Sayın Adnan Oktar'ın 22 Şubat 2018 tarihli A9TV canlı yayınından.
Müslüman gençlerin daha şuurlu olabilmesi için neler yapılmalı?
İZLEYİCİ SORUSU: Ben Kocaeli’den Merve. Müslüman gençlerin daha şuurlu olabilmesi için neler yapılmalı?
ADNAN OKTAR: Allah Allah, bu kapalı hanımlarda ben eskiden güzel kıza pek o kadar rastlamazdım. Yeni bir nesil oluşmuş akıl almaz güzel kızlar ve çok modernler Avrupai ve çok çok harikulade güzeller. Mesela bak benim canım da öyle. Nur gibi, maşaAllah. Canımın içi bir de tesettürün mükemmel olmuş, çok yakışmış. Şuurlu bir Müslüman olman çok hoşuma gitti. Allah şevkini artırsın, cennette seninle beni dost arkadaş etsin. Hiçbir saniye böyle yanımdan ayrılacak gibi bir tip değilsin. İnsan sana doymaz. Çok çok asil görünüşün, çok saygı duyulacak bir kızsın, maşaAllah.
Daha şuurlu olabilmesi için güzel yüzlüm, işin doğrusu, tamam biz anlatalım hiç etkisiz olmaz. Allah Hadi ismiyle tecelli etmeye karar veriyor. Milyonlarca insan hidayete eriyor. Mesela dalalet ismine, delalete düşüren Dalle ismi tecelli ediyor Allah'ın, alayı dalalete düşüyor insanların. Hadi ismiyle bir tecelli ediyor herkes iman ediyor.
Mesela bak daha önce genç kızlar arasında böyle bir şey yoktu. Kapalı genç kızlar arasında böyle kaliteli seçkin, çok nadir olurdu kapalı genç kızlar arasında böyle. Genellikle fazla okumamış falan genç kızlar. Hepsi çok kültürlü, görgülü, Avrupai ve Kuran Müslümanı hepsi. Çok açık bir dimağa sahipler, çok keskin bir dimağa sahipler. Öyle boğulmuş, tutucu, gelenekçi, kin dolu, nefret dolu bir inanca sahip değiller. Sevgi dolu, makul, müşfik, dengeli, tutarlı, sanattan, estetikten, kaliteden çok iyi anlayan güzel bir Müslüman genç hanım modeli gelişti.
Benim canım da o güzel neslin bir devamı. Baksana şu güzelliğe. Allah seni hep böyle güzel olmanı nasip etsin.
Güzel yüzlüm, şimdi zaten Mehdiyet dönemindeyiz. Allah Hadi ismiyle tecelli ediyor. Biz anlatmaya devam edelim.
Evvelki gün bir misafirim geldi. AK Parti'yle böyle iyi görev ve iyi bir arkadaşım, güzel ve tebliğci bir insan. Ama bizim ismimizden hiç bahsetmeyin dedim, faaliyetlerinize zarar getirebilirsiniz. Hiç bizim çocuklardan da bahsetme, benden de bahsetme dedim. Ondan sonra kendinizi de o kadar belli etmeyin dedim. Hocam dedi şimdi senin bir konuşman vardır dedi, o meşhurdur dedi. Ben de onu çok iyi özümsedim dedi. Bir ayna sistemi gibisiniz dedi. Siz bir şey anlatıyorsunuz, ondan ona, ondan ona, ondan ona, ben kaçıncı aynayım kim bilir dedi. Bak sizden gelen bilge oradan oraya çarptı, oradan oraya yansıdı, sonra da bana geldi dedi. Ben sizin adeta kopyanızım dedi. Mesela bulunduğum yerde ben sizim aslında dedi. Aynı anlattıklarım dedi aynı. Ya bu benim elimde değil. Başka da bir yol yok zaten dedi. Ben ne anlatayım dedi başka. Yani sizin anlattığınızı ne şey yapsam ezberden aklıma geliyor dedi anlattıklarınız dedi. Ve anlattığım arkadaşlar da dedi yine aynı sistemiyle dedi, onlar da aynı oluyorlar dedi. Başka anlatılacak bir stil ve yol yok zaten dedi. Yani gençlere hitap edebileceğimiz, aydın, aklı başında gençlere hitap edebileceğimiz bir yol yok. Ne Cübbeli'ninki, ne Yıldız Hoca'nınki bilmem olacak gibi millet bize güler dedi öyle bir şey anlatsak. Alay ederler bizimle. Ama sizin anlatımlarınızı herkes kabul ediyor dedi. Bütün gençler kabul ediyor dedi. Onu öyle bir kabul etmiş ki hayret ettim. Ben onu anlatıp geçmiştim bak hiç unutmamış. Her şeyi biliyor. Bütün konuları su gibi biliyor. Ben mesela sizi hiç görmedim tanımam bilmem diyor, biliyorsun ilk defa karşılaşıyoruz diyor. Ama o dediğiniz ayna sistemi ve o beynin kabul etme sistemi var ya diyor, ben bir kere dinledim diyor, ikinci bir yol nasıl olsun bana artık diyor. Beynim kabul etti diyor, beynim kabul etti diyor. Yani artık reddedeceğim bir durum yok diyor. Hakikaten anlattığımız, kontrol altında olmuş oluyor artık. Beyni kontrol altında olmuş oluyor. Hani diyorlar ya buna illüminati limonata falan feşmekan diyorlar. Hakikaten kiminle konuşsak bir kere dinlemesi yeterli oluyor. Bir göz teması veya bir nazar etmesi, bir parça sohbet etmesi tesirimizin altına giriyor. Ve bir daha da ikinci bir yolu olmuyor. Ha bağırıyor, çağırıyor, kızıyor falan ama bakıyorsun aynı yoldayız. Dediklerimizi birebir kabul etmiş oluyor. Kızsa da ağzı kızıyor, beyni kabul ediyor. Yani ağzıyla alakası olmuyor beynin uygulamasının.