Yani Müslümanların meydana getirdiği bir uğursuzluk olarak yorumlarlardı diyor Allah.
oluşturabilecek organik bileşimlerin sözde kendiliğinden oluşabilmesine imkan sağlayacak bir karışımdan meydana
her şehirde tiyatro salonu olacak, Kültür Bakanlığının kadrosu genişletilecek, İstanbula güzel bir meydan
Ne kadar şefkatli, ne kadar akılcı ve insanlarda ne kadar güzel bir vefa hissi meydana getiriyor.
Ve güzel bir sistem meydana gelecek dikkat ederseniz.
Olmuş, meydana gelmiş, tahakkuk etmiş. Söylemiş, çıkmış.
Olmuş, meydana gelmiş, tahakkuk etmiş. Söylemiş, çıkmış.
saldırılarda 492 muhalifi öldürdüğü belirtilen raporda, IŞİD terör örgütü ile muhalifler arasında meydana
inancın ve ibadetlerin insan sağlığı üzerinde başka hiçbir şeyde görülmeyecek derecede olumlu bir etki meydana
Atmosferi oluşturan bu gazların oranları Dünyada meydana gelen biyolojik ve tektonik işlemler sayesinde
Tesadüfen meydana geldiğine ve her şeyin başıboş ve kontrolsüz olduğuna inandığı için akıl almaz bir
Ciddi kıtlık da meydana getirecek dünyada dedim, buna karşı ciddi önlemler alınması şu andan hazırlık
Birbirlerine tutunarak erişkin karıncalar, kraliçe karınca ve henüz çatlamamış yumurtalardan meydana
The Gulf Today, 2 Kasım 2008 Adnan Oktar: Türkiyenin öncülüğünde, Türk devletlerinin birleşmesi ile meydana
The Gulf Today, 2 Kasım 2008 Adnan Oktar: Türkiyenin öncülüğünde, Türk devletlerinin birleşmesi ile meydana
Böylece genel bir asayiş ve emniyet meydana gelecektir.