logo HARUN YAHYA

İyiliğin ve Güzel Sözün Etkisi

İyiliğin ve Güzel Sözün Etkisi

İnsanlar, hep huzurlu, güven içinde yaşadıkları, dostluk ve neşenin olduğu ortamlar isterler. Ancak, bunu isterken böyle ortamların oluşması için bir çaba göstermez, hatta bizzat kendileri huzur ve rahat kaçırırlar. Huzuru, dostluğu ve güvenliği sağlamayı ise herkes karşı taraftan bekler. Bu aile içi ilişkilerden, bir şirket çalışanlarına, toplumsal huzurdan ülkeler arası ilişkilere kadar böyledir. Oysa, güzellikler, dostluklar, huzur ve güven fedakarlık ister. Eğer herkes kendi isteğinin olmasını isterse, herkes konuşmada ve kararlarda kendisinin üstün gelmesi için çaba harcarsa, herkes kendi rahatını düşünür, fedakarlıkta bulunmazsa, elbetteki insanlar arasında çatışmalar ve huzursuzluklar olacaktır. Ancak Allah'tan korkan müminler farklı davranırlar. Onlar, hem fedakar, hem affedici, hem de sabırlıdırlar. Kendilerine haksızlık yapıldığında dahi, haklarından feragat ederek, toplumun huzur ve güvenliğini, insanların neşesini kendi nefislerinden üstün tutar, en güzel tavrı gösterirler. Bu, Allah'ın müminlere emrettiği üstün bir ahlak özelliğidir:

İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir."Buna da, sabredenlerden başkası kavuşturulamaz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olanlardan başkası da kavuşturulamaz. (Fussilet Suresi, 34-35)

Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir. (Nahl Suresi, 125)

Ayette bildirildiği gibi, Allah böyle üstün bir tavra karşılık, müminlerin düşmanlarını "sıcak bir dost"a çevirir. Bu Allah'ın sırlarından biridir. Sonuçta tüm insanların kalbi Allah'ın elindedir. Yüce Allah, kimi isterse onun kalbini ve düşüncesini değiştirebilir. Allah güzel ve yumuşak sözün etkisini başka ayetlerde de haber vermektedir. Allah, Hz. Musa (as) ve Hz. Harun (as)'a Firavun'a gitmelerini ve ona yumuşak söz söylemelerini emreder. Firavun, son derece azgın, acımasız ve zalimdir. Allah buna rağmen, elçilerine ona yumuşak söz söylemelerini emretmiştir. Allah bunun nedenini de ayetlerinde açıklamıştır:

"İkiniz Firavun'a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor. Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar."(Taha Suresi, 43-44)

Bu ayetler müminlerin inanmayanlara, düşmanlarına ve azgın insanlara karşı nasıl bir tutum içinde olmaları gerektiğini bildirmektedir. Bunlar elbette ki sabır, güç, alçakgönüllülük ve akıl gerektiren davranışlardır. Allah, müminlerin, emirlerine uyarak güzel ahlak göstermelerinin karşılığında davranışlarını etkili kılacağını ve düşmanlarını dosta çevireceğini bir sır olarak bildirmiştir.

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER

Özet

Bu kitap bölümünde, huzurlu bir toplum yapısı için bireylerin göstermesi gereken fedakarlık, sabır ve affedici tavır incelenmektedir. İman ahlakının bir gereği olarak kötülüğe iyilikle karşılık vermenin, düşmanlığı dostluğa dönüştüren ilahi bir sır olduğu ayetler eşliğinde anlatılmaktadır. Ayrıca, İslam'ın tebliğ yöntemi olarak yumuşak sözün önemi vurgulanmaktadır.

Önemli Noktalar

  • Huzurlu bir ortam oluşturmak kişisel fedakarlık, sabır ve affedicilik gerektirir.
  • Kötülüğe karşı en güzel tavrı sergilemek, düşmanlığı dostluğa çeviren ilahi bir sırdır.
  • İnananlar, zorba ve azgın kişilere karşı dahi yumuşak ve hikmetli bir dil kullanmakla emrolunmuştur.
  • İnsanların kalplerini ve düşüncelerini değiştirebilecek güç yalnızca Allah'a aittir.

Sıkça Sorulan Sorular

İyilik ve güzel sözün insanlar arasındaki çatışmaları çözmedeki rolü nedir?

Kendi çıkarlarından feragat ederek gösterilen güzel ahlak, çatışma ortamını yatıştırır ve toplumda huzur ile güven ortamının oluşmasını sağlar.

Kötülüğe iyilikle karşılık vermenin temelinde yatan ilahi sır nedir?

Allah'ın takdiriyle, sabır ve güzel ahlak gösteren müminlerin düşmanları, O'nun izniyle sıcak birer dosta dönüşebilir.

Hz. Musa ve Hz. Harun'un Firavun'a karşı nasıl davranmaları istenmiştir?

Firavun'un zalim ve azgın bir kişiliğe sahip olmasına rağmen, ona karşı yumuşak bir üslupla konuşmaları ve tebliğde bulunmaları emredilmiştir.

İman ahlakına sahip bir kişi, haksızlık karşısında nasıl hareket etmelidir?

Haklarından feragat ederek, toplumun huzurunu ve insanların neşesini kendi nefsinin önünde tutarak en güzel tavrı göstermesi beklenir.