logo HARUN YAHYA

Resullerin Tebliği: Allah'a İman ve İtaat

Resullerin Tebliği: Allah'a İman ve İtaat

Kuran'da bahsi geçen tüm Resuller gönderildikleri kavimlerden temel olarak iki şey istemişlerdir: Allah'a şirk koşmadan iman etmeleri, O'ndan korkup-sakınmaları ve kendisine itaat etmeleri. Ardı ardına pek çok Resulün haberlerinin verildiği Şuara Suresi'nde bu değişmeyen tebliği rahatlıkla görebiliriz. Ayetlerde şöyle buyrulmaktadır:

Nuh kavmi de gönderilen (peygamber)leri yalanladı. Hani onlara kardeşleri Nuh: 'Sakınmaz mısınız?' demişti. 'Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir.' (Şuara Suresi, 105-109)

Ad (kavmi) de gönderilen (elçi)leri yalanladı. Hani onlara kardeşleri Hud: 'Sakınmaz mısınız?' demişti. 'Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir.' (Şuara Suresi, 123-127)

Semud (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı. Hani onlara kardeşleri Salih: 'Sakınmaz mısınız?' demişti. 'Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; (Şuara Suresi, 141-145)

Lut (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı. Hani onlara kardeşleri Lut: 'Sakınmaz mısınız?' demişti. 'Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir.' (Şuara Suresi, 160-164)

Eyke halkı da, gönderilen (peygamber)leri yalanladı. Hani onlara Şuayb: 'Sakınmaz mısınız?' demişti. 'Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir'. (Şuara Suresi, 176-180)

Kuran'da anlatılan diğer tüm Resullerin tebliğleri ve üslupları da yine aynıdır. Allah ayetlerinde Hz. İsa (as) ve Hz. Harun (as)'ın kavimlerine şöyle söylediklerini bildirmektedir:

İsa, açık belgelerle gelince, dedi ki: "Ben size bir hikmetle geldim ve hakkında ihtilafa düştüklerinizin bir kısmını size açıklamak için de. Öyleyse Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Şüphesiz Allah, O, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; şu halde O'na kulluk edin. Dosdoğru yol budur'. (Zuhruf Suresi, 63-64)

Andolsun, Harun bundan önce onlara: 'Ey kavmim, gerçekten siz bununla fitneye düşürüldünüz (denendiniz). Sizin asıl Rabbiniz Rahman (olan Allah)dır; şu halde bana uyun ve emrime itaat edin' demişti. (Taha Suresi, 90)

Kuran'da, Hz. Muhammed (sav)'e itaat edilmesinin emredildiği ayetlerden birinde şöyle buyrulmaktadır:

De ki: 'Allah'a itaat edin, Resul'e itaat edin. Eğer yine yüz çevirirseniz, artık onun (peygamberin) sorumluluğu kendisine yüklenen, sizin sorumluluğunuz da size yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz, hidayet bulmuş olursunuz. Elçiye düşen, apaçık bir tebliğden başkası değildir'. (Nur Suresi, 54)

Ayetlerde görüldüğü gibi tüm Resuller gönderildikleri kavimleri Allah'a iman etmeye ve O'na kul olmaya davet ederler. Onları ahiret ile uyarır, dünyanın geçici olduğunu, yaptıklarının karşılığını ahirette göreceklerini bildirirler. Ve tüm bunların yanında bir de gönderilmiş bulundukları kavmin kendilerine itaat etmesini isterler. Çünkü bu Allah'ın emridir ve Kuran'daki; "... eğer Ona (Resule) itaat ederseniz, hidayet bulmuş olursunuz..." (Nur Suresi, 54) hükmü gereği, kavmi doğruya ulaştırabilecek olan yalnızca, Allah'ın dinini yaşamaya çağıran Resuldür.

İşte kavmin önde gelen inkarcıları Resulün bu özelliğini kabullenemezler. Çünkü önde gelenlerin büyük kısmı, ellerindeki maddi güç sayesinde tüm kavmi kendilerine bağlı kılmışlardır. Oysa Resul, kavmine, Allah'tan başka İlah ve "Rab" (eğitici, yol gösterici, hüküm koyucu) olmadığını ve Allah'ın kendisine itaat edilmesini emrettikleri dışında, hiç kimsenin itaate layık olmadığını bildirmektedir. Bu gerçeğin -ki bu şirk koşmadan Allah'a iman etmek demektir- kavim tarafından kabul görmesi, kavmin önde gelenlerinin sahip oldukları güç ve iktidarı ortadan kaldıracaktır. İşte bu nedenle önde gelenlerin büyük kısmı Resulün tebliğine en büyük düşmanlığı gösterenlerdir.

Söz konusu insanların Resule tepki duymalarının bir başka nedeni ise, kendi düşük akıllarına ve geçersiz kıstaslarına göre Allah Katında üstün ve değerli olan bu mübarek insanın liderliğini kıskanmalarıdır.

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER

Özet

Bu kitap bölümü, Kuran'da adı geçen peygamberlerin tebliğlerinin ortak noktalarını ele almaktadır. Tüm resullerin kavimlerini Allah'a şirk koşmadan iman etmeye ve gönderilen elçiye itaat etmeye çağırdıkları vurgulanmaktadır. Bölümde, inkârcıların bu ilahi çağrıya karşı gösterdikleri direncin arka planında yatan dünyevi iktidar kaygıları ve kıskançlık duyguları analiz edilmektedir.

Önemli Noktalar

  • Peygamberlerin tebliğindeki ortak temel, Allah'ın birliğini kabul etmek ve O'ndan sakınmaktır.
  • Allah'a itaat etmek, peygamberlerin bildirdiği hak dinin hidayet yolunu izlemek için şarttır.
  • Resullerin tebliğine karşı çıkan inkârcıların temel motivasyonu, dünyevi iktidarlarını kaybetme korkusu ve kıskançlıktır.
  • Peygamberler, görevlerini yerine getirirken insanlardan herhangi bir dünyevi ücret talep etmezler.

Sıkça Sorulan Sorular

Peygamberlerin kavimlerine sundukları ortak tebliğ nedir?

Tüm peygamberler, gönderildikleri toplumlardan yalnızca Allah'a şirk koşmadan iman etmelerini, O'ndan korkup sakınmalarını ve kendilerine itaat etmelerini istemişlerdir.

Neden inkârcılar peygamberlere karşı düşmanlık gösterirler?

İnkârcılar, sahip oldukları dünyevi güç ve iktidarı kaybetme korkusuyla, sadece Allah'a itaat edilmesini emreden tebliği kabul etmek istemezler.

Resullere itaat etmek neden hidayet için gereklidir?

Allah, peygamberlerin hidayete vesile olan doğru yolu gösteren seçilmiş elçiler olduğunu bildirmiş ve onlara uymayı, O'nun dinini doğru yaşamanın bir gereği kılmıştır.

Peygamberlerin tebliğ hizmeti karşılığında bekledikleri bir ücret var mıdır?

Hayır, gönderilen tüm elçiler tebliğ hizmeti karşılığında insanlardan herhangi bir dünyevi ücret talep etmemiş; ücretlerini yalnızca alemlerin Rabbi olan Allah'tan beklemişlerdir.