logo HARUN YAHYA

Vicdan ve Ruh

Vicdan ve Ruh

Nefsin iki ayrı yönü olduğu Kuran'da bildirilir ve nefsin bir kısmının "heva"dan, yani insanı Allah'ın yolundan alıkoyan bencil tutku ve hırslardan oluştuğuna haber verilir. Nefsin öteki kısmı olan vicdan ise, insanı Allah'a ve dinin içerdiği doğrulara yöneltir, nefsin içindeki "fücur"dan sakınmasını sağlar. Vicdan, insana Allah'ın üflediği "ruh"tan kaynak bulur.

Secde Suresi'nde Allah'ın insana Kendi ruhundan "üflediği" şöyle haber verilir:

... O, yarattığı herşeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır.

Sonra onun soyunu bir özden (sülale'den), basbayağı bir sudan yapmıştır.

Sonra onu 'düzeltip bir biçime soktu" ve ona ruhundan üfledi... (Secde Suresi, 7-9)

İşte insanın sahip olduğu tüm güzel vasıflar, Allah'ın kendisine "üflemiş" olduğu ruhtan kaynaklanmaktadır. İnsan, eğer nefsin fücuruna (hevasına) saplanarak bu ruhu örtmezse, Allah'ın üstün sıfatlarından bazılarını üstünde taşımaya başlar.

Zaten Kuran'ın tüm hükümleri, insanın içindeki vicdana uygun, o vicdanın gereklerine göre belirlenmiş durumdadır. Rum Suresi'ndeki iki ayet, bu konuda açıklayıcıdır:

Hayır, zulmedenler, hiçbir bilgiye dayanmaksızın kendi heva (istek ve tutku)larına uymuşlardır. Allah'ın saptırdığını kim hidayete erdirebilir? Onların hiçbir yardımcıları yoktur.

Öyleyse sen yüzünü Allah'ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah'ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaratışı için hiçbir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler. (Rum Suresi, 29-30)

Ayetlere göre, inkar edenler nefislerinin fücuruna, yani hevalarına uyarak sapmışlardır. Buna karşın müminlerin yapması gereken, Allah'ın insanlara vahiy yoluyla ulaştırdığı dine uymaktır. Ve bu din, Allah'ın insanları yarattığı fıtrata (yaratılışa), yani Allah'tan kendilerine üflenmiş olan ruha, vicdana en uygun yaşam şeklidir.

 

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER

Özet

Bu kitap bölümü, insanın iç dünyasındaki nefis, vicdan ve ruh kavramlarını Kurani bir perspektifle incelemektedir. Nefsin bencil tutkuları olan heva ile insanı Allah'ın yoluna ve doğrulara yönelten vicdan arasındaki farklar ele alınmaktadır. İnsanın sahip olduğu güzel vasıfların Allah'ın ruhtan üflemesiyle bağlantılı olduğu ve gerçek kurtuluşun fıtrata uygun yaşamakla mümkün olduğu vurgulanmaktadır.

Önemli Noktalar

  • İnsan nefsi, bencil tutkulardan oluşan heva ile iyiliğe yönelten vicdan olmak üzere iki ana yöne sahiptir.
  • İnsandaki tüm güzel vasıflar, Allah'ın kendisine üflemiş olduğu ruhtan kaynaklanmaktadır.
  • Allah'ın insanı yarattığı fıtrat ve bildirdiği din, vicdanın gereklerine en uygun yaşam şeklidir.
  • İnkârcılar nefislerinin fücuruna ve hevalarına uyarak haktan saparken, müminler fıtratlarına uygun olan dine yönelirler.

Sıkça Sorulan Sorular

İnsanın iç dünyasındaki vicdan ve heva kavramları nasıl tanımlanır?

Heva, insanı Allah'ın yolundan alıkoyan bencil tutku ve hırsları temsil ederken; vicdan, kişiyi Allah'a ve dinin içerdiği doğrulara yönelten, kötülüklerden sakınmasını sağlayan manevi bir pusuladır.

Allah'ın insana ruhundan üflemesi ne anlama gelir?

İnsanın sahip olduğu tüm güzel vasıfların, Allah'ın kendisine üflemiş olduğu ruhtan kaynaklandığı anlamına gelir. Bu ruh, insanın Allah'ın üstün sıfatlarının bazılarını üzerinde taşımasına vesile olan bir lütuftur.

Fıtrat ile Allah'ın dini arasında nasıl bir bağ vardır?

Allah'ın insanı yarattığı fıtrat, Allah'ın bildirdiği dinle tam bir uyum içindedir. Din, insanın içindeki vicdanın gereklerine ve yaratılış özüne en uygun yaşam şekli olarak belirlenmiştir.

İnkâr edenler neden doğru yoldan sapmaktadır?

İnkâr edenler, nefislerinin fücuruna ve kendi bencil isteklerine (hevalarına) uydukları için hidayetten uzaklaşmaktadırlar. Bilgiye dayanmaksızın sadece tutkularını takip etmeleri onları sapkınlığa sürüklemektedir.