Müminler hayatları boyunca bu şuurda hareket ederler.
Allah ayetin devamında, imanın en açık göstergelerinden birinin büyüklük taslamamak olduğunu bildirmiştir
Kibir ve büyüklenmenin ise Kuranda şeytanın bir vasfı olduğu bildirilmiş ve iman edenlerin kibirden mutlaka
İman edenler için dünya hayatı, her saniyesi birbirinden detaylı sürprizlerle, iyiliklerle, güzellikle
olması, müminlerin, her anlarını derin bir heyecan ve coşku içerisinde yaşamalarına neden olur.
gören, herşeyi bilen ve duyan olduğunun birer tecellisidir.
Ey iman edenler, sabredin ve sabırda yarışın, (sınırlarda) nöbetleşin. Allahtan korkun.
ve tevekkül örnekleri, peygamberlerin yaşamlarında sürekli olarak tecelli eden iman alametleridir.
Oysa Allah (c.c) rızası için yaşayan bir insan için sabır, bir güzelliktir. Tıpkı Hz.
Kaim (Hz. Mehdi (as)) çıktığında, insanların imamlarıyla aralarında bir postacı olmayacak. O (HZ.
Mehdi (as) ın kendi mekanında, yani bulunduğu yerden insanlarla konuşması ve insanların da Hz.
Mehdi (as) ı kendi bulundukları yerden görmesi ve duyması televizyon aracılığıyla olacaktır.
Nitekim hiçbir ekonomik sıkıntısı olmayan ve her türlü dünyevi imkana sahip olan pek çok insan mutsuz
Nitekim insanı mutlu edecek tek şey, kendisini yaratan, her an kendisini duyan, gören, dua ettiğinde
Bu nedenle mutsuz insanlar çözümü imanda aramalıdırlar.
O sırada Belkıs, tam olarak Hz. Süleyman (as) ın yanındadır. - Hz.
İbrahim (as) ın Hz. İshak (as) ve Hz. İsmail (as) için ettiği dua olduğunu belirtmiştir.
Ve Allahın izniyle bu bela Hz. Mehdi (as) vesilesiyle tam olarak bertaraf edilecektir.
Oysa ki müminlerin özelliği, her an her olayda akıllarıyla, vicdanlarıyla düşünüp, o sırada Allahın rızasına
eder.
Ama mümin bunu kabul etmez; nefsini ezer, kalkar o kardeşine elinden gelenin en iyisiyle yardım eder.
İnsanlar birbirinin Allah'a inanıp inanmadığını bilemiyorlar.
Temiz insanlar yüzünden anlaşılabilir.
Çünkü büyük bir ihtimalle ters bir durum oluşacaktır.
durumdan sorumlu kabul eder ve o kişiyi uyarma zorunluluğu hisseder.
Bu uyarı ve hatırlatmalar, her vicdanlı müminin yapması gereken bir harekettir.
Dolayısıyla Kuranın pek çok ayetinde bildirilen bu ibadeti yerine getirmek iman edenlerin temel vasıflarından
İşte bunu insan Allah sevgisiyle, Allah korkusuyla, Allaha duyduğu derin saygıyla yapar.
Tüm dünyaya sevgiyi sevdirecek, sevgiyi öğretecek kişi ise Hz. Mehdi (a.s.) dır.
İman edenlerin ise Allaha olan sevgileri daha güçlüdür.
Bu nedenle tutkunun kapısı, iman edenlere daima açıktır.
Nitekim Yüce Allah tutkunun en büyük vesilesi olan Allaha imanın ve her durumda Allahı zikretmenin, iman
edenler üzerinde oluşturduğu manevi olgunluğu şöyle müjdelemektedir: Bunlar, iman edenler ve kalpleri
Yani Ömer, Osman, Ali hepsinin isimlerini vermişlerdi.
“Allah da bilir ki sen elbette O'nun elçisisin.
Allah'a iman eder, müminlere inanıp güvenir, sizden iman edenler için bir rahmettir
durumdan sorumlu kabul eder ve o kişiyi uyarma zorunluluğu hisseder.
Bu uyarı ve hatırlatmalar her vicdanlı müminin yapması gereken bir harekettir.
Dolayısıyla Kuranın pek çok ayetinde bildirilen bu ibadeti yerine getirmek iman edenlerin temel vasıflarından
Allah Kuranda sevgi nimetini iman edenler için yarattığını şöyle bildirmektedir: İman edenler ve salih
İman etmeyen bir insan sevgide bu kadar fedakar olamaz.
Bu güzel ahlakı Allah sevgiye vesile edecek ve iman edenler arasında bir sevgi kılacaktır.
Allaha bu şekilde gönülden bağlanan insan, ihlası da kazanmış olur.
(Rum Suresi, 31) ayetiyle Allah, iman edenleri bütün ibadetlerinde ihlasa ve teslimiyete çağırmıştır.
Müminler Allaha derin bir saygı göstererek iman ederler.
ve durumda kendisine şükredilmesidir.
Vicdan sahibi her insana düşen görev, tüm hayatını her olayda bir hayır olduğuna iman ederek yaşamaktır
Allah, iman eden ve sabreden kullarına şöyle müjde vermiştir: “İman edip salih
İnsan, ulaştığı imani yakınlığı sürekli tazelemek ve geliştirmek yönünde gayret göstermediği takdirde
Aksi takdirde kişinin kalbi katılaşabilir, vicdanı duyarsız hale gelebilir, dolayısıyla öğüt alamaz bir
duruma gelir.