logo HARUN YAHYA

Giriş

Giriş

Dünyanın dört bir yanı saymakla bitirilemeyecek güzelliklerle doludur. Ancak birçok insan bu güzelliklerin farkında bile değildir. Kendi dertlerine, sıkıntılarına gömülmüş, bunların ağırlığından etraflarında olup biten sevinç duyulacak, keyif alınacak olayları, güzellikleri göremeyecek hale gelmişlerdir. Kendilerine sorsanız; hayatın "sarp ve dikenli bir yokuş" olduğundan, kendilerinin de bu sarp yokuşu aşabilmek için büyük bir "yaşam kavgası" verdiklerinden bahsederler. Hayatı hep "zorluk ve mücadele ortamı" gibi ifadelerle tanımlarlar. Verdikleri bu yaşam kavgasının neden olduğu bıkkınlıktan, yorgunluktan, bezginlikten söz ederler. "Bıktım artık yaşamaktan", "Artık hiçbir şeyden zevk alamıyorum" gibi cümleleri hemen her gün, her sohbetlerinde sarf ederler. Hatta bu bıkkınlık ve bezginlik sebebiyle kimileri hayatın hiçbir anlamı kalmadığını söyleyip bu durumdan kurtulmak için ölmeyi istemekte, intihara kadar varan eylemlerde bulunmaktadırlar.

Oysa gerçekte dünya hayatı, söz konusu kişilerin tanımladıkları ve yaşadıkları şekilde olmak zorunda değildir. Elbette dünya hayatı pek çok eksiklikle, insanlar da pek çok acizlikle birlikte yaratılmıştır. Ama bu eksiklikler ve acizliklere karşı koymanın yolu "yaşam kavgası vermek" değildir. Allah insanlara çözümü Kuran ile bildirmiştir. Çözüm sadece iman etmektedir. Allah, "Erkek olsun, kadın olsun, bir mümin olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz." (Nahl Suresi, 97) ayetiyle "iman eden insanlar için" dünyada "güzel bir hayat" olduğunu bildirmektedir.

Nitekim dünya, eksikliklerin yanı sıra, saymakla bitirilemeyecek kadar çok nimetle doludur. İman gözüyle bakanlar için dünya hayatının maddi ve manevi zevkleri bitmek tükenmek bilmez; her şartta, her ortamda yüzlerce güzellik görülebilir ve tüm bunlardan derin bir haz alınabilir.

Allah'tan uzak yaşayan insanlar, bu zevklerin pek çoğundan haberdar dahi değildirler. Çünkü farkına varabildikleri güzelliklerin ve ellerindeki nimetlerin zevkini, inkar ruhunun karanlığıyla çoktan tüketmişlerdir. İmandan uzak yaşamaya devam ettikçe, ömürlerinin geri kalan kısmını da bu yitirmişlik içerisinde geçireceklerdir. Hayatlarına her zaman bıkkınlık, bezginlik, boşluk ve yoksunluk hakim olacaktır. Günler, aylar, yıllar geçecektir, ama onlar çevrelerinde var olan sayısız güzelliği ya göremeyecek ya da görseler bile bunlardan gereği gibi zevk alamayacaklardır. Ve yaşadıkları sıkıntı dünya hayatıyla da sınırlı kalmayacaktır.

Allah'ın Kuran'da, "İnkar edenler ateşe sunulacakları gün, (onlara şöyle denir:) 'Siz dünya hayatınızda bütün güzellikleriniz ve zevklerinizi tüketip-yok ettiniz, onlarla yaşayıp-zevk sürdünüz. İşte yeryüzünde haksız yere büyüklenmeniz (istikbarınız) ve fasıklıkta bulunmanızdan dolayı, bugün alçaltıcı bir azap ile cezalandırılacaksınız." (Ahkaf Suresi, 20) ayetiyle bildirdiği gibi, dünyada iken zevklerini tüketip yok ettikleri gibi, ahirette de sonsuza dek bu zevklerden mahrum kalacaklardır.

Oysa hiçbir insan, ne dünyada ne de ahirette böyle bir durumda kalmak, böyle bir karşılık almak istemez. Tam tersine, Allah'ın kendisine dünyada ve ahirette verdiği imkanları en güzeliyle, en fazla zevki alarak yaşamak ister. Ve aslında insanların bu isteklerine ulaşmaları da -Allah'ın dilemesiyle- son derece kolaydır.

Bu kitabın amacı, din ahlakı yaşanmadığında nasıl bir mahrumiyet, nimet kaybı ve sıkıntılı bir hayat yaşandığını ortaya koymak, bu insanlara içerisine düştükleri durumu tüm açıklığıyla göstererek, onları dünyada yaşadıkları nimet kaybından ve ahirette karşılaşacakları acı sondan kurtarmaya çağırmaktır. Onlara dünya hayatının çok fazla nimet ve güzellikle dolu olduğunu, tüm bu nimetlerin hazzını ancak iman ile tadabileceklerini hatırlatarak, tüm insanları Allah'ın yoluna, Kuran'a teslim olmaya, iman ile yaşamaya davet etmektir.

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER

Özet

Bu kitap bölümü, dünya hayatını sadece bir zorluk ve mücadele alanı olarak görenlerin yaşadığı manevi bıkkınlığa ve nimet kaybına dikkat çekmektedir. İman etmenin dünyadaki hayatı nasıl güzelleştirdiği ve gerçek huzurun ancak Allah'ın bildirdiği Kur'an ahlakıyla yaşanabileceği üzerinde durulmaktadır. Okuyucuya, dünya nimetlerinin ancak iman gözüyle bakıldığında tam anlamıyla hissedilebileceği ve ahiretteki sonsuz mutluluğun anahtarının dünya hayatındaki teslimiyet olduğu hatırlatılmaktadır.

Önemli Noktalar

  • Dünya hayatı, eksikliklere rağmen Allah'ın bahşettiği sayısız nimet ve güzellikle doludur.
  • İman edenler için dünya hayatında güzel bir yaşam vaat edilmiştir.
  • İmandan uzak bir yaşam, dünyada manevi bir yoksunluğa ve ahirette azaba neden olur.
  • Hayatın gerçek anlamı ve nimetlerden zevk almanın yolu Kur'an ahlakına teslim olmaktan geçer.

Sıkça Sorulan Sorular

Dünya hayatı neden sadece zorluk ve mücadele yeri olarak tanımlanmamalıdır?

Dünya hayatı, eksikliklerin yanı sıra Allah tarafından yaratılmış sayısız nimet ve güzelliklerle doludur. Sadece zorluklara odaklanmak, bu nimetlerin görülmesini ve takdir edilmesini engeller.

İman eden biri dünyada nasıl bir hayat sürer?

İman edenler, dünyadaki güzellikleri Allah'ın bir nimeti olarak görür ve bu nimetlerden derin bir haz alırlar. Kur'an ahlakının sağladığı teslimiyet ve tevekkül sayesinde karşılaştıkları her türlü duruma güzel bir sabırla karşılık vererek güzel bir hayat sürerler.

İmandan uzak yaşayanların yaşadığı asıl kayıp nedir?

İmandan uzak yaşayanlar, sahip oldukları nimetlerin değerini kavrayamaz ve inkar ruhunun verdiği karanlıkla bu güzelliklerin zevkini dünyadayken tüketirler. Bu durum, onların hem dünyevi bir bıkkınlık yaşamalarına hem de ahiretteki sonsuz nimetlerden mahrum kalmalarına neden olur.

Dünyadaki nimetlerden gerçek anlamda nasıl zevk alınır?

Nimetlerden gerçek anlamda zevk almanın yolu iman gözüyle bakmaktan geçer. Her güzelliğin Allah tarafından yaratıldığını fark eden ve O'na şükreden bir kişi, dünyadaki imkanların verdiği huzuru ve hazzı tam olarak hissedebilir.