Mukaddes Emanetler
Hilafetin Osmanlı İmparatorluğu'na geçmesiyle birlikte Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) ve yakınlarının değerli eşyalarından oluşan mukaddes emanetler İstanbul'a getirilmiştir. Emanetler 1517 yılından bu yana Topkapı Sarayı'nda bulunan Hırkay-ı Saadet dairesinde büyük bir titizlikle korunmaktadır. Bu mübarek eşyalar Topkapı Sarayı'nda Fatih Sultan Mehmed tarafından yaptırılan bir odada muhafaza edilir. Bu oda, zarif kakmalı kapısı, dört pencere ve üç gömme dolabıyla Osmanlı sanatının en güzel örneklerinden biridir.
Günümüze kadar büyük bir titizlikle korunan mukaddes emanetlerin bazıları şunlardır:
Hırkayı Saadet. Hz. Muhammed (sav)’in Veysel Karani'ye hediye ettiği hırka mukaddes emanetlerin en önemlisi olarak sayılmaktadır. Osmanlı halifelerinden bazıları çıktıkları seferlerde Hırkayı Saadet'i yanlarında götürmüşlerdir. Hırkayı Şerif geçtiğimiz yıllarda büyük bir özenle onarılmıştır.
Dendan-ı Saadet, Hz. Muhammed (sav)’in Uhud Savaşı sırasında kırılan mübarek dişinin bir parçasıdır. Silindir şeklinde, altın çerçeveli, üzeri zümrüt ve yakut kaplı altın bir kutunun içinde muhafaza edilmektedir.
Sancak-ı Şerif Hz. Muhammed (sav)’in siyah renge yakın yünlü kumaştan sancağıdır. Yıpranmış olduğu için yeşil bir kumaş üzerine yerleştirilmiştir. Peygamberimiz (sav) döneminden beri hiçbir savaşta açılmamıştır.
Sakalı Şerifler Hırkay-ı Saadet dairesinde birçok sakalı şerif yani Peygamberimiz (sav)’in sakalı vardır. Bunlar altın çerçeveli camdan kutularda ve mücevher kutularında saklanmaktadır.
Kademi Saadet Hz. Muhammed (sav)’in dört adet ayak izi, Hırka-i Saadet dairesinde gömme dolapta muhafaza edilmektedir.
Mühr-i Saadet Hz. Muhammed (sav)’in mührüdür. İlk halifeler tarafından kullanılmıştır.
Name-i Saadet Hz. Muhammed (sav)’in mektuplarıdır. 1850 Yılında bir Fransız tarafından Mısır'da bir manastırın kütüphanesinde İncil'in kapağına yapıştırılmış olarak bulunmuştur. Peygamber Efendimiz (sav)’e ait olduğu anlaşılınca Sultan Abdülmecid'e teslim edilmiştir.
Süyûf-u Mübareke Hz. Muhammed (sav)’in kılıçlarıdır. Hırkay-ı Saadet dairesinde bulunan 20 kılıçtan sadece 2 tanesi Hz. Muhammed (sav)'e aittir. Bu kılıçlardan biri Hz. Davud (as)'a, diğerleri ise Peygamberimiz (sav)’in ashabına aittir.
Kabe Anahtarları. Kabe'nin yenilenen kilitleri mukaddes emanetler arasındadır. Demirden, altın ve gümüş kakmalı kilitler Osmanlı İmparatorluğu döneminde uzun süre Davut Paşa'da korunmuştur.
Hz. Osman (ra)’ın Kuran-ı Kerim'i Hz. Ebu Bekir (ra) döneminde bir araya getirilen Kuran sayfaları, Hz. Osman (ra) döneminde mushaf halinde eyaletlere gönderilmiştir. Hz. Osman (ra)'ın şehit edildiği sırada okunan Kuran, şu anda Topkapı Sarayı'ndaki mukaddes emanetler arasındadır. Bu mübarek emanetler, Osmanlı döneminden itibaren çok büyük bir titizlikle korunup kollanmıştır.
Osmanlı Sultanlarının kutsal emanetlere verdikleri önemi gösteren örneklerden biri de, her Ramazan'ın 15. Günü Padişah'ın mübarek emanetler için düzenlediği törendir. Her Ramazan'ın 15. Günü yaklaşırken Hz. Muhammed (sav)'in uzun ve geniş kollu hırkasının içerisinde yer aldığı sanduka, revan odasına nakledilerek dairenin her tarafı süpürülüp silinir, duvarlar gül suyuyla yıkanır, miskle kokulandırılırdı.
Hırkay-ı Saadet dairesinde Hz. Muhammed (sav)’in mübarek emanetleri hürmetine yüzyıllardır Kuran-ı Kerim tilavet edildiği de biliniyor. Bu güzel gelenek Yavuz Sultan Selim tarafından başlatılmıştı. Yavuz Sultan Selim'in de içlerinde olduğu kırk hafız, hayırların fethi, belaların defi için mübarek emanetlerin yanında Kuran-ı Kerim okurdu. Ekim 1996'dan itibaren bu gelenek yeniden canlandırıldı. Osmanlı Sultanlarının bu özeninin sebeplerinden biri de, bu mübarek emanetlerin sadece birer bekçisi olduklarını, emanetlerin asıl sahiplerinin ise İstanbul'dan çıkacağı müjdelenen Hazret-i Mehdi (as) olduğunu çok iyi bilmeleriydi. Peygamberimiz (sav) hadislerinde çok detaylı olarak Hazret-i Mehdi (as)’ın yanında mübarek emanetlerle birlikte çıkacağını anlatır.
Mesela bir hadiste şu şekilde bildirilmektedir:
Nuaym bin Hammad, Ebu Caferi'den şöyle rivayet etmiştir: “Hz. Mehdi (as), Peygamberimiz (sav)’in sancağı, gömleği, kılıcı, işaretleri, nuru ve güzel ifadesiyle yatsı vaktinde çıkar.”
Bir diğer hadiste ise Hz. Mehdi (as)'ın kutsal emanetlerle birlikte çıkışı şöyle haber verilmektedir: “Alametlere gelince, Hz. Mehdi (as) beraberinde Allah Resulünün (sav) gömleği, kılıcı, sancağı bulunacaktır.”
O sancak ki, Peygamber (sav)’in vefatından bugüne kadar hiç açılmamıştır. Hz. Mehdi (as)’ın zuhuruna kadar da açılmayacaktır. Günümüze kadar Osmanlı İmparatorluğu da dahil olmak üzere hiçbir devlet tarafından Peygamber Efendimiz (sav)’in zatına hürmeten açılmayan sancak, götürüldüğü savaşlarda ve törenlerde kılıfından dahi çıkarılmamıştır. 1400 Yıldır bu şekilde muhafaza edilen sancak ve tüm mübarek emanetler Hz. Mehdi (as)’ın zuhuruyla İslam ahlakının hakim olacağı dönemde açılacaktır, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Mehdi (as)’ın bir alametidir. Mesela bak odan anlayacağız. Peygamberimiz (sav)’in sancağı sağ elinde olacaktır. Hiçbir insana bu nasip olmaz. Mehdi (as)’a nasip olacaktır ahir zamanda. Resulullah (sav)’in hırkasını giyecektir. Hiç kimseye bu nasip olmaz. Anlayacağız ki o Mehdi (as), bak bir alametlerden biri de budur. Teberrüken Peygamberimiz (sav)’in kılıncını kuşanacaktır. Teberrüken. Yoksa kan akıtmayacak Mehdi (as). Yani damla kan akıtmaz. Uyuyan kişiyi uyandırmaz. Ama teberrüken. Bakacağız belinde Resulullah (sav)’in kılıncı var. Elinde sancak-ı şerif var. Üstünde hırkası var. Allah-u Alem herhalde o diyeceğiz.
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500