Bediüzzaman da Hızır gibi midir? (İzleyici sorusu)
Adnan Oktar'ın 30 Ekim 2017 tarihli A9 TV röportajından
Bediüzzaman da Hızır gibi midir?
İZLEYİCİ SORUSU: Bediüzzaman da Hızır gibi midir?
ADNAN OKTAR: Çok çok Güzel. Benim canımı bana yaklaştırsana. Nasıl? Çok çok güzel çok şeker. Kazağı da çok yakışmış kırmızı, acayip güzel olmuşsun. Saçı da çok güzel olmuş. Zaten yüzü hokka gibi çok güzel. Çok güzel etkileyici bir yüzün var, maşaAllah.
Bediüzzaman, evet Hz. Hızır (as) gibi o neviden bir insan, Hızır (as)’ın ekibinden bir insan olduğu anlaşılıyor. Zaten anlattığı vakıalardan bu çok sarih anlaşılıyor. Onun bir dünya turu var Bediüzzaman’ın. O turda, savaş döneminde, 1. Dünya Savaşı döneminde, sağ dönmesi mümkün değil. Hz. Hızır (as) ile bağlantısını açık açık anlatıyor zaten orada. İki yerde sarahaten anlatıyor Hızır (as) ile bağlantısını. O neviden bir insan. Zaman zaman bir rüyayla canlı hayat arası boyuta istediğinde geçebilen bir insan. Zaten diyor bak, “kendi isteğimle bir değişim istedim” diyor, “boyut değiştirmeyi istedim” diyor, özetle. “Benim istediğim gibi olmadı” diyor. “Fakat kendi isteğim dışında bir boyuta girdim” diyor. Ondan sonra anlatıyor. Diğer anlattığı konulardan da bu açık açık görülüyor. Atatürk’le bağlantısında da bu açık açık görülüyor. Abdülhamit, Atatürk, Bediüzzaman, bunlar Hızır (as) ile bağlantılı kişiler. Belki veli padişah diye onun için söylüyor olabilirler. Hızır (as) ile bağlantısından dolayı söylüyor olabilirler. Bilmiyorum, tabii velilik Allah’ın bileceği bir şey. Ama Abdülhamit’in Hızır (as) ile bağlantısını biliyorum. Atatürk’ün de biliyorum.
Bu şahıslar aynı zamanda o zamanın MİT’i olan, Teşkilat-ı Mahsusa ile bağlantılı kişiler. Teşkilat-ı Mahsusa’nın elemanları zaten öyle boş insan olmuyor. Çok dolu insanlar oluyor. Bir onu söyleyeyim.
Mesela Bediüzzaman diyor ki: “1335 senesi eylülünde manen rüya olan yakazada bulmadım” diyor. “Zulmet içinde bir nur arıyordum, manen rüya olan yakazada bulamadım.” Bak, kendi isteğiyle yakazaya giriyor. Uykuyla uyanıklık arası. Yani yaşarken kendini öldürüyor, ölü hale geçiyor. Alenen ölüyor. “O alemde bulamadım” diyor. “Hakikaten yakaza olan” ikinci bir boyutu söylüyor, “rüya-ı sadıkada bir ışık gördüm” bak “bir ışık gördüm.” Ve sonra o ışıktan gidiyor. Bir ışık gördüm diyor, “o ışığı takip ettiğimde beni salona aldılar” diyor büyük, “orada herkes vardı” diyor. Yani herkes, o devre ait kişiler, “geçmiş devre ait kişiler de vardı” diyor. “Utandım girmedim içeri” diyor. “İçeri gel dediler” diyor, “senin de görüşünü alacağız dediler” diyor. Sayfalarca oradaki konuşmayı anlatıyor. Ve yemin ediyor, “ertesi gün olacak bir olayı en ince detayına kadar rüyada görüyordum” diyor. “En basit sıradan bir şeyi bile az bir tevil farkıyla aynısıyla görüyordum” diyor. Allah adına yemin ediyor.
