logo HARUN YAHYA

Giriş

Giriş

Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat, atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara çeşitli vaadlerde bulun. Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.
(İsra Suresi, 64)

İnsanları din ahlakından uzaklaştıran, gerçek Rabbimiz olan Allah'a kulluk etmekten alıkoyan, dahası onların başına sayısız acılar ve belalar getiren sinsi bir tehlike vardır. Bu tehlike, yaşamın çok farklı alanlarında, çok farklı uygulamalarla karşımıza çıkabilir. Kimi zaman bir faşistin sıkılmış yumruğu bu tehlikeye işaret eder, kimi zaman bir komünistin söylediği marş aynı tehlikenin izlerini taşır, kimi zaman da sevdiği kıza aşk mektubu yazan bir gencin sözleri bu tehlikeden kaynaklanır.

Bu tehlikenin en önemli yönü ise, insanların ezici bir bölümünün bunu bir tehlike olarak görmemesidir. Bunun, Kuran ahlakına tamamen aykırı ve zıt bir ruh hali olduğunu da yine çok az insan fark eder. Hatta insanların çoğu, bu ruh halini bir tehlike ve hata olarak değil, takdir edilmesi ve yaşanması gereken bir meziyet olarak görürler.

Bu tehlike, insanları akıllarına göre değil de hislerine, yani; tutkularına, öfkelerine, zaaflarına ve inatlarına göre yaşamaya yönelten duygusallıktır.

Duygusallık, dünya üzerinde yüzmilyonlarca insanı etkisi altına almış bir cahiliye kültürüdür. Gerçekte, şeytan tarafından insanlığı Allah'ın yolundan alıkoymak için kullanılan silahlardan biridir. Çünkü duygusallığın pençesine düşmüş her insan, aklını kullanamaz hale gelir. Aklını kullanmadığında ise, ne kendisini yaratmış olan Allah'ı fark edebilir, ne O'nun delilleri ve hikmetleri üzerinde düşünebilir, ne de Kuran ahlakının inceliklerini kavrayıp yaşayabilir. Çünkü din ahlakının yaşanması akılla mümkündür ve Allah Kuran'ı,"ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye" indirmiştir. (Sad Suresi, 29)

Kısacası, duygusallık hastalığı tedavi edilmeden bir insanın dini gerçek anlamda kavraması ve yaşaması mümkün değildir. Dahası, duygusallık hastalığı tedavi edilmeden, dünyadaki sayısız çatışmanın, insanların kendi kendilerine yaptıkları zulmün, sebepsiz acı, hüzün ve saldırganlığın da ortadan kalkması mümkün değildir.

O nedenle bu kitapta duygusallığı ele alacak, bu cahiliye kültürünün yakın tarihte ve günlük hayatımızdaki bazı örneklerini inceleyeceğiz. Hiç kimsenin kendisini bu tehlikeden uzak görmemesi ve şeytanın her insanı sokmaya çalıştığı bu batağa karşı herkesin dikkatli olması gerekmektedir.

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER

Özet

Bu kitap bölümü, insanları Allah'ın yolundan alıkoyan ve akıllarını kullanmalarına engel olan duygusallık kavramını sinsi bir tehlike olarak tanımlamaktadır. İnsanın tutkularına, öfkelerine ve zaaflarına göre yaşamasına neden olan bu kültürün, din ahlakını kavramanın önündeki en büyük engellerden biri olduğu vurgulanmaktadır. Okuyucu, bu cahiliye hastalığının dünya üzerindeki yıkıcı etkilerini ve İslamî perspektifteki yerini kavrama imkanı bulmaktadır.

Önemli Noktalar

  • Duygusallık, insanların akıllarını kullanmalarını engelleyerek onları Kuran ahlakından uzaklaştıran bir şeytan silahıdır.
  • Din ahlakının gereği olan tefekkür ve hikmet, ancak temiz akıl sahipleri tarafından idrak edilebilir.
  • Dünyadaki pek çok çatışma, zulüm ve acı, duygusallık hastalığının toplumdaki yaygın etkilerinden kaynaklanmaktadır.
  • İnsan, tutkularına ve zaaflarına göre değil, Allah'ın bildirdiği akıl ve vicdan ölçülerine göre hareket etmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Duygusallık neden din ahlakı için bir tehlike olarak görülür?

Duygusallık, insanın aklını kullanmasını engelleyerek onu tutkularına, öfkelerine ve zaaflarına göre yaşamaya iter. Bu ruh hali, Allah'ın ayetleri üzerinde düşünmeyi ve Kuran ahlakının derinliğini kavrayıp uygulamayı imkansız hale getirir.

İnsanın Allah'a kulluk etmesini engelleyen temel faktörler nelerdir?

İnsanları Rabbimiz'e kulluk etmekten alıkoyan temel etken, duygusallığın pençesine düşerek aklını devre dışı bırakmasıdır. Şeytanın insanları yoldan çıkarmak için kullandığı bu yöntem, kişiyi hislerine köle ederek hikmet ve tefekkürden uzaklaştırır.

Din ahlakının yaşanmasında aklın rolü nedir?

Allah, Kuran'ı ayetler üzerinde iyice düşünülmesi ve temiz akıl sahiplerinin öğüt alması için indirmiştir. Dolayısıyla İslam ahlakını kavramak ve yaşamak ancak aklın rehberliğinde mümkündür.

Duygusallık toplumdaki çatışmaları nasıl etkiler?

Duygusallık hastalığı, mantık ve vicdandan kopuk bir yaşam tarzı sunduğu için dünyadaki pek çok sebepsiz acının, hüznün, zulmün ve çatışmanın kaynağını oluşturur. Bu hastalık tedavi edilmeden toplumsal huzurun sağlanması mümkün değildir.