Bu noktada insan yine vicdanıyla başbaşa kalır.
Örneğin her insan, zor durumda kalan muhtaç birine yardım edilmesi gerektiğini bilir ve bunu tüm ayrıntılarıyla
: Ey iman edenler, Allahtan korkup-sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan
Çünkü Müslüman, imanı ve vicdanı gereği, hiçbir zaman için çevresinde olup biten olaylara karşı seyirci
Dikkat çekmeden, sorun çıkarmadan, insanlara olağanüstü bir durum var ve ben şu anda bu sorunu çözüyorum
(Nur Suresi, 20) Tüm insanlar Allahın kendilerine olan şefkatine ve merhametine muhtaçtırlar.
Yoksa insan yanında uyuyan birileri varken, özgürlüğümü kısıtlayamam, mühim olan benim ne istediğim,
vicdanına göre belirler.
Ancak vicdanına uygun hareket ederse gerçekten özgür olur ve ancak bu onu mutlu eder.
Fakat şaşırtıcı olan, bu durumun, ellerinde çok fazla imkan olan insanlar için de geçeril olmasıdır.
Bazen dünyanın en zengin, en çok imkan sahibi bir insanı da, istediği anda elindeki imkanlarla çok temiz
Temizlik, Allahın iman edenlere bildirdiği bir emridir.
İnsan hayatı boyunca karşılaştığı her olayda nasıl davranması gerektiğini bilir.
Mümin bir kimse hayatının her anında vicdanını kullanır.
Bir kere vicdanını aşan, bir kere vicdanını bastıran bir insan kendine, bunu bir kere daha yapabilecek
Allah her an, insan için, ancak akılla, imanla ve vicdanla fark edilebilecek birbirinden güzel ve detaylı
Allah Kuran ile, insanlar üzerindeki sonsuz rahmetini; iman edenlerin mutlak dostu ve yardımcısı olduğunu
gören, herşeyi bilen ve duyan olduğunun birer tecellisidir.
, o kişiye karşı haksız bir kızgınlık duymak vicdana uygun değildir.
Ve iman eden bir insan için Allah her ne yaratırsa yaratsın- , -ve bu her ne kadar eksiklik, acı ya da
Mümin, karşısındaki gibi kendisinin de her an hata yapabilecek, acz içinde bir insan olduğunu bilir.
gibi bir yaşam sürmeyi hayal ederler.
İşte o anda pek çok insan belki çok önemli bir gerçeğin farkına varmaz.
İşte insan bunların hiçbirini bilemez. Ama Allah hepsini ve herşeyi bilir.
İman edenlerde ise, bambaşka bir bakış açısı vardır.
Ama ölüm her insan için, her an aynı yakınlıktadır.
Gerçek imanın, bir insanda oluşturması gereken ruh hali, iman derinliği ve vicdan açıklığı da budur.
yana güçlü bir tavır koyamaz.
Her insan, kendisine her türlü iyiliğin, inceliğin, güzelliğin yolunu gösteren vicdana sahiptir.
Belirli kişilere, belirli olaylara, belirli şartlara karşı vicdanını kullanmış, irade göstermiş, nefsindeki
Bir an önce oluşan duruma uyum sağlamak ve eğer varsa bu durumun olumsuz yönlerini bertaraf edip olumlu
Allah, zulmedenleri sevmez; (Yine bu) Allahın, iman edenleri arındırması ve inkar edenleri yok etmesi
Vicdanına uyan insan da Allahın izniyle, en zor koşullar altında dahi elindeki nimetlerle sevinmeyi ve
(Bakara Suresi, 160) Kötülük işleyip bunun ardından tevbe edenler ve iman edenler; hiç şüphesiz Rabbin
Allah insana akıl, vicdan, irade ve muhakeme gücü vermiştir.
Gönülden iman eden, Allahtan saygıyla korkan bir insan, yaptığı hatanın ardından, aklı ve vicdanıyla,
O anda, Firavunun yanındakilerden birisi, Hz.
İşte Hz. Musa (a.s.) o zorlu anda, bu gerçeğin farkındaydı.
İşte bu yüzden, böyle zorlu bir durum karşısında Hz.
İman eden insanlarda ise bu tür bir ahlak anlayışına asla rastlanmaz. Mümin Allah için yaşar.
Kurana uyan bir insan, Allahın ayetlerde bildirdiği sırların yansımalarını hayatının her anında ve her
İyilikten yana verilen hiçbir emek asla gereksiz değildir.
Çünkü samimi ve derin bir imanla gelen sevgi kalpte yer ettiğinde, o kalpten kötülük filizlenmez.
(Mâide, 5 32) Sevgi, İmanın Meyvesidir Sevgi, derin ve samimi imanın meyvesidir.
Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allahın zikriyle mutmain olanlardır.
(Kehf Suresi, 28) İman edenler dünya hayatını amaç edinmeyip onun süslü çekiciliğini amaç edinmedikleri
(Âl-i İmrân Suresi, 173) Buna karşılık, zorluk dönemlerinde iman edenlerin arasına bir şekilde karışmış
Samimi iman sahibi bir insan vicdanının sesini dinlemeli, Allahın ahireti ve cenneti için kendisini denemelerde
Mümin iman ettiği anda, zaten hayatının her anını Allahın rızasını kazanma çabasıyla geçirmeye karar
Ve o andan itibaren de, maddi manevi her yönde imani bir şevk ve gayret içindedir.
Çünkü insanın, hayatının son anına dek, her geçen an, imanını daha da derinleştirme imkanı vardır.
Öte yandan kaliteli bir insan tartışmaya girmez, çekişmelerden daima uzak durur.
(Lokman Suresi, 17-19) Samimi İman Edenler Dünyanın En Kaliteli İnsanlarıdır Samimi bir insan, Allah
ile derin bir bağ kurmuş, kendini tamamen Allaha teslim etmiştir.
Ayette şöyle buyurulur: Ey iman edenler!
İnsan, vicdanına kulak verdiğinde adaletin en saf ve kusursuz haline ulaşabilir.
Vicdan, adaletin en güçlü rehberidir. Rabbimiz bu gerçeği şöyle bildirir: Ey iman edenler!
İnsan nefsini ne kadar iyi terbiye ederse etsin, nefis ilk fırsat bulduğu anda insana yeniden saldırma
Artık o kişi, imanıyla, vicdanıyla ve ahlakıyla, nefsini kendisi istediği gibi yönetir.
Çünkü iç alemin sarsıntı geçiriyor; nefis ile şehvet, iman ve irfana galip gelmiş durumdadır.
Böyle bir insan gerçekten gerekli bulduğu noktalarda, aklın ve vicdanın gerektirdiği şekilde muhalefet
Müminin bu konudaki samimiyeti ise, asla vicdanen yanlış olduğuna inandığı bir konuda çevresine uyum
Böyle düşünerek vicdanını zorlayan bir insan, gün boyunca karşısına bu ahlakı gösterebileceği yüzlerce
Ancak gerçek nezaket, yalnızca imanla ve vicdanın en iyi şekilde kullanılmasıyla ortaya çıkar.
Kim vicdanına en son noktasına kadar titizlikle uyuyorsa, en nezaketli insan da gerçekte odur.
baktığında, vicdanı ona çok daha fazla incelik imkanı gösterecektir.
İnsanın böyle bir durumda Kuran ahlakından yana tavır alması gerektiği çok açıktır.
Aksi olduğunda, yani insan sürekli içerisinde bulunduğu şartlardan, yaşadığı olaylardan, çevresindeki
(Nahl Suresi, 18) İnsan hayatı boyunca, en sıkıntılı anlarında bile bu gerçekleri asla unutmamalıdır.
anda o tavrını telafi edebileceğini- telkin eder.
Her an ölebileceğini bilen ve ahirete inanan bir insan da, asla ileride telafi ederim mantığına güvenip
Gerçekten Allaha gönülden iman etmişse, hayatının her anında bu imanının ve samimiyetinin gereğini yaşamalıdır
Bunun yanı sıra kişiler, söylenmelerine ve yakınmalarına şahit olan insanların da bu durumdan duyabilecekleri
rahatsızlığı gözardı ederler.
Mümin vicdanını kullanan insandır.
Dolambaçlı yöntemleri, imalı konuşmaları asla tercih etmezler.
Ruhu böyle bir üslupta asla huzur bulamaz. Böyle insanların kişiliğine de asla uyum sağlamaz.
Basitliğe asla eğilim göstermez.
Genelde insanlar arasında dediğini yaptırabilen bir kişi olabilmek önemlidir.
İnsanın daima kendinden yana tavır alması, nefsin en hoşuna giden şeylerden biridir.
Kendi dediği yapılan kimse, bu durumdan dolayı sevince kapılır ve kendisiyle gurur duyar.
Müminlerin hayatında ise durum çok farklıdır.
İman eden bir insanın hayatının her anında yapacağı çok fazla şey vardır.
İman eden bir insan için, hem kendinin hem de karşısındaki kişinin vakti son derece önemli ve kıymetlidir
Ancak sonuçta eğer bir insanın kalbinde yeterli Allah aşkı, iman coşkusu ve irade varsa, bu kimseler
Derin Allah korkusunu, Allah aşkını, Allah sevgisini, iman heyecanını kalbinde hisseden bir insan, imanından
Ve samimi iman eden bir insan için bu süreç hayatının son anına kadar aralıksız bir çabayla devam edecektir
İman eden kimse, düşünen insan demektir.
Her an, her yerde, karşılaştığı her konuyu, düşünerek; vicdanını ve aklını kullanarak değerlendirir.
Sevmek, sevilmek, dost olmak, sırdaş olmak, saygı duymak, karşılıklı güven duymak, Allahın insanlar için
Ancak her insanın, kendisini tanıtabilme, ifade edebilme ve bu şekilde çevre edinebilme imkanı bulduğu
derin vicdan sahibi, çok güzel ahlaklı bir insan da aynı şartlarda kişiliğini ortaya koymaktadır.
Darwinist ve ateist bir insan da burada sesini duyurmakta, yalnızca Allahın rızası için yaşayan iman
Bu durumda söylenebilir ki; ayrılık durumunda iman edenlerin ayrılık yoluna sapmalarının bir nedeni Allaha
Samirinin ve ona uyanların düşüncelerini, Hz.
Bu durum, Hz.
Eğer bu kimse, aklı ve vicdanı açık bir kimseyse, bu durumda ahlakını da sürekli olarak geliştirip güzelleştirebilir
İşte vicdanı yeteri kadar açık olmayan bir insan, şeytanın bu gibi telkinleri sonucunda, kimi zaman kendisi
Kuran ahlakını tam olarak yaşayan bir insan, Allahın izniyle asla aklını beğenip büyüklenme hastalığına
Kullarını asla bırakmaz ve terk etmez; her daim onları bağışlar ve onlara merhamet eder.
İman edenlere yardım etmek ise Bizim üzerimizde bir haktır.
Onları karanlıklardan nura çıkarır. İnkar edenlerin velileri ise tağuttur.
Dolayısıyla iman eden bir insan, içinde öfke hissi duyduğunda öfkelenmez.
Çünkü nefis, -akıl ve vicdan kullanılmadığı takdirde- insan üzerinde gerçekten etki sahibidir.
Allahın kendilerini, akıl kullanmaktan, vicdana uymaktan, Kuran ahlakını yaşamaktan sorumlu tutacağını
Güzel ahlaklı, vicdanlı, akıllı, kişilikli bir insan doğal olarak herkes tarafından çok sevilir.
İnsan böyle bir kişiye karşı duyduğu sevginin gücünü çoğu zaman kendinden sanır.
İman etmeyen bir insan sevgide bu kadar fedakar olamaz.
Eğer kişi bu tebliği yaparken, yüzüyle, sesiyle, üslubuyla (Allahı tenzih ederiz) mağdur olmuş bir insan
Bunun yanı sıra bazen de insan çevresindeki kimseler arasında yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermemek
tespit eder.
İşte insan bu tür bir durumda içinden gelenlere uyar.
Bu tür bir durumda nefisten yana bir bir tavır göstermek, asla dürüstlük, doğallık, samimiyet, içi dışı
Dolayısıyla insanın, içinden gelen herşeye uyması gibi bir yaklaşım asla makul değildir. insan içinden
Ancak zaten insanlar, yazının başında da belirtildiği gibi, genellikle sıkıntı anlarında, nefislerinin
Düşünmemek, akıl, mantık kullanmamak, içlerinde bulundukları durumu düzeltmenin ve telafi etmenin yolunu
(Cuma Suresi, 10) Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allahın zikriyle mutmain olanlardır.
İnsan, nefsinde oluşan bu olumsuz gelişmeyi, ancak enaniyetiyle çatışan bir durum olduğunda fark eder
(Bakara Suresi, 206) Dolayısıyla bu gerçeği bilen iman sahibi bir insan, nefsine zor da gelse, enaniyetten
ve büyüklük taslamayan (müstekbir olmayan)lar iman eder.
Oysa ki eğer insan kendisine yapılan bu yakıştırma üzerinde biraz daha derin düşünecek olursa, kişiliğinin
Dolayısıyla insan, nefsindeki bu olumsuz istekleri ancak vicdan kullanarak dizginleyebilir.
İman eden bir insanın bu derece gözü dönmüş, ruhu kararmış, vicdanı körelmiş bir insan olması elbetteki
Öncelikle insan aklı çok kısıtlıdır.
Kuranda bu gerçek insanlara şöyle bildirilmiştir: İman edenler ve salih amellerde bulunanlar -ki Biz
Bir anda fiziksel anlamda tüm gücünü yitireceği bir hastalıkla burun buruna gelebilir.
İman eden her insan, Allahın tüm dualara icabet edeceğini bilir ve bu gerçeğe tüm benliğiyle gönülden
iman eder.
Ve imanda kararlı olan her insan için bu durum hayatın sonuna kadar sürekli olarak tekrarlanır.
Güzel bir şehir ve bağışlayan bir Rabb(iniz var).
Biz (nimete) nankörlük edenden başkasını cezalandırır mıyız?
, kendi içinde bir vicdan değerlendirmesi yapar.
, iman hakikatlerini en iyi şekilde ispatlayan, aklı ve kalbi ikna eden bir eserdir.
Aman, aman Saide yanaşmayınız!
Bediüzzaman bu durumu şöyle ifade etmektedir: Yirmi sene zarfında, Risale-i Nurun yirmi bin nüshaları
O insan, o anda yalnızca kaderinde kendisi için takdir edilene uymaktadır.
İnsan ne kadar tedbir alsa da, ne kadar irade kullansa da, Allahın takdir ettiği bu gerçeğin önüne asla
Eğer bir insan, vicdanı kendisine doğruyu göstermesine rağmen, şuurlu bir şekilde kötülükten yana bir
İnsan her uykudan gözünü açıp uyandığı ve şuurunun yerine geldiği andan itibaren, her gün, en iyi bildiği
İnsan bir günün 23 saati vicdanını en mükemmel şekilde kullanabilir.
Mümin iman ettiği andan itibaren bunu Allah aşkı ve Allah sevgisiyle zevkle yapar.
Allahı Seven İnsan Onu Sürekli Hatırlar Gerçek sevgide unutmak asla olmaz.
İman edenlerin ise Allaha olan sevgileri daha güçlüdür .
İnsan her an nimetlerle kuşatıldığını fark eder; nefesinde, gökyüzünde, sevdiklerinde, kalbinin atışında
Sevginin zirvesine ulaşmak, samimi bir iman ve derin bir maneviyat ile mümkün olur.
Bu nedenle müminler i ç inde yaşadıkları toplumun sevgi ö nderleridir.
İman edenler ise en ç ok Allahı severler.
Allaha iman eden, Allahın sonsuz güzel ahlakını, sonsuz gücünü bilen bir insan için üzülecek hiçbir şey
İnsan maddi manevi pek çok açıdan gerçekten çok zorlandığı durumlarla karşılaşabilir.
İnsan dünyanın en zor şartları altında bile olsa ki bu zorluklar da Allahın rahmetinin birer tecellisi