Samimi bir dindar Atatürk
Atatürk, İslam ahlakıyla ahlaklanmış tam bir Osmanlı beyefendisidir. Sadece siyasi ve askeri kişiliğiyle değil, aynı zamanda ahlaki kimliğiyle de Türk milletine çok güzel bir örnektir. Ve dindarlığı birçok insanın elde edemeyeceği dindarlık derecesindedir. Atatürk ile ilgili yarım yüzyılı aşkın bir süredir bazı ideolojik çevreler Türk halkına son derece çarpık bir mantık aşılamaya çalıştı. Onlara göre dindar olmakla Atatürkçü olmak zıt kavramlardı. Oysa Atatürk'ün hayatı ve düşünceleri araştırılıp incelendiğinde onun sarsılmaz bir Allah inancına sahip, Kuran-ı Kerim'i kendisine rehber edinmiş samimi bir Müslüman olduğu görülür.
Elmalılı Kuran tefsirini yaptırmıştır. Devletin en büyük teşkilatı Diyanet İşleri Başkanlığını kurdurmuştur. Münafıklık yolunu kapatacak laiklik sistemini oluşturmuştur. Kuran aşığıdır, özel hafızları vardır. Her akşam Kuran tilavet ettirip onu dinleyen ve ondan çok zevk alan bir insandır.
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk hakkında yakınlarının anlattıkları onun dine olan samimi bağlılığını bizlere gösteren en güzel örneklerdendir.
Ülkü Adatepe, Manevi Kızı:
“Annemi Zübeyde Hanım büyütmüştür. Onun anneme anlattığı bir anıyı aktarayım; Atatürk 25 Ağustos'ta Kocatepe'ye çıktığı zaman orada şöyle dua ediyor: ‘Allah'ım senin bana verdiğin fikir ve zekayla ben bütün planlarımı gerçekleştirdim. Bundan sonrası artık senin mukadderatın.’ O Allah'a inanan bir insandı. Paşa, Ramazan'da Dolmabahçe'de veya Çankaya'da olduğunda anneme ‘Vasfi'ye oruç tutuyor musun?’ diye sorar. Annem, ‘tutuyorum’ dediğinde de çok memnun kalırmış. Bana hastalandığımda dua ettirirdi. Kendisi de ederdi. Çok iyi hatırlıyorum, paratifo geçiriyordum. Çok üzülmüş ve beni kurtarması için Allah'a dua etmiş. Annesi Zübeyde Hanım da çok dindarmış. Anneme daha 7 yaşındayken Kuran dersleri aldırmaya başlamış. Kız kardeşi Makbule Hanımın da namazını devamlı kıldığını biliyorum.
Safiye Ayla ile Annesi Zübeyde Hanım da, ablası Makbule Hanım da çok dindar insanlardı. Namaz kılarlardı. Atatürk tam dindar, Müslüman bir aile ortamında yetişti. Çok beğendiği Hafız Yaşar vardır. O, Kuran okurken gözlerinden yaşlar boşanırdı. Hatta bütün Hocaları toplanıp, ayetleri okuyup izah ederek incelemeler yapardı. Bana, ‘Allah'ın sana verdiği lütfu unutma ve bununla şımarma, mütevazı ol, daima Allah'a şükret’ derdi. Kendisine ''Paşam, sen şunu yaptın, sen bunu yaptın'' diyenlere de ''Bana Allah yardım etti, ben tarihli bir insanım'' derdi.
Sabiha Gökçen, Manevi Kızı:
“Bir sabah atanın elini öpmek üzere yanına girdim. İşleriyle meşguldü. Bir süre ayakta bekledim. Birden derin bir iş geçirdi ve ‘Allah’ dedi. O bunu sık sık tekrarlardı. Atatürk hakkında evvelce çok şeyler duymuştum. Bu tesirli olacak ki bir hayli şaşırdım. Onun ağzından Allah kelimesini duymak beni şaşırtmış ve heyecanlandırmıştı. Atanın yüzüne şaşkın bir şekilde bakmış olacağım ki, ‘sen dindar mısın’ diye sordu. Ben de ailemden aldığım din terbiyesiyle ‘evet dindarım’ dedim. Ve bu cevabımı nasıl karşılayacağını anlamak için ürkek ürkek yüzüne baktım. Cevabı boşuna gitmişti. ‘Çok iyi. Allah büyük bir kuvvettir. Ona daima inanmak lazımdır’ dedi. Ve bu konuda uzun uzun izahat verdi. Ben de o zaman anladım ki Atatürk hakkında söylenenlerin aslı yoktur. Ve Ata, bütün söylenenlerin hilafına dindar bir insandır.”
Gerçekte Atatürk hiçbir zaman dine karşı olmamıştır. Büyük önlerin karakteri, yaşantısı, sözleri ve tavırları İslamiyet ile iç içedir. Atatürk'ün din konusundaki samimiyetini ve dinle olan bağlılığını ortaya koyan diğer bir tarihi delil de onun çıktığı bir yurt gezisi sırasında Balıkesir'de vermiş olduğu hutbedir. Atatürk bu hutbeyi 7 Şubat 1923 tarihinde Zağanospaşa Camii'nde vermiştir.
“Ey Millet! Allah birdir, şanı büyüktür. Koyduğu esas kanunlar Kuran-ı Azimüşşandaki ayetlerdir.insanlara feyz ruhunu vermiş olan dinimiz son dindir, ekmel dindir. Bütün ilahi kanunları yapan Cenab-ı Hak’tır.” (Atatürk’ün, 7 Şubat 1923 tarihinde Zağanospaşa Camii’nde verdiği hutbeden)
Atatürk özel sohbetlerinde pek çok kez dindar olmanın gerekliliğinden, Peygamber Efendimiz (sav)in hayatından, Asr-I Saadet ve Dört Halife dönemlerinden, dinimizin yüceliğinden, Allah'ın kudretinden söz etmiştir. İslam dininin son ve mükemmel bir din, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in de son peygamber olduğunu her fırsatta vurgulayan Atatürk, ulusuna da dindar olmayı, dini öğrenmeyi öğütlemiştir. Bize düşen görev de, Atatürk'ün de yaptığı gibi İslam'ı savunmak ve Allah'ın dinini insanlara öğretmektir.
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500