logo HARUN YAHYA

33. Konu: Kanın pıhtılaşması

Kanın Pıhtılaşması

Bir yeriniz kesildiğinde ya da eski bir yaranız kanadığında, zaman içinde kanamanın duracağını bilirsiniz. Kanayan yerde bir pıhtı oluşacak, bu pıhtı zamanla sertleşecek ve yara iyileşecektir. Bu sizin için kolay görünen olağan bir durum olabilir. Oysa, biyokimyacılar yaptıkları araştırmalarla bunun oldukça karmaşık bir sistemin işleyişinin sonucu olduğunu ortaya çıkardılar.26 Bu sistemin parçalarından herhangi birinin eksilmesi veya zarar görmesi sistemi işlemez kılacaktır.

Kan doğru yerde, doğru zamanda pıhtılaşmalı ve şartlar normale döndüğünde pıhtı ortadan kalkmalıdır. Sistem en küçük ayrıntıya varana dek kusursuz bir biçimde çalışmalıdır.

Eğer bir kanama söz konusu ise, canlının kan kaybından ölmemesi için pıhtının hemen meydana gelmesi gerekir.

Ayrıca, pıhtının yaranın üzerinde boylu boyunca oluşması ve en önemlisi de sadece yaranın üzerinde kalması gereklidir. Yoksa tüm kanın pıhtılaşmasına ve canlının ölümüne neden olacaktır. Bu nedenle kanın pıhtılaşması sıkı bir denetim altında tutulmalı ve pıhtı doğru zamanda doğru yerde oluşmalıdır.

Kemik iliği hücrelerinin en küçük temsilcisi olan kan plakçıkları ya da trombositler hayati bir özelliğe sahiptir. Bu hücreler, kanın pıhtılaşmasındaki ana unsurdur. Von Willebrand faktörü adlı bir protein, kanda dolaşıp durmakta olan trombositlerin kaza yerini geçmemelerini sağlar. Kaza yerinde takılı kalan trombositler, o anda diğer trombositleri de olay yerine getiren bir madde salgılar. Bu hücreler daha sonra hep birlikte açık yarayı kapatır. Trombositler, görevlerini yerine getirdikten sonra ölür. Onların, kendilerini feda etmeleri, kan pıhtılaşma sisteminin yalnızca bir parçasıdır. (şekil 115)

hipotalamus

Şekil 115
Von Willebrand faktörü adlı bir protein, kanda dolaşıp durmakta olan trombositlerin kaza yerini geçmelerini önler.

Kan pıhtılaşmasını sağlayan bir diğer protein de trombindir. Bu madde yalnızca açık bir yaranın olduğu yerlerde üretilir. Bu üretim ne az ne de fazla olmamalıdır. Üstelik üretim, tam zamanında yapılmalı ve yine tam zamanında durdurulmalıdır. Şu ana değin trombin üretiminde rol alan ve tamamı "enzim" olarak adlandırılan yirmiden fazla vücut kimyasalı tanımlanmıştır. Bu enzimler, kendi üretimlerini durdurabilir ya da başlatabilir. Süreç öylesine bir denetim altındadır ki, trombin ancak tam bir doku yaralanması söz konusu olduğunda oluşur. Vücutta pıhtılaşma için gerekli olan tüm enzimler yeterli miktara ulaşır ulaşmaz, yapısal maddesi protein olan uzun iplikçikler oluşturulur. Bu iplikçiklerin adı fibrinojendir. Kısa zamanda fibrinojen iplikçiklerinden bir ağ oluşturulur. Bu ağ kanın dışarı akışının olduğu yerde kurulur. Diğer yandan ise kandaki trombositler bu ağa takılarak birikir. Bu birikim yoğunlaşınca bir tıkaç vazifesi görerek kanamanın durmasını sağlayacaktır. İşte pıhtı dediğimiz şey de bu yığılmayla oluşan tıkaçtır. (şekil 116)

Yara tamamen iyileşince ise kan pıhtısı çözülür.

Bir kan pıhtısının oluşması, pıhtının sınırlarının belirlenmesi, oluşan pıhtının güçlendirilmesi veya ortadan kaldırılmasını sağlayan sistem indirgenemez kompleksliğe sahiptir. Kanın pıhtılaşması, bir parçanın diğer bir parçayı harekete geçirmesi şeklinde ortaya çıkan bir olaylar zinciridir.

Sistem en küçük ayrıntısına kadar kusursuz bir biçimde çalışır.

Peki eğer bu mükemmel işleyen sistemde en ufak bir aksaklık olsaydı ne olurdu? Mesela yara olmadığı halde kanda pıhtılaşma olsaydı? Ya da yaranın etrafında oluşan pıhtı yerinden rahatlıkla ayrılsaydı? Bu soruların tek bir cevabı vardır: Böyle bir durumda kalp, akciğer veya beyin gibi hayati organlara giden yollar pıhtı tıkaçlarıyla tıkanırdı. Bu ise kaçınılmaz olarak ölümle sonuçlanırdı.

hipotalamus

Şekil 116
Trombositler, fibrojen iplikçiklerinden oluşan bir ağ oluşturur. Trombositler ise bu ağa takılarak birikir ve tıkaç vazifesi görerek kanamayı durdurur.

Bu gerçek de bizlere bir kez daha göstermektedir ki, insan vücudu kusursuzca yaratılmıştır. Sadece kanın pıhtılaşma sisteminin bile rastlantılarla ve evrim teorisinin iddia ettiği sözde "kademeli gelişim" varsayımıyla açıklanması imkansızdır. Her detayı ayrı bir plan ve hesap ürünü olan bu sistem, yaratılışın mükemmelliğini gözler önüne sermektedir. Bizi yaratıp bu dünyaya yerleştirmiş olan Yüce Allah, hayatımız boyunca karşılaşacağımız küçük, büyük her türlü yaralanmaya karşı, bedenimizi bu sistemle birlikte yaratmıştır.

Ayrıca belirtilmelidir ki; kanın pıhtılaşması, sadece gözle görülür yaralar için değil, bedenimizde her gün sürekli gerçekleşen kılcal damar parçalanmalarının tamiri için de çok önemlidir. Siz hissetmeseniz de gerçekte gün boyunca sürekli küçük iç kanamalar geçirirsiniz. Kolunuzu kapının kenarına çarptığınızda ya da bir koltuğa sertçe oturduğunuzda, yüzlerce küçük kılcal damarınız parçalanır. Bu parçalanma sonucunda oluşan iç kanama, pıhtılaşma sistemi sayesinde hemen durdurulur, daha sonra da vücut aynı kılcal damarları yeniden inşa eder. Eğer çarpma biraz şiddetliyse, pıhtılaşma öncesindeki iç kanama da biraz daha şiddetli olur ve bu yüzden çarptığınız yerde bir "morarma" oluşur. Kandaki bu pıhtılaşma sisteminden mahrum olan bir insanın, hayatı boyunca en ufak bir darbeden bile korunması ve adeta pamuk içinde yaşatılması gerekecektir. Nitekim kanlarındaki pıhtılaşma sistemi kusurlu olan "hemofili" hastaları, bu şekilde ömür sürerler. Ancak ileri derecede hemofili hastaları genellikle fazla uzun yaşayamazlar. Yolda yürürken düşmeleriyle oluşan bir iç kanama bile, hayatlarını sona erdirmek için yeterlidir. Bu gerçek karşısında her insanın kendi bedenindeki yaratılış mucizesi üzerinde düşünmesi ve bu bedeni kusursuzca yaratmış olan Allah'a şükredici olması gerekir. Bizim tek bir sistemini, hatta tek bir hücresini dahi üretmekten aciz olduğumuz bu beden, Yüce Allah'ın bizlere bir lütfudur. Rabbimiz bir Kuran ayetinde şöyle buyurmaktadır:

"Sizleri Biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz?" (Vakıa Suresi, 57)

DİPNOTLAR

26- Michael Behe, Darwin's Black Box, New York: Free Press, 1996, s. 79-97.

 

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER
Giriş 1.Konu: Kandaki sıvı oranını kontrol eden denetçiler 2. Konu: Vücuttaki kusursuz güvenlik sistemi 3. Konu: Anne sütü ve oksitosin hormonu 4. Konu: Kalsiyum ölçerler 5. Konu: Şeker fabrikası 6. Konu: Acil yardım: Adrenalin hormonu 7. Konu: Vücudu temizleyen lizozom enzimleri 8. Konu: Kan basıncını kontrol eden kusursuz sistem 9. Konu: Büyüme hormonu 10. Konu: Bedenimizdeki yanılmayan saat 11. Konu: Vücut sıcaklığını ayarlayan mucize molekül 12. Konu: Olağanüstü hassas denge 13. Konu: Bebek için hazırlık yapan hormonlar -1 14. Konu: Bebek için hazırlık yapan hormonlar -2 15. Konu: Erkek üreme sistemindeki hormonlar 16. Konu: Testosteron hormonunun diğer özellikleri 17. Konu: Oksijen taşıyan mucize molekül: Hemoglobin 18. Konu: Hücredeki haberleşme sistemi 19. Konu: Mesajcı hormonun hücre içindeki yolculuğu 20. Konu: Hücredeki iletişim kontrolü 21. Konu: Hücredeki protein trafiği 22. Konu: Sinir hücrelerindeki kimyasal iletişim 23. Konu: Yetenekli haberci nitrik oksit (no) 24. Konu: Endotel hücresi = no (nitrik oksit) üretim merkezi 25. Konu: Vücudumuzdaki petrol rafinerisi 26. Konu: Karaciğere yerleştirilmiş 27. Konu: Dna'nın çoğaltılması 28. Konu: Tamirci enzimler 29. Konu: Protein üretimi 30. Konu: Protein üretiminin son aşaması 31. Konu: Hücre zarı ve organize 100 trilyon işçi 32. Konu: Duyma anında neler oluyor? 33. Konu: Kanın pıhtılaşması 34. Konu: Savunma sistemi 35. Konu: B12 vitamininin yolculuğu 36. Konu: İnsan bedeninin kimyageri: Pankreas 37. Konu: Hücre zarındaki nakliyeci moleküller 38. Konu: Bedeni korumakla görevli kompleman proteinleri 39. Konu: Aside karşı formül üreten moleküller 40. Konu: Yumurta hücrelerinin sergiledikleri şuur Sonuç