam, ün, kariyer ve diğerleri geçici bir oyalanmadan başka bir şey değildir. Fakat insanların büyük bir bölümü bunların geçici olduğunun farkına varmaz. Kimi sürekli daha çok mal toplamaya, kimisi insanlar tarafından daha çok itibar görmeye çalışır. Kimi daha güzel veya yakışıklı bir eş bulmaya, kimi de işlerinde en başarılı kişi olarak tanınmaya çabalar. Tüm bunlara öyle büyük bir hırsla bağlanırlar ki sonsuz ahiret hayatını tamamen unuturlar. Ölümden sonrası için bir hazırlık yapmayı düşünmezler.

Bunu şöyle bir benzetmeyle anlayabiliriz. İki insan düşünün. Bunların ikisine de çok yüklü bir sermaye verilsin. Ne şekilde harcayacaklarının kararı da kendilerine bırakılsın. Bu kişilerden biri elindeki bütün imkanları hoyratça saçıp savursun ve elinde hiçbir şey kalmasın. Kuşkusuz bu kişi çok büyük bir pişmanlık yaşayacaktır. Diğer kişi ise elindeki sermayeyi kalıcı ve insanlara faydalı yatırımlar için harcasın. Elde ettiği tüm güzellikler hem kendisi hem de insanlık için bir kazanç olsun. İşte dünyada insana verilen mal, mülk, ün, itibar, güzellik ve diğer pek çok nimette kişinin ahirete hazırlanması için tanınmış birer fırsattır. Bu dünya Allah'ın rızasını kazanmak için çaba harcanması gereken bir mekandır.

Bu nedenle de insan dünya hayatındaki her saniyesini çok iyi değerlendirmelidir. Yaptığı her işte Allah'ı en fazla nasıl razı ederim sorusunun cevabını aramalıdırlar. Dünyaya dalıp ahireti unutmamalıdırlar. Geçici bir yarar uğruna ahiretini gözden çıkarmamalıdırlar. İnsanın Allah'a döndürüldüğü zaman sonsuz güzelliklere kavuşmasının yolu budur.

“Her nefis ölümü tadıcıdır. Kıyamet günü elbette ecrileriniz eksiksizce ödenecektir. Kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa artık o gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı aldatıcı metadan başka bir şey değildir. Andolsun mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız bu emirlere olan azimdendir.” (Ali İmran Suresi, 185-186)

Salih müminler hayatlarının her döneminde bir takım zorluklarla karşılaşabilirler. Önemli olan da insanların bu zorluk anlarında Kuran ahlakının yaşamalarıdır. Her an Allah'ı zikretmeleri ve Allah'a şükretmeleridir. Her şeyde bir hayır ve güzellik olduğunu fark edebilmeleridir. Müslümanlar zor zamanlarda bile bu üstün ahlaktan taviz ermezler. Fakirlik, açlık, korku, mallardan ve canlardan eksiltme, hastalık, inkarcıların tehditleri, iftiraları ve tuzakları, Müslümanlar bütün bu durumlarda sabrederler. Ahirette bunun karşılığını daha güzeliyle alacaklardır. Bir ayette Rabbimiz bu konuyla ilgili olarak şöyle buyurur:

“Sizi dayanılmaz işkencelere uğrattıklarında Firavun ailesinin elinden kurtardığımızı hatırlayın. Onlar kadınlarınızı diri bırakıp erkek çocuklarınızı boğazlıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir imtihan vardı.” (Bakara Suresi, 49)

İman edenlerin bu zorluklar karşısında gösterdikleri üstün ahlak, onların ahiretteki derecelerini artırmaktadır. Bakara suresinde bu gerçek şu şekilde tarif edilmiştir:

“Andolsun biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz." Sabır gösterenleri müjdele. Onlara bir musibet isabet ettiğinde derler ki, ‘biz Allah'a ait kullarız ve şüphesiz O'na dönücüleriz.’ Rablerinden bağışlama ve rahmet bunların üzerinedir ve hidayete erenler de bunlardır.” (Bakara Suresi, 155-157)

İmtihanın sırrını kavramış bir Müslüman için zorluklara sabretmek en büyük güzelliklerdendir. Başına gelen zorluklar onun doğru yolda olduğunu gösteren birer işarettir. Bunlar onun şevkini, neşesini, mücadele azmini kat kat arttırır. Allah Kuran'da Müslümanlara karşılaşabilecekleri pek çok olayı önceden haber vermiştir. Cennete girebilmeleri için mutlaka geçmiştekilerin başlarına gelenlerle deneneceklerini de şöyle bildirmiştir:

“Yoksa sizden önce gelip geçenlerin hâli başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle bir yoksulluk, öyle dayanılmaz bir zorluk çattı ve öylesine sarsıldılar ki, sonunda elçi beraberindeki müminlerle, ‘Allah'ın yardımı ne zaman’ diyordu. Dikkat edin! Şüphesiz Allah'ın yardımı pek yakındır.” (Bakara Suresi, 214)

KADERE TESLİMİYET

 

Bu dünyada yaşanan imtihanın çok önemli bir sırrı daha vardır. Bu sırrı bilen müminler, zorluklara büyük bir şevk ve neşeyle sabır gösterirler. İşte bu sırrın özünde kader gerçeği vardır. Müslüman, Allah'ın her şeyi bir kader üzere yarattığını bilir. Başına gelenlerin sadece Allah'ın dilemesiyle gerçekleştiğinin farkındadır. En’am Suresi’nde yeryüzünde meydana gelen küçük büyük tüm olayların Allah'ın dilemesiyle gerçekleştiği şu şekilde ifade edilir:

“Gaybın anahtarları onun katındadır. Ondan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü o bilir. O bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez. Yerin karanlıklarındaki bir tane yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi ve her şey apaçık bir kitaptadır.” (En’am Suresi, 59)

Bu nedenle insanın imtihanı aslında başı ve sonu belli olan bir imtihandır. Geçmiş, gelecek ve içinde yaşadığımız an Allah'ın katında birdir. Hepsi olup bitmiştir. Biz ise bu olayları ancak zamanı geldiği zaman yaşayarak öğreniriz. İşte bu kader ilmi, inkarcıların vakıf olamadıkları büyük bir ilimdir. Müslümanların tüm zorluklara güzel bir sabır göstermelerine vesile olan da bu ilimdir. İman edenler başlarına gelen her şeyin bir kader üzere gerçekleştiğini bilmenin rahatlığını ve huzurunu yaşarlar.

“Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet hiç kimseye isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse onun kalbini hidayete yöneltir. Allah her şeyi bilendir.” (Tegabün Suresi, 11)

Bunların bilincinde olan bir Müslüman, karşısına çıkarılan görüntülerin sürekli değişmesini seyreder. Koltuğa oturup bir filmi izleyen kişinin rahatlığı içindedir. Kendisi için hazırlanmış olan kaderi güven ve sevinçle takip eder. Bu kader görüntüleri bazen ürkütücü, bazen güzel, bazen hareketlidir. Fakat imtihanın sırrını kavrayan bir kişi bunları iman zevki ve heyecanıyla izler. Ürkütücü görüntüler özel hazırlanmış görüntülerdir. En ince detayına kadar planlıdır. Ama sonuçta bunların tümü Allah'ın bilgisi dahilindedir.

Kader gerçeğini bilen bir Müslüman, başına gelen her türlü musibeti bir güzellik olarak görür. Bunları izlerken denemeden geçirildiğini bilir ve bunu anlayabildiği için çok büyük bir zevk alır. Bu denemeler karşısında gösterdiği güzel ahlakın Allah katında çok değerli olduğunun farkındadır. Bu, müminlere has bir zevktir. Onlar bu tip sıkıntılar karşısında hüzün, stres, acı, panik, korku gibi duygular yaşamazlar. Çünkü Allah'ın her şeyi Müslümanların hayrına çevireceğini bilirler. Allah bir ayetinde müminlere şu şekilde bildirmiştir:

“Allah, kafirlere müminlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez.” (Nisa Suresi, 141)

İşte müminler bunun güveni içinde yaşam sürerler. Dünyada her türlü sıkıntı ve zorlukla karşılaşabilirler. Mallarını kaybedebilirler, hastalanabilir, yaralanabilir, ölebilir veya öldürülebilirler. Ancak bunların hiçbiri Müslümanlar için bir şer değildir. Allah bunlarla iman eden kullarını denemeden geçirir. Gösterdikleri sabrın karşılığını da hem dünyada hem de ahirette kat kat fazlasıyla verir. Müslümanlar bu kısa imtihan dönemi sonucunda sonsuz bir cennet hayatı ile mükafatlandırılırlar.

“De ki, Allah'ın bizim için yazdıkları dışında bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim Mevlamızdır ve müminler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler.” (Tevbe Suresi, 51)

Müslümanlar Allah'ın yarattığı kadere tam teslim olurlar. Ama bu asla bir şey yapmayıp oturmak anlamında değildir. Durumu değiştirmek için gayret eder, çabalarlar. Ellerinden gelen her şeyi sonuna kadar yaparlar. Fakat buna rağmen sonuç değişmiyorsa bunda hayır görür ve teslimiyetli davranırlar. Allah'a dayanıp güvenen bir insanın hiçbir korku ve mahzunluk yaşamayacağını bilirler.

“Şüphesiz, bizim Rabbimiz Allah'tır deyip sonra doğru bir istikamet tutturanlar yok mu? Artık onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.” (Ahkaf Suresi, 13)

Bir insanın karşısına ne kadar büyük bir zorluk ve sıkıntı çıkarsa çıksın bu geçicidir. Örneğin bir kişi yapmadığı bir şeyle suçlanıp haksızlığa uğrayabilir. Ama gerçeğin ortaya çıkacağı bir zaman mutlaka gelecektir. Dünyada olmasa bile hesap günü onu haksızlığa uğratan kişiler mutlaka yaptıklarının karşılığını alacaklardır. O kişi de bu duruma sabrettiği için hesap günü güzel bir karşılık umabilecektir. Zaman hızla ilerlemektedir. Bu olay da göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir süre içinde son bulacaktır. Kuran'da Müslümanlar için her zorluğun yanında bir de kolaylık yaratılacağı haber verilmiştir:

“Demek ki gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır. Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır.” (İnşirah Suresi, 5-6)

İman eden insan Rabbimizin sonsuz adaletine güvenir. Zorluğun ardından gelecek kolaylığı bekler. Bunu yaparken içinde bulunduğu durumdan dolayı ümitsizliğe kapılmaz. Müslüman kaderin izleyicisi olduğunu bilir. Bu iman edenlere has bir sırdır. Bu sırrın gereği her şeyi büyük bir teslimiyet ve sabır içinde izler. Tabii ki elinden gelen çabayı sonuna kadar göstermek şartıyla. Sonuç ne olursa olsun teslimiyetlidir.

“Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır ve olur ki sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.” (Bakara Suresi, 216)

Bu yalnızca Allah'a samimi olarak iman eden ve kadere teslim olan insanların yaşayabilecekleri bir ruh hâlidir. Din ahlakından uzak yaşayan insanlar ise karşılaştıkları olaylarda kaderi teslimiyetsizdirler. Bu nedenle de ümitsizliğe, korkuya, heyecana kapılırlar. Bir türlü çıkış yolu bulamayacaklarını düşünürler. İşte bu anlar samimi Müslümanların diğerlerinden ayrıldığı zamanlardır. Zor anların Müslümanları üst üste gelen sıkıntılara ve zorluklara karşı şöyle cevap verirler:

 “Biz Allah'a ait kullarız ve şüphesiz O'na dönücüleriz.” ( Bakara Suresi, 156)

İnsan zorlukla karşılaştığında içinde iki farklı ses duyar. Bunlardan biri fedakarlığı, cesareti, güzel ahlakı tavsiye eder. Bu her daim Allah'ın dilediği şekilde davranmayı emreden vicdanın sesidir. Bu sesi dinleyen kişi Allah'ın en çok razı olacağı tavrı tercih edecektir. İkinci ses ise Yusuf Suresi’nin 53. ayetinde bildirildiği gibi “var gücüyle kötülüğü emreden” nefsin sesidir. Bu ses insana isyanı, fıskı, bencilliği ve korkaklığı fısıldar. Bu sesi dinleyenler kendilerine şeytanı dost edilmişlerdir. Şeytan insanları doğru yoldan engellemek için her türlü yolu deneyecektir. Şükretmelerine ve güzel ahlak göstermelerine mani olmaya çalışacaktır.

Bundan dolayı Müslümanların bir zorluk karşısında hemen vicdanlarına uymaları şarttır. Çünkü diğeri şeytanın yoludur. Bu yolda kötü ahlaka dair pek çok özellik yatmaktadır. Beraberinde bencilliği, menfaatperestliği, ikiyüzlülüğü getirir. Müslümanlar şeytanın değil vicdanlarının sesini dinlerler.

Müslümanın günlük hayatında çeşitli zorluklarla ve sıkıntılarla karşılaşması imtihanıdır. Ancak aynı zamanda mümin cennet özlemi içindedir. Zorluklarla kolaylıklar, güzelliklerle çirkinlikler, iyiliklerle kötülükler kıyaslandığında insan cennete daha çok özlem duyar.

Küçük büyük her olayda müminin bakış açısı olumludur. Mesela çok izlemek istediği bir televizyon programını kaçırmak ya da yiyecek bir şeyi ısmarlamayı unutmak, bu olayların hepsinde hayır ve hikmet vardır. Bazen insan hikmetini detaylarıyla görür, bazen de göremez. Örneğin bir televizyon programını kaçırır, seyredemez fakat bu zaman süresince hayırlı bir hizmet için vakit kazanmış olur. Televizyondan alacağı sevaptan çok daha fazlasına kavuşur. Yiyecek bir şey ısmarlamayı unuttuğunda belki de bu onun sağlığı için bir perhiz hükmünde olabilir. Tansiyonu yüksek bir insan peynir almayı unutup o gün peynir yemezse tansiyonu normale döner. Tevekkül ettiği için sevap alır, hayra yorduğu için Allah'ın beğenmesine sebep olur. İnsanın günlük hayatı içinde bu tarz örnekler çoktur. Bu yüzden bu konunun çok iyi anlaşılması önemlidir. İnsanın karşılaştığı küçük veya büyük her olay kaderdedir.

Dünya hayatı bir deneme süresidir. İyilerle kötüler, doğrularla yanlışlar, vicdanına uyanlarla şeytanın peşinden gidenler bu sürenin sonunda birbirinden ayrılırlar. İnsan her şeyin yolunda gittiği durumlarda zaten rahatlıkla güzel bir ahlak sergileyebilir. Ama asıl önemli olan işler zahiren yolunda gitmediğinde, zorluk ve sıkıntılarla karşılaşıldığında güzel ahlak göstermektir. Örneğin kişi ters bir tavırla karşılaştığında, bir iftiraya uğradığında, maddi kayıp yaşadığında bunu hatırlamalı ve güzel tavır sergilemelidir.

İman edenlerin bu neşeli ve güçlü karakteri dinden uzak hayat yaşayan insanların kesinlikle anlayamayacağı bir özelliktir. Acaba bu kişilerin arkalarındaki güç nedir diye sıkça sorarlar. Bunu soranlar, inananların arkasındaki gücün Rabbimiz olduğu gerçeğinden gafildirler. Onlara göre insanın güçlü olması için arkasında maddi bir dayanağı, güven duyduğu yakınları ve destek aldığı bir çevresi olmalıdır. Bu nedenle de iman edenlerin arkasında hep farklı bir maddi kaynak ya da güç ararlar. Oysa bu güç Allah'a ve kadere imanın, tevekkülün ve teslimiyetin bir sonucudur. Allah müminlere işlerinde kolaylıklar yaratır. Bunu da çeşitli ayetlerinde bize bildirir:

“Demek ki gerçekten zorlukla beraber kolaylık vardır. Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır.” (İnşirah Suresi, 5-6)

 “Kim Allah'tan korkup sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu gösterir ve onu hesaba katmadığı bir yönden rızıklandırır. Kim de Allah'a tevekkül ederse, o ona yeter. Elbette Allah, kendi emrini yerine getirip gerçekleştirendir. Allah her şey için bir ölçü kılmıştır.” (Talak Suresi, 2-3)

Allah din ahlakından uzak insanları da denemeden geçirir. Kimi zaman nimetler verir, kimi zaman da bu nimetlerden kısar. Bu durumda inkârcılar çoğunlukla Allah'a karşı nankörlük ederler. Dünyada imtihan olduklarının şuurunda değildirler. Bundan dolayı da hem dünyada hem de ahirette kayba uğrarlar.

“Fakat insan, ne zaman Rabbi kendisini bir denemeden geçirse, ona bir keremde bulunsa, nimetler verse, Rabbim bana ikram etti, der. Ama ne zaman onu deneyerek rızkını kıssa hemen, Rabbim bana ihanet etti, der.” (Fecr Suresi, 15-16)

Dünyadaki sınav, insanın yaşamının son anına kadar devam etmektedir. Bir insan eğer 75 yıl yaşıyorsa, 75. yılının en son gününde de Allah'a karşı olan sorumluluğu devam eder. Bu yüzden yaşamının her anında Allah'ın hükümlerine uymalı, ibadetlerini yerine getirmelidir. Tüm yaşamını Allah'ı hoşnut etmek üzere kurgulamalıdır. Allah bu zorlu gibi gözüken yolda insana rehber olarak Kuran'ı göndermiştir. Elçileri ve salih müminleri de örnek kılmıştır. Dolayısıyla insan nasıl davranması gerektiğini bilir. Kuran'da bildirilen sırlara göre de bakış açısını şekillendirir. İmtihanın sırrını bilen bir mümin, samimi olduğu takdirde karşısına ne türlü bir zorluk çıkarsa çıksın, mutlaka bir kolaylıkla karşılaşacak ve kurtuluşa erecektir. Yani bu imtihan dünyasının en büyük sırlarından biri, iman edenler için mutlaka bir kazançla noktalanmasıdır.
 

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
m3u8
m3u8
m3u8
m3u8
m3u8
mp3
Dünya Hayatı
imtihan
Ölüm
İmtihanın Sırrı