Bu noktada insan yine vicdanıyla başbaşa kalır.
Örneğin her insan, zor durumda kalan muhtaç birine yardım edilmesi gerektiğini bilir ve bunu tüm ayrıntılarıyla
: Ey iman edenler, Allahtan korkup-sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan
Çünkü Müslüman, imanı ve vicdanı gereği, hiçbir zaman için çevresinde olup biten olaylara karşı seyirci
Dikkat çekmeden, sorun çıkarmadan, insanlara olağanüstü bir durum var ve ben şu anda bu sorunu çözüyorum
(Nur Suresi, 20) Tüm insanlar Allahın kendilerine olan şefkatine ve merhametine muhtaçtırlar.
Yoksa insan yanında uyuyan birileri varken, özgürlüğümü kısıtlayamam, mühim olan benim ne istediğim,
vicdanına göre belirler.
Ancak vicdanına uygun hareket ederse gerçekten özgür olur ve ancak bu onu mutlu eder.
Fakat şaşırtıcı olan, bu durumun, ellerinde çok fazla imkan olan insanlar için de geçeril olmasıdır.
Bazen dünyanın en zengin, en çok imkan sahibi bir insanı da, istediği anda elindeki imkanlarla çok temiz
Temizlik, Allahın iman edenlere bildirdiği bir emridir.
İnsan hayatı boyunca karşılaştığı her olayda nasıl davranması gerektiğini bilir.
Mümin bir kimse hayatının her anında vicdanını kullanır.
Bir kere vicdanını aşan, bir kere vicdanını bastıran bir insan kendine, bunu bir kere daha yapabilecek
Allah her an, insan için, ancak akılla, imanla ve vicdanla fark edilebilecek birbirinden güzel ve detaylı
Allah Kuran ile, insanlar üzerindeki sonsuz rahmetini; iman edenlerin mutlak dostu ve yardımcısı olduğunu
gören, herşeyi bilen ve duyan olduğunun birer tecellisidir.
, o kişiye karşı haksız bir kızgınlık duymak vicdana uygun değildir.
Ve iman eden bir insan için Allah her ne yaratırsa yaratsın- , -ve bu her ne kadar eksiklik, acı ya da
Mümin, karşısındaki gibi kendisinin de her an hata yapabilecek, acz içinde bir insan olduğunu bilir.
gibi bir yaşam sürmeyi hayal ederler.
İşte o anda pek çok insan belki çok önemli bir gerçeğin farkına varmaz.
İşte insan bunların hiçbirini bilemez. Ama Allah hepsini ve herşeyi bilir.
İman edenlerde ise, bambaşka bir bakış açısı vardır.
Ama ölüm her insan için, her an aynı yakınlıktadır.
Gerçek imanın, bir insanda oluşturması gereken ruh hali, iman derinliği ve vicdan açıklığı da budur.
yana güçlü bir tavır koyamaz.
Her insan, kendisine her türlü iyiliğin, inceliğin, güzelliğin yolunu gösteren vicdana sahiptir.
Belirli kişilere, belirli olaylara, belirli şartlara karşı vicdanını kullanmış, irade göstermiş, nefsindeki
Bir an önce oluşan duruma uyum sağlamak ve eğer varsa bu durumun olumsuz yönlerini bertaraf edip olumlu
Allah, zulmedenleri sevmez; (Yine bu) Allahın, iman edenleri arındırması ve inkar edenleri yok etmesi
Vicdanına uyan insan da Allahın izniyle, en zor koşullar altında dahi elindeki nimetlerle sevinmeyi ve
(Bakara Suresi, 160) Kötülük işleyip bunun ardından tevbe edenler ve iman edenler; hiç şüphesiz Rabbin
Allah insana akıl, vicdan, irade ve muhakeme gücü vermiştir.
Gönülden iman eden, Allahtan saygıyla korkan bir insan, yaptığı hatanın ardından, aklı ve vicdanıyla,
O anda, Firavunun yanındakilerden birisi, Hz.
İşte Hz. Musa (a.s.) o zorlu anda, bu gerçeğin farkındaydı.
İşte bu yüzden, böyle zorlu bir durum karşısında Hz.
İman eden insanlarda ise bu tür bir ahlak anlayışına asla rastlanmaz. Mümin Allah için yaşar.
Kurana uyan bir insan, Allahın ayetlerde bildirdiği sırların yansımalarını hayatının her anında ve her
İyilikten yana verilen hiçbir emek asla gereksiz değildir.
Çünkü samimi ve derin bir imanla gelen sevgi kalpte yer ettiğinde, o kalpten kötülük filizlenmez.
(Mâide, 5 32) Sevgi, İmanın Meyvesidir Sevgi, derin ve samimi imanın meyvesidir.
Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allahın zikriyle mutmain olanlardır.
(Kehf Suresi, 28) İman edenler dünya hayatını amaç edinmeyip onun süslü çekiciliğini amaç edinmedikleri
(Âl-i İmrân Suresi, 173) Buna karşılık, zorluk dönemlerinde iman edenlerin arasına bir şekilde karışmış
Samimi iman sahibi bir insan vicdanının sesini dinlemeli, Allahın ahireti ve cenneti için kendisini denemelerde
Mümin iman ettiği anda, zaten hayatının her anını Allahın rızasını kazanma çabasıyla geçirmeye karar
Ve o andan itibaren de, maddi manevi her yönde imani bir şevk ve gayret içindedir.
Çünkü insanın, hayatının son anına dek, her geçen an, imanını daha da derinleştirme imkanı vardır.
Öte yandan kaliteli bir insan tartışmaya girmez, çekişmelerden daima uzak durur.
(Lokman Suresi, 17-19) Samimi İman Edenler Dünyanın En Kaliteli İnsanlarıdır Samimi bir insan, Allah
ile derin bir bağ kurmuş, kendini tamamen Allaha teslim etmiştir.
Ayette şöyle buyurulur: Ey iman edenler!
İnsan, vicdanına kulak verdiğinde adaletin en saf ve kusursuz haline ulaşabilir.
Vicdan, adaletin en güçlü rehberidir. Rabbimiz bu gerçeği şöyle bildirir: Ey iman edenler!
İnsan nefsini ne kadar iyi terbiye ederse etsin, nefis ilk fırsat bulduğu anda insana yeniden saldırma
Artık o kişi, imanıyla, vicdanıyla ve ahlakıyla, nefsini kendisi istediği gibi yönetir.
Çünkü iç alemin sarsıntı geçiriyor; nefis ile şehvet, iman ve irfana galip gelmiş durumdadır.
Böyle bir insan gerçekten gerekli bulduğu noktalarda, aklın ve vicdanın gerektirdiği şekilde muhalefet
Müminin bu konudaki samimiyeti ise, asla vicdanen yanlış olduğuna inandığı bir konuda çevresine uyum
Böyle düşünerek vicdanını zorlayan bir insan, gün boyunca karşısına bu ahlakı gösterebileceği yüzlerce
Ancak gerçek nezaket, yalnızca imanla ve vicdanın en iyi şekilde kullanılmasıyla ortaya çıkar.
Kim vicdanına en son noktasına kadar titizlikle uyuyorsa, en nezaketli insan da gerçekte odur.
baktığında, vicdanı ona çok daha fazla incelik imkanı gösterecektir.
İnsanın böyle bir durumda Kuran ahlakından yana tavır alması gerektiği çok açıktır.
Aksi olduğunda, yani insan sürekli içerisinde bulunduğu şartlardan, yaşadığı olaylardan, çevresindeki
(Nahl Suresi, 18) İnsan hayatı boyunca, en sıkıntılı anlarında bile bu gerçekleri asla unutmamalıdır.
anda o tavrını telafi edebileceğini- telkin eder.
Her an ölebileceğini bilen ve ahirete inanan bir insan da, asla ileride telafi ederim mantığına güvenip
Gerçekten Allaha gönülden iman etmişse, hayatının her anında bu imanının ve samimiyetinin gereğini yaşamalıdır
Bunun yanı sıra kişiler, söylenmelerine ve yakınmalarına şahit olan insanların da bu durumdan duyabilecekleri
rahatsızlığı gözardı ederler.
Mümin vicdanını kullanan insandır.
Dolambaçlı yöntemleri, imalı konuşmaları asla tercih etmezler.
Ruhu böyle bir üslupta asla huzur bulamaz. Böyle insanların kişiliğine de asla uyum sağlamaz.
Basitliğe asla eğilim göstermez.
Genelde insanlar arasında dediğini yaptırabilen bir kişi olabilmek önemlidir.
İnsanın daima kendinden yana tavır alması, nefsin en hoşuna giden şeylerden biridir.
Kendi dediği yapılan kimse, bu durumdan dolayı sevince kapılır ve kendisiyle gurur duyar.
Müminlerin hayatında ise durum çok farklıdır.
İman eden bir insanın hayatının her anında yapacağı çok fazla şey vardır.
İman eden bir insan için, hem kendinin hem de karşısındaki kişinin vakti son derece önemli ve kıymetlidir
Ancak sonuçta eğer bir insanın kalbinde yeterli Allah aşkı, iman coşkusu ve irade varsa, bu kimseler
Derin Allah korkusunu, Allah aşkını, Allah sevgisini, iman heyecanını kalbinde hisseden bir insan, imanından
Ve samimi iman eden bir insan için bu süreç hayatının son anına kadar aralıksız bir çabayla devam edecektir
İman eden kimse, düşünen insan demektir.
Her an, her yerde, karşılaştığı her konuyu, düşünerek; vicdanını ve aklını kullanarak değerlendirir.
Sevmek, sevilmek, dost olmak, sırdaş olmak, saygı duymak, karşılıklı güven duymak, Allahın insanlar için
Ancak her insanın, kendisini tanıtabilme, ifade edebilme ve bu şekilde çevre edinebilme imkanı bulduğu
derin vicdan sahibi, çok güzel ahlaklı bir insan da aynı şartlarda kişiliğini ortaya koymaktadır.
Darwinist ve ateist bir insan da burada sesini duyurmakta, yalnızca Allahın rızası için yaşayan iman
Bu durumda söylenebilir ki; ayrılık durumunda iman edenlerin ayrılık yoluna sapmalarının bir nedeni Allaha
Samirinin ve ona uyanların düşüncelerini, Hz.
Bu durum, Hz.
Eğer bu kimse, aklı ve vicdanı açık bir kimseyse, bu durumda ahlakını da sürekli olarak geliştirip güzelleştirebilir
İşte vicdanı yeteri kadar açık olmayan bir insan, şeytanın bu gibi telkinleri sonucunda, kimi zaman kendisi
Kuran ahlakını tam olarak yaşayan bir insan, Allahın izniyle asla aklını beğenip büyüklenme hastalığına
Kullarını asla bırakmaz ve terk etmez; her daim onları bağışlar ve onlara merhamet eder.
İman edenlere yardım etmek ise Bizim üzerimizde bir haktır.
Onları karanlıklardan nura çıkarır. İnkar edenlerin velileri ise tağuttur.
Dolayısıyla iman eden bir insan, içinde öfke hissi duyduğunda öfkelenmez.
Çünkü nefis, -akıl ve vicdan kullanılmadığı takdirde- insan üzerinde gerçekten etki sahibidir.
Allahın kendilerini, akıl kullanmaktan, vicdana uymaktan, Kuran ahlakını yaşamaktan sorumlu tutacağını
Güzel ahlaklı, vicdanlı, akıllı, kişilikli bir insan doğal olarak herkes tarafından çok sevilir.
İnsan böyle bir kişiye karşı duyduğu sevginin gücünü çoğu zaman kendinden sanır.
İman etmeyen bir insan sevgide bu kadar fedakar olamaz.
Eğer kişi bu tebliği yaparken, yüzüyle, sesiyle, üslubuyla (Allahı tenzih ederiz) mağdur olmuş bir insan
Bunun yanı sıra bazen de insan çevresindeki kimseler arasında yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermemek
tespit eder.
İşte insan bu tür bir durumda içinden gelenlere uyar.
Bu tür bir durumda nefisten yana bir bir tavır göstermek, asla dürüstlük, doğallık, samimiyet, içi dışı
Dolayısıyla insanın, içinden gelen herşeye uyması gibi bir yaklaşım asla makul değildir. insan içinden
Ancak zaten insanlar, yazının başında da belirtildiği gibi, genellikle sıkıntı anlarında, nefislerinin
Düşünmemek, akıl, mantık kullanmamak, içlerinde bulundukları durumu düzeltmenin ve telafi etmenin yolunu
(Cuma Suresi, 10) Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allahın zikriyle mutmain olanlardır.
İnsan, nefsinde oluşan bu olumsuz gelişmeyi, ancak enaniyetiyle çatışan bir durum olduğunda fark eder
(Bakara Suresi, 206) Dolayısıyla bu gerçeği bilen iman sahibi bir insan, nefsine zor da gelse, enaniyetten
ve büyüklük taslamayan (müstekbir olmayan)lar iman eder.
Oysa ki eğer insan kendisine yapılan bu yakıştırma üzerinde biraz daha derin düşünecek olursa, kişiliğinin
Dolayısıyla insan, nefsindeki bu olumsuz istekleri ancak vicdan kullanarak dizginleyebilir.
İman eden bir insanın bu derece gözü dönmüş, ruhu kararmış, vicdanı körelmiş bir insan olması elbetteki
Öncelikle insan aklı çok kısıtlıdır.
Kuranda bu gerçek insanlara şöyle bildirilmiştir: İman edenler ve salih amellerde bulunanlar -ki Biz
Bir anda fiziksel anlamda tüm gücünü yitireceği bir hastalıkla burun buruna gelebilir.
İman eden her insan, Allahın tüm dualara icabet edeceğini bilir ve bu gerçeğe tüm benliğiyle gönülden
iman eder.
Ve imanda kararlı olan her insan için bu durum hayatın sonuna kadar sürekli olarak tekrarlanır.
Güzel bir şehir ve bağışlayan bir Rabb(iniz var).
Biz (nimete) nankörlük edenden başkasını cezalandırır mıyız?
, kendi içinde bir vicdan değerlendirmesi yapar.
, iman hakikatlerini en iyi şekilde ispatlayan, aklı ve kalbi ikna eden bir eserdir.
Aman, aman Saide yanaşmayınız!
Bediüzzaman bu durumu şöyle ifade etmektedir: Yirmi sene zarfında, Risale-i Nurun yirmi bin nüshaları
O insan, o anda yalnızca kaderinde kendisi için takdir edilene uymaktadır.
İnsan ne kadar tedbir alsa da, ne kadar irade kullansa da, Allahın takdir ettiği bu gerçeğin önüne asla
Eğer bir insan, vicdanı kendisine doğruyu göstermesine rağmen, şuurlu bir şekilde kötülükten yana bir
İnsan her uykudan gözünü açıp uyandığı ve şuurunun yerine geldiği andan itibaren, her gün, en iyi bildiği
İnsan bir günün 23 saati vicdanını en mükemmel şekilde kullanabilir.
Mümin iman ettiği andan itibaren bunu Allah aşkı ve Allah sevgisiyle zevkle yapar.
Allahı Seven İnsan Onu Sürekli Hatırlar Gerçek sevgide unutmak asla olmaz.
İman edenlerin ise Allaha olan sevgileri daha güçlüdür .
İnsan her an nimetlerle kuşatıldığını fark eder; nefesinde, gökyüzünde, sevdiklerinde, kalbinin atışında
Sevginin zirvesine ulaşmak, samimi bir iman ve derin bir maneviyat ile mümkün olur.
Bu nedenle müminler i ç inde yaşadıkları toplumun sevgi ö nderleridir.
İman edenler ise en ç ok Allahı severler.
Allaha iman eden, Allahın sonsuz güzel ahlakını, sonsuz gücünü bilen bir insan için üzülecek hiçbir şey
İnsan maddi manevi pek çok açıdan gerçekten çok zorlandığı durumlarla karşılaşabilir.
İnsan dünyanın en zor şartları altında bile olsa ki bu zorluklar da Allahın rahmetinin birer tecellisi
Aynı anda 4-5 çeşit farklı ve zorlu durum biraraya gelir.
İman eden bir insan Kuranda bildirilen ayetler doğrultusunda düşünür ve ruhunu böyle bir duruma karşı
derin bir akıl ve dikkat tecelli eder.
Rabbimiz Kuranda bu durumu şu şekilde bildirmiştir.
, anlamsız bir yaşama mahkûm eder.
karşı irade gösterir ve vicdanlarının sesini takip ederler.
Bu samimi ve derin iman da insana hem dünya hem ahiret hayatını kazandırır.
Aynı hakikat Meryem Suresinin 96. ayetinde de şu şekilde ifade edilmiştir: İman edenler ve salih amellerde
Kuranda, İman edenler ise Allaha olan sevgilerinde daha şiddetlidirler.
Şuur kapalılığı olarak da nitelendirilen bu durum yalnızca zihinsel bir zayıflığı ifade etmekle kalmaz
Kuranı daha derin kavrar. Bu durum, imanının güçlenmesine vesile olur.
Her an vicdanını kullanarak davranmaya çalışır.
Bu durumda da kişi, akıllı insan olma vasfını kaybeder.
Aklı, duru, temiz, isabetli ve faydalı hale getiren tek yol, katıksız olarak iman etmek; Allahın sonsuz
Şeytanın tüm bu telkinleri elbetteki samimi iman eden, Allaha sığınan ve Kurana uyan insanlara hiçbir
Tartışma anlarında sakinliğini korur, nefsini dizginler ve sevgiyi muhafaza etmeyi tercih eder.
İnsan ne kadar hata yaparsa yapsın, içtenlikle Allaha yöneldiğinde Onun affediciliği bilir.
İnsan affettikçe kalbi yumuşar, vicdanı canlanır ve kendini Allaha daha yakın hisseder.
Bu olayların derin etkisi, bu insanlar üzerinde aylarca hatta yıllarca sürer.
Daha önce de bu durumla karşılaşmıştım ve yaşadıklarımdan edindiğim tecrübeyi asla unutmadan hareket
Örneğin bir insan büyük ve derin bir ateş çukurunun tepesinde, korunaksız bir tahta çıkıntı üzerinde
Oysa ki müminlerin özelliği, her an her olayda akıllarıyla, vicdanlarıyla düşünüp, o sırada Allahın rızasına
eder.
Ama mümin bunu kabul etmez; nefsini ezer, kalkar o kardeşine elinden gelenin en iyisiyle yardım eder.
Hz. Âdem ve Havva ile tüm insanlar önce nefs sahibi olarak yaratılmıştır .
Vicdanına kulak verdiği anda, fıtratında olan bu şahitliğe uygun hareket eder.
derler. ( Âl-i İmran Suresi 190-191) Ayette, derin düşünen akıl sahiplerinin (Ulûl-elbâb), kâinattaki
Kimi insanlar da Allaha iman eder ve gün boyu, Allahın bu isimlerinin tecellilerini hayatlarında açıkça
(Allahı tenzih ederiz) Bu inançtaki insanlar Allaha, Ya olursa mantığıyla dua etmektedirler .
Bir insan kalbinde Allaha karşı derin bir sevgi, güven ve teslimiyet yaşıyorsa, Allahın bu insan için
(Nur Suresi, 64) Dikkatli olun; gerçekten onlar, Rablerine kavuşmaktan yana derin bir kuşku içindedirler
Her bir detay insanı derin bir tefekküre sevk eder ve Allahla daha derin bir bağ kurmaya teşvik eder.
Bu anlayış, kişinin imanını pekiştirir ve her anında dikkatli olmasını sağlar.
Akıl sağlığı yerinde olan her insan, bakışlarını güzel kullanma ve bakışları ile duygularını ifade etme
Ancak iman etmeyen insanlar arasında güzel bakış o kadar da önemli bir konu değildir.
Samimi bir insan da, hiçbir şey yapmasa dahi, gözleriyle dürüst, vicdanlı ve samimi bir insan olduğunu
İnsanlar en çok imanı güçlü olan kişilerden etkilenir.
dine yöneltirler ve Allahın Hadi ismi muhteşem bir şekilde üzerlerinde tecelli eder.
Ama Allah imtihan gereği dünyada iman eden ve kalbini imana açmaya gönülden razı olan insanlar yaratmıştır
etmektedir: Ey iman edenler, bir topluluk bir başka toplulukla alay etmesin, belki alay ettikleri kendilerinden
ki: Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde iman edenlere
Allah iman edenlere şöyle emretmiştir: Müminler ancak kardeştirler.
Gerçekten sonuç almak istiyor olsa, tam olarak ne yapması gerektiğini çok iyi bilip uygulayacak imkana
insan karakteri vardır.
için elinde çok fazla imkan vardır.
İnsan, Allahın yarattığı en özel varlıktır. Yaratılışında çok derin hikmetler ve sırlar vardır.
hareket eder.
(Buhari, İman, 7)
Ancak kimi zaman bu konuda, iman edenlerin büyük bir ibret vesilesi olarak gördükleri, olağandışı durumlar
, değil aczlerini hissedip Allaha sığınmak, -Allahı tenzih ederiz- çok çirkin bir cesaret ve imani şuursuzluk
Dünya hayatında iman edenler için ibret vesilesi olan bir başka insan türü de, ölümleriyle, cenazeleriyle
Çoğu insan, bu tür durumlarda Mutlaka bu durumu düzeltecek bir çıkış yolu vardır diye düşünmektense,
İnsan, istediği an istediğini yaratma gücüne sahip olan Allahtan herşeyi isteyebildiğine göre, açmaza
Bunun üzerine Musaya: Asanla denize vur diye vahyettik.
Bu, Allahın yalnızca samimi kalple iman edenlere nasip ettiği özel bir duygudur.
(Meryem Suresi, 13) İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah) onlar için bir
(Meryem Suresi, 96) Kalpteki Sevgi Duyarlılığı İmanla Doruğa Ulaşır İmanla bakan kişi havada uçan kuşu
(Gaşiye Suresi, 2-3) İman edenler: Olanca yeminleriyle elbette sizlerle birlik olduklarına ilişkin Allaha
Eğer bir insan, samimiyetin ancak en yüksek şekliyle yaşanabileceği, böylesine anlarda bile içindeki
İnsanın dünya hayatında iyilikten yana yaptığı her şey, ancak kalbindeki bu samimi Allah aşkı, iman coşkusu
bir insan ile karşılaştığında fark eder.
İnsan, aklını, vicdanını kullanarak, olabilecek en güzel söz ve tavırları seçmekle yükümlüdür.
Ama daha ince bir vicdan anlayışıyla bakılacak olunursa, bunun böyle bir durumda gösterilebilecek en
İnsan iradesini, aklını, vicdanını kullanmadığı takdirde çok sabırsız olmaya yatkındır.
Diğerleri bir gün, iki gün, bir hafta, birkaç ay sabredebilirken, iman eden bir insan, Allah için, gerekirse
Eğer böyle bir durumda, bir an için bile olsa Allahın lütfundan yana ümitsizliğe ya da şüpheye kapılırsa
Bu durumdaki insan çoğu zaman kendi kendine oturup şöyle düşünmez: Acaba bende bir eksiklik olabilir
İnsan, sürekli kendinden yana düşünüp; başına gelen iyilikleri hak edip, yaşadığı sıkıntıları ise asla
Ona her an yeni fırsatlar yaratmakta, kötülükten sakınması, pişman olup vazgeçmesi için vicdanıyla her
Ancak elbetteki bazen de bu insan, yanındaki birçok kişiden daha akıllı, daha vicdanlı, daha çok detay
Böyle bir durumda, kendisine verilen fikirlere, yanlış olduğunu bile bile uyması elbetteki beklenemez
Dolayısıyla bu tür bir durumda üstün geldiğini sanan insan, aslında belki de, karşı tarafın tevazusundan
İnsan, her şeyden çok tartışmacıdır.
insanlar arasında kırgınlıklara ve hatta düşmanlıklara zemin hazırlamaktadır.
Bu durum, toplumsal huzur ve barış için görmezden gelinmemesi gereken büyük bir tehdittir.
Bir insan Allaha iman ettiğinde, Onun her an kendisini gördüğünü, yaptığı her işin karşılığını vereceğini
bilir.
Ahiret yurdu ise Allahtan korkanlar için daha hayırlıdır.
Bu kimselere göre, bir insan kendi menfaatlerini ne kadar iyi kollayabiliyorsa, o kadar akıllıdır .
insanları ne kadar iyi kullanabiliyor, onların imkanlarından ne kadar çok istifade edebiliyor; diğer yandan
da, o kişinin kendilerine iş imkanı sağlayacağını umarlar.
İnsan bunu kendi çabasıyla asla elde edemez.
Ama asla, kendisini affedecek olanın karşısındaki insan olduğu gafletine kapılmamalıdır.
Ancak böyle bir durum da insanı asla telaşa kaptırmamalı, tedirgin etmemelidir.
Bazı insanlar vardır; hemen her gördükleri güzel şeye heves ederler.
, daha imanlı bir insan olabilmek, daha derin sevebilmek, daha güzel ahlaklı olabilmek gibi üstün mümin
Bir mümin bu gerçeği de bilir ama bu durumdan emin olamayacağı için öncelikle mutlaka çok daha samimi
Kendi koyduğu sınırlar: İnsanlar ne der?
Çünkü o bilir ki, sevginin kaynağı insanda değil, Allahtadır.
Kalbi sevgiyle dolu insan, hayatın her anında Allahın isimlerini tecelli ettirir; affederken Gafûr ,
Hz.
Hz. Nuhun gemi inşa etmesi, Hz. Yusufun kardeşini geri almak için plan yapıp uygulaması, Hz.
Ve insan, Allahın kendisine olan yakınlığını, sevgisini ve rahmetini daha derinden hisseder.
Ama bilmiş insan bunu da söylemeden duramaz.
Sanki o iki alternatifi de sanki ilk kez kendisi keşfetmişçesine, Burdan git, o olmazsa o zaman şurdan
da gidebilirsin der.
Oysa Allah, ayetinde Müslümanları bu konuda uyarmıştır: Ey iman edenler!
anlar.
Bu derin hakikatleri kavrayamayan insan ise, kaçınılmaz olarak dünyanın aldatıcı cazibesine kapılır.
En zor anlarda bile Allahtan en ümitvar olan, Allaha en çok güvenen, Allahın yardımından asla şüpheye
en derin şekilde kavrayan insan olmak ister.
(Al-i İmran Suresi, 8) Onlar: Rabbimiz şüphesiz biz iman ettik, artık bizim günahlarımızı bağışla ve
Bir sebeple aniden neşelenebilir, bir başka sebeple aniden hüzünlenebilir; günler ya da haftalar boyunca
vereceğini bildiği bir insan olmasını ister.
İman eden bir insan eğer iyi, hoşgörülü, merhametli, hoşsohbet, kalender, çalışkan, olgun bir insansa
İşte insan ancak aklını bu özelliklere de önem vererek kullandığında gerçek anlamda akıllı bir insan
Akıllı insan, ne zaman, nerede, ne şekilde konuşması gerektiğini en iyi bilen insan olmalıdır.
gündeme getirip konu ederler.
Bunun yanı sıra müminin hayatta en derin ve en yoğun sevgiyle sevdiği, en bağlı, en sadık olduğu varlık
de, yine imandaki şuurunu gösteren bir üslupla cevap verir.
Allah sana da rahatlık versin der.
eder.
Her biri, her an Allahın emrine uymakta ve Rabbimizin buyruğunu yerine getirmektedir.
Allah, iman edenlerin velisi (dostu ve destekçisi)dir. Onları karanlıklardan nura çıkarır ...
olması ve bunu uygulamada bir an olsun tereddüt etmeden, ciddi bir irade göstermesi gerekir.
Ve her sonuç aldığında, bir kez daha niyet ederek, daha derin bir ruh haline ulaşıp, daha derin bir ruh
Allahın yarattıklarındaki güzellikleri, derin anlamları, derin işaretleri çok daha berrak bir gözle görüp
Bu sebeple, iman edenlerle dindar olmayan kişiler arasında yaşam tarzı, ahlak anlayışı ve olaylara bakış
Ey iman edenler, Allahtan sakının ve doğru (sadık)larla birlikte olun.
Dindar kişi dünyanın geçici olduğunu ve asıl yurdun ahiret olduğunu bilir.
İnsanlar bir duruma şahit olduklarında ya da bir olayla karşılaştıklarında refleks olarak ilk önce bunu
(Nur Suresi, 12) Kuranın bu örneğinde olduğu gibi Müslümanlar, bir durum ilk bakışta ne kadar farklı
Çünkü eğer değerlendirdikleri kişi Allahtan korkan, iman eden, Kuran ahlakına uyan, güvenilir bir müminse
Toplumda bozulma olarak ifade edilen tavır da, insanlar arasında kabul görmüş olan bu alışkanlıklardan
durum karşısında aniden yüzünün atması, mimiklerinin bozulması, yüz hatlarının kasılması, konuşma ve
Bir insan neden bozulur ?
Allahın zatı idrak edilemez; fakat isimleri ve sıfatları yaratılmışlarda tecelli eder.
Allahın tecellilerini fark etmeyen, sevgiyi öğrenmeyen bir insan cennete hazır hale gelemez.
(Al-İ İmran Suresi, 104)
H ayata gözlerini açtığı andan itibaren, yaşayacağı dünya hakkında hiçbir bilgisi olmayan, iyiyi - kötüyü
İman etmeyen insanlar, böyle güçlü bir merhamet ahlakını ancak aralarında menfaat bağları olan kişilere
Müminlerde görülen bu anne şefkati , iman edenlerin birbirlerine duydukları sevginin de çok önemli bir
NUH (AS) GİBİ UZUN YAŞAYACAKTIR CİLDİNİN GÜZELLİĞİ: CİLDİ PARLAKTIR CİLT RENGİ, KIRMIZIYLA KARIŞIK BEYAZDIR
Sayın Adnan Oktar seyyid olduğu yani Peygamberimiz (sav) in soyundan geldiği için, Mehdi de seyyid olacağı
Mahdi Mehdi 7. Jeshua, Jesus, Jesus, Yeshua Yeşua, İsa 8. Emerging Ortaya çıkan 9.
Bunun yanı sıra bazı insanlar da vardır ki, çok fazla güzel vasfa sahip olmamalarına rağmen, sadece sahip
samimi iman, samimi Allah sevgisi ve Allah korkusu dur.
İnsan, imanındaki derinlik ölçüsünde kofluktan, yüzeysellikten, ruhundaki boşluktan kurtulur.
İman etsin ya da etmesin her insanın ruhunda böyle mükemmel bir insan arayışı vardır.
Dolayısıyla müminlerin aradıkları insan, Kuranda anlatılan en takva insan modelidir.
Dolayısıyla eğer mümin Kurana tam olarak uyarsa, Allahın izniyle, zihnindeki bu ideal insan karakterine
İman ve tevekkül duygusundan yoksun yaşam, onları sürekli belirsizlik ve korku i ç inde bırakır.
İmandan Uzaklaşan Kişi Alt Boyuta Düşer İnsan imanla güçlü ve dengeli olur.
(Müslim, Birr, 66; Buhari, Edeb, 27) İman sahibi bireyler ç evrelerine ö rnek olur ve insan ilişkilerinde
Mutmain nefis ise insanın ruhunun ya da benliğinin ulaştığı üstün manevi seviyeyi ifade eder ve huzura
vesilesiyle derin bir iç huzur ve sükunet içinde yaşar.
Hayatının her anında yoğun bir manevi güç içindedir.
Çünkü cennet, Allahın sevgiyi idrak edenler için hazırladığı bir mekandır.
(Furkan Suresi, 63) Bütün bu güzelliklerin hâkim olduğu yerde cennetin vasıfları tecelli eder.
Cennette sevgi daimî ve sınırsızdır; en büyük nimet ve güzellik olarak tezahür eder.