SN. FERMANİ ALTUN, DÜNYA EHL-İ BEYT VAKFI BAŞKANI'NIN A9 TV İLE YAPTIĞI RÖPORTAJ

 

SUNUCU: Evet, Dünya Ehlibeyt Vakfı'nda Sayın Fermani Altun Hocamız’la beraberiz. Hocam nasılsınız? İyisiniz inşaAllah?

 

SN. FERMANİ ALTUN: Teşekkür ederiz. Sağolun. Bugün 10 Muharrem Aşura yani sevgili Peygamber Efendimiz (sav)’in torunu Hz. Hüseyin (ra) ve 72 aile efradıyla Ehl-i Beyt ailesinin Kerbela'da şehit olduğu yıl dönümünü yaşıyoruz.

Bugün yaşadığımız bu çağda ne yazık ki dünya genelinde Kerbela devam etmektedir. Hz. Fatıma (ra), Hz. Ali (kv), Hz. Hasan (ra), Hz. Hüseyin (ra) ve Hz. Resulullah Sevgili Peygamber (sav) referansı olan Ehl-i Beyti’dir. Sevgili Peygamber (sav) sünnetini, Kuran-ı Kerim'in hak yolunu dünyaya en iyi şekilde, doğru şekilde taşıyacağı Ehl-i Beyt’i olduğu referansını vermiştir. Ve onlar da bu görevi hakkıyla yerine getirmişlerdir. Yani hiçbir zaman nefsini düşünmemişlerdir. Ve hak yolunda biri gelince seve seve canlarını vermişlerdir. O mübarekler, Yezid'in kendilerine sunduğu nimetleri, vaatleri, saltanatları, sarayları ret etmişlerdir. “Biz zulme karşı Kuran'ın yolunu Dedemiz Hz. Resulullah (sav)'in ve atamız Hz. Ali (kv)'nin Kuran'ın yolunu takip edeceğiz. Ondan zerre kadar taviz vermeyeceğiz” demişlerdir. Susuz aç bırakılarak on gün Kerbela'da Hz. Hüseyin (ra) ve aile evladı şehit olmuşlardır. Ve onunla kalmamış, onların nesilleri aynı anlayışla aynı doğru hak yolundaki gerçekten sahip oldukları o görevi tüm dünyaya taşımışlar. Önce Anadolu'ya gelmişler bizi İslamlaştırmışlar Seyitler, daha sonra yetiştirdikleri verileri, düşünürleri, dahileri, şairleri, alimleri vasıtasıyla bir yandan Avrupa içine kadar bir yandan da Çin'e kadar İslam'ın yayılmasına öncülük yapmışlar.

Demek ki Kerbela olayı hem bizi doğru İslamlaştıran hem kültürümüz, hem tasavvufumuz, hem inancımız, hem geleneğimiz, hem ortak değerimiz, hem ortak yasımız ve evlerimizde isimlerimiz olmuşlardır. Bugüne kadar sanki Kerbela belli inanç kesimlerinin bir inancıymış yahut da onların anla yapması gerektiği bir şey gibi, yanlış halbuki İmam Azam Hazretleri, İmam Şafi, İmam Malik, İmam Hanbeli Hazretleri, en üst sünnetin içtihat imamı mezhep dediği zatlar, hayatları boyunca İmam Cafer-i Sadık'la beraber Yezid ve zihniyetindeki zulme karşı mücadele edilmişler ve hayatlarını vermişlerdir.

İmam-ı Azam Hazretleri 34 yıl zindanlarda 78 yaşında kırbaçlanarak, zehirlenerek öldürülmüştür ve kendilerine, “Ehl-i Beyt aleyhinde bir fetva verirsen seni kurtaracağız, en büyük yargı başkanı yapacağız” demişlerdi. “Hayır” demiş, “beni binlerce parçaya bölseniz her parçam Ehl-i Beyt'e gider.”

Onun için bugün İslam coğrafyasında yaşanan vahşetler, din adına katliamlar, kadınlar zincire bağlanıyor, yok bilmem kafa kesmeler, yok bilmem hep medeniyet düşmanlığı, demokrasi düşmanlığı, hak hukuk düşmanlığı, sevgi düşmanlığı.. Hayır hayır aynı zihniyet.

 

SUNUCU: Siz, üst akıl İngiliz Derin Devleti’nden de bize özel muhabbetlerinizde söz etmiştiniz.

 

SN. FERMANİ ALTUN: Evet, yani onlar bu organizeyi yapıyorlar hatta geçen gün Amerika'nın yeni Devlet Başkanı Trump bir söyleşisinde şunu diyor: “Bu IŞİD'i Obama yarattı. El-Kaide'yi de daha önceki başkanlar yarattı” diyor yani. Bu ifşa doğru, bunu biliyoruz zaten. Şimdi onları her yerde kullanıyor.

Yani bizim dinimizde vahşet yok, bizim dinimizde medeniyet var, sevgi var, hak-hukuk var. Kadın haklarını Peygamber (sav) vermiştir. 800 bin yıl önce Anadolu'da kadınlar en başa otururdu, ana olarak ve onlar taltif ederlerdir, onlar üstünü görülürlerdi. Ama bugün bizim dışımızdaki coğrafyalar yaşanan felaketlerin kendi ülkemize sirayet etmesinden endişe duyuyoruz.

Demek ki biz Ehl-i Beyte daha çok sarılmamız lazım. Anadolu İslam anlayışındaki bütün alimler, veliler, düşünüler, Ehl-i Kamiller daha çok el ele vermemiz gerekiyor. Nesillerimize ortak değerlerimizi, inancımızı doğru anlatarak kenetlenmeyi, kardeş ve bütünlüğü sağlamayı daha çok bugün ihtiyaç duyduğumuz bir dönemdeyiz.

 

SUNUCU: Bu noktada Fermani Hocam, sizin Sayın Adnan Oktar'la yıllara dayalı bir dostluğunuz var. Birlik ve beraberlik konusunda da birçok çalışmaya imza attınız. Sayın Adnan Oktar'ın bu konuda olsun, Yaratılış gerçeği, Darwinizm geçersizliği konusunda olsun çalışmalarını bir değerlendirebilir misiniz kanalımıza?

 

SN. FERMANİ ALTUN: Yani tabii şimdi insanların zaman ve imkanı Allah için, insanlık için, hak için yani ilim için ışık tutmaya, pusula görevi görmeye olan insanların sayısı çok az. Bugün teknolojinin ilmi geliştiği bir çağda daha çok az. Onun için Hoca da bu alimlerden bir tanesidir ve Allah eksikliğini vermesin. Biz bugün artık bu kapsamdaki hak için, insanlık için bütün zaman imkanını veren insanların sayısı daha çok az. Çünkü nefis, hırs, kibir, günlük tercihler işte görüyoruz. 50 Yıl önceden daha fazla bugün okuryazarlık yüzde 90'a çıktığı halde adi suçlar yüzde 1560'tır. Neden? Manevi değerler erozyona uğradığı için. Muhabbet azaldığı için, diyalog azaldığı için, ilim, irfan, sevgi, dostluk, dayanışma, yüksek ahlak bunlar azaldığı için. Bunlar insanı insan yapan değerlerdir.

Onun için ben şunu her zaman söylüyorum; din doğru bilinirse berekettir, kurtuluştur. Yanlış bilinirse felakettir. İşte yanlış bilenler, yani İslam'da mezhepçilik kabul etmiyoruz. Alevi-Sünni ayrımcılığını kabul etmiyoruz. Bir, inancımızı Hz. Resulullah (sav)’in ve Kuran-ı Kerim'in bize referans gösterdiği hak yolunda doğru bilenler, bir de onları saltanat, zulüm, çıkar aracı olarak kullananlar vardır. Yani iki yol vardır.

İşte Kerbelalar bugün daha korkunç bir şekilde yaşanıyor, bu çağda hem de. Yani Kerbela bitmedi. Beş kıtada, yani yüce dinimiz adına her gün katliamlar, her gün ve son, son 14 yılda düşünün 13-14 milyon insan din adına öldürülmüş. Ben bunu iki sene önce açıklamıştım. Daha sonra Diyanet İşleri Başkanımız Mehmet Görmez de bir yıl benden sonra bir milyon fazlasıyla açıklamıştı. Ve bu vahşet bitmelidir. Bitmenin tek yolu ilimle, irfanla, alimlere görev düşüyor.

Hz. Ali (kv) diyor ki: “Düşman vurmakla bitmez, dost kazan. Kazandığın her bir dostla bin tane düşmanı yok etmiş oluyorsun.” Yani ilim bir noktaydı, onu cahiller çoğalttı. Yani bugün demek ki bence insanları üçe ayırıyorum. Bir Ehl-i Kamiller, Ehl-i Kamiller ittifakta yarışıyor. Benim bütün dostlarım 40-50 sene ömür boyu geliyor. Hep öyle çünkü Ehl-i Kamil insanların arasında ihtilaf olmaz. Onlar hepsi hak yolundadırlar. Onlar ittifakta yarışıyor.

 

SUNUCU: Sizin hep üzerinde durduğunuz bir Ehl-i Sünnet ve Alevi kardeşlerimizin dostluğu, kardeşliği konusu var. Bu konuda Sayın Hocamızla da çok istişarede bulunuyorsunuz.

 

SN. FERMANİ ALTUN: Aynı şekilde yani bir defa sünni nedir, sünniliğin manası şu; sünnilik demek Hz. Resulullah, Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetine uyan inanç kesimi. Zaten Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetini kabul etmeyen, yani yaşam biçimi, onun emirleri, buyrukları onun sünnetidir. Ona uymuyorsa zaten.. Demek ki herkes sünnidir yani. Her Müslüman sünnidir. Alevi, Muhammed Ali (kv)'nin evine bağlı olan inanç kesimi demektir. Muhammed Ali (kv)'nin evine bağlı olmayan zaten Müslüman olamaz. Ehl-i Beyt referansı, gelip bizi Müslüman eden o mübarekler. Zaten yine Hz. Resul Peygamber (sav) ve Kuran-ı Kerim'in referansı.

Yani burada demek ki insanlar bu kavramları bile eksik biliyor, doğru bilmiyor. Onun için her Müslüman hem Ehl-i Sünnet’tir, hem Ehl-i Beyt’tir. Bu asla yani ben birisini kabul etmiyorum deme hakkı yoktur. Müslümanım değilim diyebilirsin. Ama kabul etmiyorum diyorsan o zaman dinle alakan yok. Yani dini tanımayabilirsin. Ateist olabilir ilgilendirmiyor yani. Ama dinin doğrusu olan, gerçeği olan ortak değerleri, temel değerleri bunlardır.

 

SUNUCU: Hocam son olarak kanalımıza ve Sayın Adnan Oktar Hocamıza vermek istediğiniz bir mesaj varsa olur mu?

 

SN. FERMANİ ALTUN: Evet, yani kanalınıza teşekkür ediyorum. Siz topluma her zaman için bilgi, görgü ve muhabbetle büyük hizmet yapıyorsunuz. Bu çok önemlidir. Önemli olan en büyük servet de budur. İnsanlara ışık tutmak. Peygamber (sav) diyor ki: “Ümmetimin Ehl-İ Kamil olmasının şart koşuyorum” diyor. Bir de bu Ehl-i  Kamillerin içinde zaman ve imkanını toplum yararına, insanlık yararına hizmet edenler mübarektirler, Allah'a yakındırlar. Çünkü az, yani bugün görüyorsun alimler, veliler, düşünürler hak için, insanlık için hizmet edenlerin oranı az. Az ama onlar her birisi bir ışık, bir güneş gibidir. Yani kocaman karanlığı yok edecek güçtedirler. Ben bu alandaki hepinize sevgi saygılarımı sunuyorum. Hepinize teşekkür ediyorum. Çünkü hak için Allah için bu hizmeti veriyorsunuz.

Bugün bu ortak yasımız olan 10 Muharrem’de Hz. Hüseyin (ra)’ın anılması, Ehl-i Beyt evlatlarının anılması ve bununla beraber jak yolunda canlarını veren tüm şehitlerimizin, düşünürlerimizin, alimlerimizin, yine ülkemizin kurtuluşu için başta Mustafa Kemal Atatürk olmak için silah arkadaşları bütün şehitlerimizi saygıyla yad ediyoruz ve onların ruhları şad olsun diyoruz. Onlar çünkü insanlık için, ülkesi için canlarını veren insandır. İnsan için en kıymetli şey canıdır. Yani canını eğer bir hak için vatanı için veriyorsa onun için onlara dualarımız ve ruhları şad olsun diyoruz.

 

SUNUCU: Peki çok teşekkür ediyorum.

 

SN. FERMANİ ALTUN: Ben teşekkür ediyorum. Ehl-i Beyt şefkati üzerimize olsun ve bütün kardeşlerimizin. Allah için diyorum, Peygamber Efendimiz (sav)’in bir projesi var. Herkes birbiriyle kardeş olsun. Bugün herkesin birbiriyle kardeş olmasının daha çok önemli olduğu bir günüdür diyorum. Herkes herkesle kardeş olsun. Üç günlük dünyada neyi paylaşılmıyor ya? Koskoca gökkubbe, koskoca bir dünya. Sevgide yarışalım, dostlukta yarışalım, muhabbette, dayanışmada, yüksek ahlakta, misafirperverlikten, kardeşlikten. Bence bunlardan yarışalım ya. Bunlardan yarıştığımız zaman paylaşmada, o zaman aç da kalmaz, sefil de kalmaz yahut da zalim güçler bizi ayrıştırmaz, bizi birbirimizden uzaklaştırmaz. Yani her şey bizim elimizdedir. Çünkü Yüce Rabbimiz bize büyük bir servet, akıl vermiştir. Bazı insanlara derler ki, ‘efendim Allah'a akıl vermiş’ yahu Yaradan aklı vermiş ama bunu doğru çalıştıracaksın. Yanlış çalıştırırsan zalim olursun. Hiç çalıştıramazsan cahil olursun. Ama çok iyi çalıştırırsan alim olursun. Yani bunun şeyi budur değil mi efendim yani? Ben de size çok teşekkür ederim. Hocamıza da hürmetlerimi tekrar saygılarımı sunuyorum. Siz çalışan bütün arkadaşlarımıza Allah razı olsun diyorum. Ehl-i Beyt’in şefkati üzerinize olsun. Sağ olun var olun.