Suyun hayatımızdaki önemi
"Çevremizdeki nimetler (Çocuk filmi 9)" belgeselinden
SUYUN HAYATIMIZDAKİ ÖNEMİ
Yeryüzünün büyük bir bölümü sularla kaplıdır. Okyanuslar ve denizler dünya yüzeyinin dörtte üçünü meydana getirirler. Karalarda da sayısız göl ve nehir vardır. Yüksek dağların zirvelerini kaplayan kar ise suyun donmuş halidir. Dünyadaki suyun önemli bir bölümü de gökyüzündedir. Bulutların her birinde tonlarca su bulunur.
Emre, televizyona bu kadar yakın oturma. Sonra gözün bozulacak.
Şu an solumakta olduğumuz havanın da içinde mutlaka belirli bir miktarda su buharı vardır. Bedenimizin yaklaşık yüzde 70'i sudan oluşur. Hücrelerimizin içinde her şeyden daha çok su vardır. Bedenimizin her tarafında dolaşan kanın da çok büyük bir bölümü sudur. Yani susuz bir hayatın var olabilmesi mümkün değildir arkadaşlar.
Su, hayatın temeli olması için özel olarak tasarlanmış, her türlü özelliğiyle hayat için yaratılmış bir maddedir.
Şimdi suyun şaşırtıcı özelliklerinden bazılarını birlikte inceleyelim.
Yeryüzündeki tüm sıvı maddelerin katı halleri sıvı hallerine göre daha ağırdır. Su hariç. Su, bilinen tüm sıvıların aksine, artı 4 santigrat dereceye düşene kadar büzüşür, sonra birdenbire genleşmeye başlar. Donduğunda ise iyice genleşmiştir. Bu nedenle suyun katı hali sıvı halinden daha hafiftir. Yani buz aslında normal fizik kurallarına göre sudan daha ağır olması gerekirken daha hafiftir.
Bu şaşırtıcı durumun çok önemli bir sonucu vardır. Buz bu sayede suyun üstünde yüzer. Bunun da çok önemli sonuçları vardır. Dünyanın pek çok yerinde soğuk kış günlerinde ısı 0 santigrat derecenin altına düşer. Bu soğuk elbette denizleri ve gölleri de etkiler. Suyun yüzeyi 0 santigrat dereceye vardığında donar. Ama bu donma sadece suyun yüzeyinde olur. Yüzeyin altında kalan 4 santigrat derecelik bir su tabakası balıkların ve diğer su canlılarının yaşamlarını sürdürmeleri için yeterlidir. Buz, havadaki soğuğu altındaki su tabakasına çok az iletir. Böylece dışarıdaki hava eksi 50 santigrat dereceyi bulsa bile denizin üstündeki buz tabakası bir iki metreyi geçmez.
Foklar, ayılar ve diğer kutup hayvanları bu sayede denizin üstündeki buzu delip alttaki suya ulaşabilirler.
Peki, eğer böyle olmasa yani buz suyun dibine batsaydı ne olurdu?
Bu durumda okyanuslar, denizler ve göllerde donma dipten başlayacaktı. Alttan başlayan donma, yüzeyde soğuğu kesecek bir buz tabakası da olmadığı için yukarı doğru devam edecekti. Böylece dünyadaki göllerin, denizlerin ve okyanusların çok büyük bir bölümü dev birer buz kütlesi haline gelecekti. Denizlerin yüzeyinde sadece birkaç metrelik bir su tabakası kalacak ve hava sıcaklığı artsa bile dipteki buz asla çözülmeyecekti. Böyle bir dünyanın denizlerinde hiçbir canlı yaşayamayacaktı. Denizlerde canlı yaşayamaması durumunda ise dünyadaki dengeler bozulacak, kara canlıları da yaşayamayacaktı.
Eğer su diğer sıvılar gibi davransaydı, dünya ölü bir gezegen olacaktı arkadaşlar. Ama iyi ki öyle değil.
Oysa Allah'ın kudreti ve kusursuz yaratması sayesinde dünyamız yaşam dolu bir gezegendir.
Suyun ısı ile ilgili diğer özellikleri dünyanın ılık ve dengeli bir iklime sahip olmasında da büyük rol oynar. Suyun moleküler özellikleri sayesinde denizler karalara göre daha geç ısınıp daha geç soğurlar. Bu nedenle karalardaki ısı farklılıkları en sıcak yerle en soğuk yer arasında 140 santigrat dereceye kadar çıkabilirken denizlerin ısı farklılığı en fazla 15-20 santigrat derece arasında değişir.
Aynı durum geceyle gündüz arasındaki ısı farkında da yaşanır. Karada geceyle gündüz arasındaki fark, kurak ortamlarda 20-30 santigrat dereceye kadar çıkarken denizlerde en fazla birkaç derecelik bir ısı farkı oluşur.
Suyun bu kendine özgü termal özellikleri sayesinde kışla yaz ya da geceyle gündüz arasındaki sıcaklık farkı bütün canlıların dayanabileceği bir sınırda kalmaktadır.
Dünya üzerindeki su miktarı karalara oranla daha az olmuş olsaydı ya da suyun termal özellikleri biraz farklı olsaydı, gece ile gündüz sıcaklıkları arasındaki fark çok artacak, karaların büyük kısmı çöle dönecek ve yaşam imkansızlaşacaktı.
Suyun insan yaşamı için çok önemli olduğu açıktır. Allah kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim'de suyu bize büyük bir nimet olarak verdiğini şöyle bildirir:
“Biz gökten belli bir miktarda su indirdik ve onu yeryüzünde yerleştirdik. Şüphesiz biz onu kurutup giderme gücüne de sahibiz. Böylelikle bununla size hurmalıklardan, üzümlüklerden bahçeler bağlar geliştirdik. İçlerinde çok sayıda yemişler vardır. Sizler onlardan yemektesiniz.” (Müminun Suresi, 18-19)
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500
