Bu gibi sohbetler, karşıdaki kişinin kalbinde istenen etkiyi uyandırmaz, tam tersine sıkıntı oluşturur
Hicri 1400 Zilhicce (1980 Ekim) ayında İran-Irak arasındaki savaş tam anlamıyla başlamıştı.
Hicri 1400 Zilhicce (1980 Ekim) ayında İran-Irak arasındaki savaş tam anlamıyla başlamıştı.
Allaha dua ettiklerinde insanlar, yüzlerini göğe çevirerek batıl bir tutum içine girerler.
Yirmi yaş dişinin tam gelişmemesi, diyetle ilgili bir durum olduğu için evrimsel değil kültürel sebeplerden
Bilim adamları henüz doğadaki bütün bu parçaların nasıl biraraya getirilerek tam bir suni göz üretebileceklerini
Dünyada işledikleri suçların tam karşılığı ahirette kendilerine verilecektir.
Hücrenin Allahın dilemesiyle tam zamanında ve yerinde tedbir alması çok büyük bir nimettir.
Gece göçünün tam ispatlanmamakla beraber tahmin edilen bir avantajı da, çevre ısısının düşük olmasıdır
bir çiçeğin poleni başka çiçekleri dölleyemez ve ancak arıların aynı çiçekler arasında yaptıkları turlar
Ve Türkiyenin de tam anlamıyla Avrupa demokrasisini benimsemesini hatta daha ileri geçmesini isterim.
Ve Türkiyenin de tam anlamıyla Avrupa demokrasisini benimsemesini hatta daha ileri geçmesini isterim.
Bir, topluma laiklik konusunda gerçekten tam bir garanti vermek lazım.
Cennetin altından ırmaklar akar , yemişleri ve gölgelikleri süreklidir , ne sıcak-ne soğuk, tam kararında
hallolması, pasaportun kalkması, kardeşlerin birbirleri ile kucaklaşması, dostluk ve sevgi havasının tam
hallolması, pasaportun kalkması, kardeşlerin birbirleri ile kucaklaşması, dostluk ve sevgi havasının tam
Rabbimiz nimetlerini tutsa ya da bir musibet dilese insanı bundan koruyacak yoktur ya da bir hayır dilese
Georgetown, tam zamanlı olarak bir Müslüman din adamı çalıştıran ilk Amerikan üniversitesi.