logo HARUN YAHYA

Giriş Göç Dalgası Ülkelerin Kıyılarına Vurmaya Başlayınca

Giriş:
Göç Dalgası Ülkelerin Kıyılarına Vurmaya Başlayınca

Berlin Duvarı yıkılıp Sovyetler Birliği dağıldığında, insanlar savaşların ve acıların daha az yaşanacağı bir dünya düşlemeye başlamışlardı. Komünizmin yıkılmasının ardından esen küreselleşme rüzgarları bu düşü daha da büyüttü.

Artık sermaye dolaşımı daha kolay olacak, zenginlik her yere dağılacaktı. İletişim gelişecek, insanlar yaşanan olaylardan anında haberdar olacak, bu ise baskıcı devletleri kısıtlayacaktı. Hatta sınırlar kalkacak, dünya adeta bir köy gibi olacak ve herkes istediği yere seyahat edebilecekti.

RG_tr_011_Baslik3

Tunus'ta Arap Baharı başlayıp yayıldığında bazı kimseler; "İşte Ortadoğu'daki otoriter rejimler yıkılıyor. Artık dünya demokrasinin kıymetini anlıyor, yakında tüm ülkeler demokrasi ile yönetilecek" şeklindeki sözleri ile küreselleşme konusunda bir adım daha atıldığını ifade ettiler. Ancak sonrasında yaşananlar, olayların hiç de beklendiği gibi gelişmediğini gösterdi.

Dev bir çatışma sahasına dönüşen Ortadoğu'da yaşayan insanlar canlarını kurtarmak için, daha güvenli ve ekonomik imkanları daha fazla olan Avrupa'ya doğru bir göç dalgası başlattı. Avrupa ülkeleri durumu önce önemsemedi, Akdeniz'i aşmaya çalışan göçmenler, yalnızca İtalya'nın sorunu olarak görüldü. Suriye'den kaçanlar içinse "Türkiye kucak açıyor" diye düşünüldü.

Fransa, Almanya, İngiltere ve diğer Kuzey Avrupa ülkeleri için endişe edecek bir şey yoktu. Ne var ki göçmen dalgası Yunanistan üzerinden Balkanlara oradan Avrupa'nın içlerine vurmaya başlayınca bu gibi değerlendirmeler de değişti.

AB ülkeleri bir anda alarm durumuna geçti. Almanya Başbakanı Merkel, göçü önleme adına kilit bir ülke olarak gördüğü Türkiye'ye gitmekte tereddüt etmedi. Türkiye'nin Avrupa'ya göçü önlemek için alacağı tedbirler karşılığında Türkiye'ye ödenek verilmesi, AB ile müzakere sürecinin canlandırılması gibi vaatler gündeme geldi.

Bugün Avrupa'yı tedirgin eden göçmen dalgasının benzeri dünyanın başka bir yerinde yaşanıyor. Ancak orada Türkiye gibi göçmenlere kucak açan, kendi bütçesinden milyarlarca dolar harcayacak bir ülke yok. Oysa onların da hayatları en az Ortadoğu ve Kuzey Afrika'dan göçenler kadar tehdit altında.

RG_tr_011_Kugu

Bu ölümcül göç hareketi Avrupa'dan çok uzakta, dünyanın öbür ucunda, Hint Okyanusu'nun doğusunda yaşanıyor. Göç dalgasının merkez üssü, eski adı 'Burma' olan Myanmar. Göç edenler ise Myanmar'ın Arakan bölgesinde yaşayan Müslümanlar. Myanmar'da 1978'den beri Arakanlı Müslümanlara karşı insanlık suçları işleniyor. Kendi ülkelerinde ağır işkencelere uğruyor, tecavüze maruz kalıyor ibadetlerine izin verilmiyor, evlenemiyorlar, hatta bir çoğuna kimlik bile verilmiyor. Bu yüzden Arakanlılar ülkelerini terk etmek zorunda kalıyor.

Güvenlik, gıda ve barınma imkanlarından öte, ayaklarını basabilecekleri bir toprak parçası bile onlar için bulunması zor bir nimet. Çünkü Arakan Müslümanları sığındıkları ülkelerde de sorunlarla karşılaşıyor ve botlara bindirilip açık denizlerde terk ediliyorlar. Arakan Müslümanlarının yaşadığı bu dram yalnızca Avrupa basınında değil, pek çok Müslüman ülkede bile kıyıya vuran yunuslar ya da balinalar kadar ilgi görmüyor.

İşte bu kitapta Arakan Müslümanlarının zorlu yaşam mücadeleleri hakkında, muhtemelen büyük medya organlarında yer bulmayan haberlere ve bilgilere rastlayacaksınız. Tüm bu gerçekleri gündeme getirmekle amaçlanan ise, çocukları bile teknelere doldurup açık denizde ölüme terk edecek kadar vicdanların körelmesine neden olan ideolojilerin, hırsların yanlışlığını anlatmaktır. Ayrıca uluslararası kamuoyuna, daha fazla masum insanın ölmemesi için, Myanmar'da yaşananların sıradan birer olay olmadığını hatırlatmaktır.

Kitapta Sayın Adnan Oktar'a ait dünya basınında çıkan ve Rohingya halkının zorlu hayatını, yaşadıkları sıkıntıları anlatan makaleler yer almaktadır. Makaleler geçmişten günümüze tarih sırasına göre düzenlenmiştir.

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER
Giriş Göç Dalgası Ülkelerin Kıyılarına Vurmaya Başlayınca Bölüm 01 Burma (Myanmar) Yönetimine Açık Mektup Bölüm 02 Myanmar'da Yaşananlar İnsanlık Suçudur Bölüm 03 Rohingya Halkından Birleşmiş Milletlere Yardım Çığlığı Bölüm 04 Myanmar'daki Zulmün Perde Arkası Bölüm 05 Myanmar Radikalizme Dikkat Etmelidir Bölüm 06 Yine Rohingya, Yine Bir İnsanlık Dramı Bölüm 07 Myanmar Devletinin Yok Saydığı Rohingya Halkı Bölüm 8 Dünya, Güneydoğu Asya'nın Uzak Bir Köşesindeki Çocukların 
Yükselen Feryatlarını Neden Duymazdan Geliyor? Bölüm 09 Rohingya Halkı Vatansız Kalmaya Mahkum mu? Bölüm 10 Rohingya Müslümanları Kendi Yurtlarında Sürgün Ediliyor Bölüm 11 Farklılıklar Zenginlik Haline Getirilebilir Bölüm 12 Ya Bu Dünyada Yaşayacak Bir Karış Toprağınız Olmasaydı? Bölüm 13 Rohingya Krizi Değil, İnsanlık Krizi Bölüm 14 Arakanlılar Sığındıkları Ülkelerde Eziyet Görmeye Mahkumlar mı? Bölüm 15 Myanmar'da Müslüman Bir Kadın Olmak Bölüm 16 Ya Arakanlı Olsaydınız? Bölüm 17 Zulmü Durdurmada Sosyal Medyanın Rolü Bölüm 18 Dünyayı Sarsan Mülteci Krizinin Tek Çözümü Bölüm 19 Seçim Zaferi Rohingya Halkına Ne Getirecek? Bölüm 20 Myanmar Müslümanları İçin Tüm Dünyanın Harekete Geçme Zamanı Bölüm 21 İnsan Hakları, Bildirge Üzerinde Var Ama Gerçek Hayatta Yok Bölüm 22 Unutturulan Rohingya Müslümanları Yardım Bekliyor Sonuç Müslümanların Birliği En Hayati Konudur

Özet

Bu kitap bölümü, küreselleşme beklentilerinin aksine dünyada yükselen çatışmalar ve zorunlu göç dalgalarını ele almaktadır. Özellikle Arakanlı Müslümanların karşı karşıya kaldığı zulüm ve uluslararası toplumun sessizliği vurgulanarak, vicdanların körelmesine neden olan ideolojik hırslar sorgulanmaktadır.

Önemli Noktalar

  • Küresel düzen beklentileri yerine artan çatışmalar ve zorunlu göç dalgaları dünya gündeminin ana sorunu haline gelmiştir.
  • Arakanlı Müslümanların yaşadığı ağır baskı, işkence ve vatanlarından koparılma süreci insanlık adına büyük bir dramdır.
  • Büyük medya organlarının göz ardı ettiği bu insani kriz, vicdani bir sorumlulukla uluslararası kamuoyunun dikkatine sunulmaktadır.
  • Masum insanların ölüme terk edilmesine yol açan ideolojik hırsların ve körelmiş vicdanların yanlışlığı hatırlatılmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Arakanlı Müslümanların ülkelerini terk etmelerine neden olan temel baskılar nelerdir?

Arakanlılar yıllardır sistemli bir şekilde ağır işkencelere, tecavüzlere ve temel haklardan mahrum bırakılmaya maruz kalmaktadır. İbadet özgürlüklerinin kısıtlanması, evlenme haklarının ellerinden alınması ve kimliksizleştirilmeleri, onları hayatta kalabilmek için ülkelerini terk etmeye zorlamaktadır.

Küreselleşme süreci dünya üzerindeki çatışmaları ve göç sorunlarını nasıl etkilemiştir?

Küreselleşmenin dünya üzerinde sınırların kalkacağı ve huzurun artacağı yönündeki beklentileri, yerini büyük çatışma sahalarına bırakmıştır. Beklentilerin aksine Ortadoğu ve diğer bölgelerde yaşanan istikrarsızlıklar, devasa bir göç dalgasını tetikleyerek küresel bir insani krize dönüşmüştür.

Uluslararası kamuoyunun Arakan krizi karşısındaki tutumu neden eleştirilmektedir?

Arakanlıların yaşadığı dramın büyük medya kuruluşları tarafından yeterince gündeme getirilmemesi ve bazı Müslüman ülkelerin dahi bu acılara karşı kayıtsız kalması eleştirilmektedir. İnsanların açık denizlerde teknelerde ölüme terk edilmesi, vicdanların köreldiğinin somut bir göstergesi olarak kabul edilmektedir.

Bu kitap bölümünün temel amacı nedir?

Dünya genelinde göz ardı edilen Arakan Müslümanlarının dramını tüm gerçekliğiyle ortaya koymak ve masum insanların yaşadığı sıkıntılara dikkat çekmektir. Aynı zamanda bu trajedilere neden olan ideolojik hırsların ve vicdani zafiyetlerin yanlışlığını uluslararası topluma hatırlatmak hedeflenmektedir.