Adnan Oktar’ın 28 Ekim 2017 tarihli A9 TV röportajından
Zülkarneyn neden yecüc ve mecüc için sed yaptı?
İZLEYİCİ SORUSU: Zülkarney neden yecüc mecüc için set yaptı?
ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam niye set yapıyor Güneydoğu'ya? İşte IŞİD, PKK falan gelmesin diye boydan boya Güneydoğu'ya büyük bir set yapıyor. O bir nevi Seddi Zülkarneyn’dir. Tam terörün anarşinin en azgın olduğu yer onu engellemek için betonarme, mesela demir kullanılıyor, bakır da kullanılıyor, büyük, dev bir set yapılıyor. İşte ahir zamanın bir nevi Seddi Zülkarneyn’i. Seddi Zülkarneyn’ler her yerde oluşuyor, oluşur. Zalimlerin, saldırganların oyunlarını bozmak için yapılan setler. Ama zaman gelecek, Mehdiyet devrinde setler kaldırılacak. Setler yıkılacak. Çünkü gereksiz olacak, anlamı kalmayacak. Her yeri barış, sevgi kaplayacak. Ama şu an zulüm kapladığı için zulme karşı set şart, zırh şart.
Kehf Suresi 94, bak hepsi Mehdiyet'le ilgili bağlantı. Görüyor musun mesela? Seddi Zülkarneyn. Kehf Suresi'nde hep Mehdiyet, Mehdiyet, Mehdiyet. Şeytandan Allah’a sığınırım, Kehf Suresi, 94: “Dediler ki: Ey Zülkarneyn! Gerçekten yecüc ve mecüc yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyor.” Yani terör ve anarşi. Bak ahir zamanın en büyük olayı ne? Terör ve anarşi her yerde yaygın. Deccalın silahıdır bu. “Bizimle onlar arasında bir set inşa etmen için sana vergi verelim mi?” Yani bunlarla savaşarak değil de setle mücadeleden bahsediliyor. Mesela Zülkarneyn’e demiyorlar ki git bunların kafasını ez, kafalarına kurşun sık, askeri operasyon yapalım demiyor. Ne diyor? Kan dökmeden halledelim diyor, kan dökmeden. Sadece bunların azgınlığına engel olalım, izole edelim, etkisizleştirelim diyor. İşte fikir de bir Seddi Zülkarneyn’dir, kan dökmeden meydana gelen engeldir.
Mesela Sungur Ağabeye gittim de ben rahmetli, Bediüzzaman'ın en ünlü talebelerinden biliyorsunuz, Sungur Ağabey. Oturuyordu, ben Sungur Ağabey'e bir şey sorduğumda normal cevap verirdi. Ama kendinden konuştuğunda çok harika şeyler konuşurdu. “Adnan kardeş, sen Seddi Zülkaynen oldun” dedi. “Kitaplarınla, eserlerinle ve faaliyetlerinle, seni aşıp küfür bize gelemiyor” dedi. Bak seni aşıp bize gelemiyor. “Eğer sen olmasaydın doğrudan bize gelirlerdi ama seni aşamıyorlar” dedi. Seni aşıp bize gelemiyorlar. Görüyor musun? O insanın derinliğine bak. Üslubundaki güzelliğe bak. Mesela kimin aklına gelir? Gurur da yapmıyor, klasik nurcuların birçoğunda vardır enaniyet, kibir. Görse bile hayrı, hakkı söylemez. Kendi grubunun, kendi çıkarının aleyhine olacağını düşünür ve söylemez. Ama çok candan bir üslupla, ''Sedd-i Zülkânen oldun sen” dedi. ''Seni aşıp bize gelemiyorlar'' dedi.
Hakikaten gariban gördükleri Müslümanları ezim ezim ezerlerdi. Şeffaflaşma muhabbeti yapıyorlardı, konuşamıyorlar şu an. Çünkü dürdüm büktüm, o şeffaflaşma muhabbetini yeniden masada önlerine koydum, bu yanlış diye. Rulo haline getirdim, geri ellerine teslim ettik. Bir daha ağızlarına almıyorlar. Durup durup şeffaflaştıracağıa.. Kafayı da menzil cemaatine takmışlar özellikle ve Süleymancılara takmışlar. Şeffaflaştıracakmış. Ne demek şeffaflaştırmadan kastı? Durduracak yani. Çünkü adam uğraşamaz ki onunla. Belli yani. Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun? Ne yaptın? Otur bakalım, anlat bakalım. Baban kim? Anan kim? Parayı kimden aldın? Kime verdin? O vaziyette adam gelir mi oraya? Ne zoru?
Onun için Şeyh Efendi bizim bulunduğumuz bir ortamda bu adamlara güzel, beliğ bir cevap verdi çok esaslı bir cevap. O cevabını biz şimdi bir daha yayınlayalım. Elini öptü İbrahim gitti, konuştu, sohbet etti Şeyh Efendi'yle. Selamımı götürdü, Allah razı olsun selamını getirdi. Çok nezih, çok değerli bir insan.
Müslümanları garip görüyorlar, gariban görüyorlar. Mesela ben Cübbeli’ye eleştiri yaparım ama kafasını ezmeye kalkanı kafasını ezerim. Kanunla hukukla, oyun oynattırmam. Çakallık yaptırmam yani. Eleştir o ayrı mesele, istediğin kadar eleştir. Ama tuzak kurdurmam, oyun oynattırmam, tongaya düşürtmem, bunlara müsaade etmem. Neyle? Kanunla hukukla, ilimle irfanla. Hiçbir tarikata, cemaate de kahpe bir eli uzattırtmam. Kanunla hukukla, ilimle irfanla. İngiliz Derin Devleti’nin kanlı pençesini nerede görürsek kırarız. Sakın oyun oynamaya kalkmasınlar. Türkiye'den ellerini çeksinler. Ellerini her yerde kırarız. Hukukla kanunla, ilimle irfanla.
-Şeyhimizin videosuna bakabiliriz.
VTR- En doğru, en güzel, en iyi yol iletir. Münafıklar, Hz. Peygamber (sav)'e ve dine zarar vermek için mescidin yanına kilise değil, mescidi inşa ettiler. Allah buna Kuran'da Mescid-i Dırar ismini veriyor. Oraya yaklaşmamasını Peygamber (sav)’e bildiriyor. Yine aynı zihniyet din ve inananlara zarar vermek için bazı dini kavramları kullanmak suretiyle din, dine ve inananlara zarar vermekteler. İşte 15 Temmuz kalkışmasını yapan hain terör örgütü ve bu sürecin bir parçası ve bir devamıdır. Tarihte ne mezhep alimleri ve ne mutasavvıf ne de mürşitler devlete sızma, pay alma, makam, mevki ve şöhret ihtirasıyla hareket etmediler. Kimsenin makamında, mevkiinde ve rütbesinde gözümüz yoktur. Maksadımız ilahi rızadır. Makam ve mevki sahiplerinin de, müspet yönünde duacılarıyız. Bizim siyasetle işimiz olmaz. Devlete adam yerleştirmek gibi bir amacımız olmadı ve olmayacaktır.
ADNAN OKTAR: Bak tertemiz insan, böyle mazlum insanları kolay buluyorlar kendi kafalarınca. İstediği lafı söyleyecek, işte gidecek oraya oturacak. Karakol kuracak kendi kafasınca, işte gelen kapıda karşılanacak. Çıkart kimliğini falan diyecekler, önden yandan resimleri çekilecek falan. Cüzdanda ne kadar para var say bakalım, nereden buldun falan. Bir kısmının hayalinde bunlar yatıyor. Bunu unutsunlar, böyle münasebetsizlik istemiyoruz biz. Ha öyle incelenmesi gereken sizsiniz asıl. O şeffaflaşması gerekenler. O Soros Vakfı'nın takımı ve İngiliz Derin Devleti’dir. Biz onlara yapacağız bu sistemi, kanunla hukukla. Müslümanların üzerinden ellerini çekecekler. Münasebetsizlik istemiyoruz.