logo HARUN YAHYA

Önsöz

Önsöz

Bu kitabın adının "Allah Akılla Bilinir" olmasının önemli bir nedeni vardır. İnsanların birçoğu Allah'a inandıklarını, Allah'ı bildiklerini söylerler. Ancak gerçekte Allah'ı gereği gibi tanıyıp takdir edemezler. Bunun içinse "akıl sahibi" olmak gerekir.

Bu noktada önemli bir konuyu hatırlatmak faydalı olacaktır: Allah'ı kavramak, Allah'ı gereği gibi tanımak için akıl gerekir derken burada kastedilen "zeka" değildir. Akıl ve zeka birbirinden tamamen farklı iki kavramdır. Zeka, bir insanın biyolojik olarak sahip olduğu zihinsel kapasitedir. Zeka ne artar, ne azalır. Akıl ise sadece müminlere ait bir özelliktir. Allah'tan korkup sakınan takva sahibi müminlere Allah Katından büyük bir nimet olarak verilir. Akıl, Allah'ın samimi kullarına verdiği bir nur, bir anlayıştır. Ve insanın takvası ölçüsünde bu anlayış, yani sahip olduğu akıl seviyesi de artar.

Akıl sahibi insanın en belirgin özellikleri, Allah'tan korkup sakınması, daima vicdanına uyması, her olayı, gördüğü herşeyi Kuran'a ve sünnete göre değerlendirmesi ve her an Allah'ın rızasını aramasıdır.

Bir insan, dünyanın en zeki, en bilgili, en kültürlü insanı dahi olsa eğer bu özelliklere sahip değilse "akılsız" olacaktır ve birçok gerçeği göremeyecek, kavrama yeteneğinden yoksun kalacaktır.

Zeka ile akıl arasındaki farkı şöyle bir örnekle belirginleştirebiliriz: Bir bilim adamı, vücudun sinir sistemi ile ilgili, yıllarca çok derin ve detaylı araştırmalar yapmış olabilir. İnsan bedeninde gerçekleşen olağanüstü sinir iletimleri konusunda dünyanın en bilgili kişisi de olabilir. Ancak eğer akıl sahibi değilse, bu kişi sadece sinir hücreleri arasındaki işlemler ile ilgili bilgileri taşıyan bir insan olmaktan öteye gidemeyecektir. Yani sahip olduğu bu bilgilerin ardındaki önemli gerçeği kavrayamayacaktır. Oysa akıl sahibi bir insan, sinir sistemindeki mucizevi özellikleri, detayındaki mükemmellikleri görerek, bu kadar kusursuz bir yapının ancak ve ancak bir Yaratan'ı, üstün akıl sahibi bir var edeni olması gerektiğini anlar. Der ki; "sinir sistemini bu kadar kusursuz yaratan güç elbette tüm diğer canlıların da Yaratıcısı olan Allah'tır. Ve ölümden sonra ahiret yurdunu yaratmaya da güç yetirendir."

Bu kitapta anlatılanlar Allah'ın varlığına akıl ile şahit olunması içindir. İnsanların bir kısmı Allah'ın varlığına inanmazlar, bir kısmı ise Allah'ın varlığına iman ettiklerini söylerler ama Allah'ın kadrini gereği gibi takdir edemezler. Düşünmedikleri ve akıllarını kullanmadıkları için Allah'a kesin bir bilgiyle iman etmenin gerekliliklerini yerine getirmezler. Oysa akıl sahibi müminler Allah'ın varlığının ve yaratışının delillerini akılları ile görür ve sonsuz kudret sahibi olan Allah'tan içleri titreyerek korku duyarlar.

Allah Kuran'da yaratışının delillerini belirttikten sonra bunlarda ancak akıl sahibi olanlar için deliller olduğunu bildirmektedir:

Size bir korku ve umut (unsuru) olarak şimşeği göstermesi ile gökten su indirmek suretiyle ölümünden sonra yeri onunla diriltmesi de, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilecek bir kavim için gerçekten ayetler vardır. (Rum Suresi, 24)

Akıllı Tasarım Yani Yaratılış
Allah'ın yaratmak için tasarım yapmaya ihtiyacı yoktur

Kitap boyunca yer yer kullanılan 'tasarım' ifadesinin doğru anlaşılması önemlidir. Allah'ın kusursuz bir tasarım yaratmış olması, Rabbimiz’in önce plan yaptığı daha sonra yarattığı anlamına gelmez. Bilinmelidir ki, yerlerin ve göklerin Rabbi olan Allah’ın yaratmak için herhangi bir 'tasarım' yapmaya ihtiyacı yoktur. Allah'ın tasarlaması ve yaratması aynı anda olur. Allah bu tür eksikliklerden münezzehtir.

Allah'ın, bir şeyin ya da bir işin olmasını dilediğinde, onun olması için yalnızca "Ol!" demesi yeterlidir.

Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir. (Yasin Suresi, 82)

Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "Ol" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER

Özet

Bu kitap bölümü, Allah'ı gereği gibi tanıyıp takdir edebilmek için gereken akıl kavramını incelemektedir. Akıl ve zeka arasındaki temel farklar ortaya konularak, aklın yalnızca takva sahibi müminlere bahşedilmiş bir nur olduğu vurgulanmaktadır. Bölüm, evrendeki mükemmel yaratılış delillerinin ancak akıl sahibi kişiler tarafından görülebileceğini ve iman hakikatlerinin ancak bu şekilde kavranabileceğini açıklamaktadır.

Önemli Noktalar

  • Akıl, sadece takva sahibi müminlere Allah tarafından bir nur olarak verilen özel bir anlayış ve kavrayış yeteneğidir.
  • Zeka biyolojik bir kapasiteyken, akıl insanın takvası oranında artan manevi bir nimettir.
  • Allah'ın yaratma sanatı üzerinde düşünmek ve her olayı Kur'an'a göre değerlendirmek akıl sahibi müminin temel özelliğidir.
  • Allah'ın bir şeyi yaratması için zamana veya plana ihtiyacı yoktur; O sadece Ol der ve o şey hemen oluverir.

Sıkça Sorulan Sorular

Akıl ve zeka arasındaki temel fark nedir?

Zeka biyolojik bir zihinsel kapasite iken, akıl Allah'tan korkup sakınan müminlere bahşedilen nurani bir anlayış biçimidir. Akıl, kişinin takvası ölçüsünde artış gösteren manevi bir nimettir.

Akıl sahibi bir insanın belirgin özellikleri nelerdir?

Akıl sahibi bireyler Allah'tan derin bir korku ve saygı duyarlar, daima vicdanlarının sesini dinlerler ve her türlü olayı Kur'an ve sünnet çerçevesinde değerlendirerek Allah'ın rızasını gözetirler.

Evrendeki kusursuz yapılar neye delalet eder?

Kainattaki her türlü detay ve mükemmel sistem, tüm canlıların Yaratıcısı olan Allah'ın varlığına ve sonsuz kudretine işaret eder. Bu delilleri görmek ve anlamak ancak akıl sahiplerine nasip olur.

Allah'ın yaratma sanatında tasarım kavramı nasıl anlaşılmalıdır?

Allah'ın yaratması için herhangi bir plana veya zamana ihtiyacı yoktur. O, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece Ol der ve o şey anında gerçekleşir; bu nedenle yaratma ve tasarlama aynı anda vuku bulur.