logo HARUN YAHYA

Giriş

Giriş

Kuran, alemlerin Rabbi, sonsuz ilim ve güç sahibi olan Allah'tan insanlara bir rahmet olarak indirilmiştir. Allah insanlara bir kitap göndermekle onlara lütfetmiştir. Allah'ın bu lütfuna samimiyet, minnettarlık ve şükür ile karşılık verenler bu davranışlarının faydasını yine kendileri görürler. Kuran'ı anlar, iman eder, ona tabi olur ve Allah'ın rahmetine girerler. Dünyada da ahirette de Allah'tan güzel bir karşılıkla mükafatlandırılırlar. Bunun aksine, art niyetli ve düşmanca bir tavırla Kuran'a yaklaşanlar ise bunun zararını yine kendileri görürler. Kuran'ı kavrayamaz, ondan istifade edemez, dünyada ve ahirette kayba uğrarlar. Ancak, ne Kuran'a ne de İslam'a bir zarar veremezler.

Kuran, her insanın rahatlıkla anlayabileceği bir kitap olarak indirilmiştir. Allah bir ayetinde, "Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt, sinelerde olana bir şifa ve mü'minler için bir hidayet ve rahmet geldi." (Yunus Suresi, 57) buyurmaktadır. Bu ayetten de anlaşıldığı gibi Allah'a iman eden ve vicdanına uyan her insan Kuran ayetlerinden öğüt alabilir, ayetlerdeki emirleri en güzel şekilde yerine getirebilir.

Ancak nefsine uyan, Allah'ın gücünü takdir edemeyen, ahiret konusunda şüphe içinde olan insanlar, ayetleri de kendi bozuk mantıkları doğrultusunda yanlış yorumlarlar. Allah bir ayetinde Kuran'da öğüt alamayan bu insanların durumunu şöyle haber vermiştir:

Andolsun, Biz bu Kuran'da çeşitli açıklamalar yaptık, öğüt alıp-düşünsünler diye. Oysa bu, onların daha uzaklaşmalarından başkasını arttırmıyor. (İsra Suresi, 41)

Buraya kadar anlatılanlardan anlaşılacağı gibi Kuran'ı doğru anlamak samimi olarak iman etmekle mümkündür. Allah Kuran'ı, iman edip akleden kullarının kavrayıp öğüt alabileceği apaçık bir Kitap olarak indirmiştir.

İnsanın imanı arttıkça aklı, samimiyeti ve Allah korkusu da aynı derecede artar, dolayısıyla Kuran ayetlerindeki incelikleri ve sırları daha iyi kavrar.

Henüz iman etmemiş bir kimse de, ön yargı, art niyet taşımadan samimi bir vicdanla Kuran'a yaklaştığı takdirde, onun ilahi bir kitap olduğunu kolaylıkla kavrar ve iman eder. Allah'ın ayetleri apaçık olduğu için hemen onları uygulamaya geçirir. İman ettikten sonra ise imanının derinliği, duası ve bilgisi ölçüsünde Kuran'ın sırları ve incelikleri kendisine açılır.

İman etmeyen, Allah korkusuna sahip olmayan kişiler ise Kuran'ı doğru kavrayamazlar. Anladıklarını sandıkları konuları ise yanlış anlarlar. Açık ve net ifadeleri kendilerince çelişkili olarak algılarlar. Bu tarz kişiler ne kadar zeki ne kadar bilgili ve ne kadar kültürlü olurlarsa olsunlar, Kuran'ı ne kadar araştırırlarsa araştırsınlar Yüce Rabbimiz Allah'a iman etmedikleri için akletme yeteneğinden yoksundurlar. İşte bu yüzden Kuran'ı anlayamazlar.

Kuran'a karşı, kendilerince birtakım itirazlar getiren kimselerin öne sürdükleri iddialar incelendiğinde, bunların kökeninde önemli bir anlayış ve mantık bozukluğu olduğu görülür. Kimi zaman bir ilkokul çocuğunun bile açık ve kolay biçimde kavrayabileceği ayetleri, nefislerine uyan bazı kimseler kendi düşük akıllarınca çelişkili ve anlaşılmaz zannederler. Oysa Kuran'da hiçbir çelişki yoktur. Allah Kuran'ın pek çok ayetinde inkar edenlerin Kuran'da bildirilen örnekler için, "Allah bu örnekle neyi kastetti" diyerek şaşırıp kaldıklarını, bu örnekleri anlayamadıklarını haber vermiştir.

Gerçekten de Kuran'da haber verildiği gibi inkar edenler her devirde bu örnekleri kavrayamadıklarını doğrudan ya da dolaylı olarak itiraf ederler. Bu, Kuran'ın bir mucizesidir; aynı ayeti bir mümin rahatlıkla kavrarken, inkar eden bir kimse kavrayamamaktadır. Bu da bize Kuran'ın anlaşılmasının veya anlaşılmamasının tamamen niyete bağlı olduğunu, Allah'ın dilediğine anlayış verdiği gibi, dilediğini de ayetlerinden perdelediğini göstermektedir. Bu durum bir ayette şöyle haber verilir:

Kendisine Rabbinin ayetleri öğütle hatırlatıldığı zaman, sırt çeviren ve ellerinin önden gönderdikleri (amelleri)ni unutandan daha zalim kimdir? Biz gerçekten, kalpleri üzerine onu kavrayıp anlamalarını engelleyen bir perde (gerdik), kulaklarına bir ağırlık koyduk. Sen onları hidayete çağırsan bile, onlar sonsuza kadar asla hidayet bulamazlar. (Kehf Suresi, 57)

İman eden, samimi, vicdanlı bir insan Kuran'daki temel imani konuları, hükümleri gayet rahat anlar ve uygular. Bir hadisinde Peygamber Efendimiz (sav)Kuran ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

Kuran, Allah Azze ve Celle'nin kelamıdır. Öyle ise Kuran sahibi, Rabbinin, yasak ettiklerini yapmamak sureti ile ona tazim (hürmet) etsin. (G. Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 227/10)

İman etmeyen, samimiyetsiz, ön yargılı bir insan ise her türlü teknik bilgiye ve mükemmel bir Arapça bilgisine sahip olsa, bir bilim dalında otorite kabul edilse yine de Kuran'ı gerektiği gibi ve doğru anlayamayabilir, çünkü böyle bir kimse en başta nefsine uymaktadır. Bu yüzden de akletme yeteneğinden yoksundur. Akledemediği için de Kuran ayetlerini yanlış anlar, ayetler hakkında çarpık ve akılsızca yorumlar yapar.

Bu kitapta, akledemeyen bu tür kişilerin, Kuran'ı yanlış yorumlamalarının nedenleri ele alınmakta, bunların ayetler hakkında yaptıkları akılsızca yorumlardan ve itirazlardan çeşitli örnekler incelenmekte ve bunların tamamının cevapları verilmektedir. Bu kişilerin Kuran ayetleri hakkında getirdikleri itirazlardan yola çıkılarak, akılsızlıkları, yargılarındaki ve mantık örgülerindeki bozukluklar ortaya konmaktadır.

 

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER

Özet

Bu kitap bölümü, Kuran'ın Allah'tan bir rahmet ve öğüt olarak gönderildiğini, ancak Kuran'dan istifade edebilmenin temel şartının samimi bir iman olduğunu ortaya koymaktadır. İman etmeyenlerin sahip oldukları ön yargı ve nefislerine uyma gibi engeller nedeniyle ilahi kelamı kavrayamadıkları, müminlerin ise derin bir anlayışla ayetlerin sırlarına erişebildikleri üzerinde durulmaktadır.

Önemli Noktalar

  • Kuran'ı doğru anlamak ve ondan öğüt almak doğrudan kişinin samimiyetine ve Allah'a olan imanına bağlıdır.
  • İman etmeyenlerin ayetleri kavrayamaması, vicdanlarının kapalı olmasından kaynaklanan manevi bir perde neticesidir.
  • Kuran'ın müminler için hidayet ve şifa olması, onun her insanın kolaylıkla anlayabileceği apaçık bir kitap olarak indirilmiş olmasından gelir.
  • İnkar edenlerin Kuran'a karşı öne sürdüğü itirazlar, onların akletme yeteneklerinin zayıflığını ve mantık bozukluklarını yansıtır.

Sıkça Sorulan Sorular

Kuran'ı doğru anlamak neden imana bağlıdır?

Kuran, Allah tarafından iman eden ve vicdanına uyan kullar için bir hidayet rehberi olarak indirilmiştir. İman eden kişinin Allah korkusu ve samimiyeti arttıkça, Kuran'daki sırları ve incelikleri kavrama yeteneği de gelişir.

İnkarcıların Kuran ayetlerini anlamakta zorlanmalarının temel sebebi nedir?

İnkarcılar, nefslerine uydukları ve samimiyetten yoksun oldukları için akletme yeteneklerinden mahrum kalırlar. Kalpleri üzerindeki manevi perdeler, ayetleri doğru şekilde yorumlamalarına ve onlardan öğüt almalarına engel olur.

Kuran'da çelişki olduğu iddiası nasıl açıklanabilir?

Kuran'da hiçbir çelişki bulunmamaktadır. Çelişki olduğunu iddia edenler, ön yargılı ve art niyetli yaklaşımlarıyla ayetleri kendi bozuk mantıklarına göre yanlış yorumlayanlardır.

Samimi bir vicdanla Kuran'a yönelmenin önemi nedir?

İman etmemiş bir kimse bile ön yargısız ve samimi bir vicdanla Kuran'a yaklaştığında, onun ilahi bir kitap olduğunu kolaylıkla kavrayabilir. Samimiyet, kişinin doğruyu görmesini sağlayan en temel manevi anahtardır.