Bir Sineği Neden Yakalayamazsınız?

Transkripsiyon

Elinizi yavaşça bir sineğe doğru uzatırsınız… Size göre bu hareket ağırdır. Kontrollüdür. Neredeyse fark edilmeyecek kadar yavaştır. Ama bir anda… Sinek yoktur. Çünkü sinek, dünyayı bizim gördüğümüz gibi görmez. Onun bileşik gözleri, binlerce küçük mercekle yalnızca görüntü almaz; yaklaşan tehlikenin hızını, yönünü ve büyümesini de algılar. Yaklaşan el, sineğin gözünde sıradan bir hareket değildir. Hızla büyüyen bir tehlike desenidir. Bu bilgi, milisaniyeler içinde özel sinir hücrelerine aktarılır. Ardından “giant fiber” adı verilen kaçış devresi devreye girer. Sinek sadece tehlikeyi fark etmez… Tehlikenin nereden geldiğini de hesaplar. Ve tam ters yöne doğru havalanır. Bacaklar itiş yapar. Kanatlar anında çalışır. Her şey birkaç milisaniye içinde gerçekleşir. Bir milisaniyelik hata bile ölümle sonuçlanabilir. Peki böyle hassas bir sistem tesadüfen ortaya çıkabilir mi? Kör tesadüfler, yaklaşan tehlikeyi algılayan nöronlar tasarlayabilir mi? Elbette hayır. Küçücük bir sineğin içinde işleyen bu mükemmel sistem, üstün bir ilmin ve kusursuz yaratılışın delilidir. Bir sineği yakalayamamak, aslında çok büyük bir gerçeği görmektir: Tüm canlıları kusursuzca yaratan ve onları her an yaratmaya devam eden Yüce Rabbimiz Allah’tır. Ey insanlar, (size) bir örnek verildi; şimdi onu dinleyin. Sizin, Allah'ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun için bir araya gelseler dahi gerçekten bir sinek bile yaratamazlar. Eğer sinek onlardan bir şey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de. Hac Suresi, 73 Bir sineği dahi yaratamayan ve ondan bir şeyi geri alamayan aciz varlıkların yanında, her şeyi kusursuz ölçüyle yaratan Allah’ın ilmi apaçık ortadadır.

Kobralara Tekme Atan Sekreter Kuşu