
Maddenin ardındaki sırrı kavramak, derin gelişmeye vesile olur. Bu ilmi sahabe de biliyordu, Bediüzzaman da biliyordu.
Adnan Oktar`ın 9 Ekim 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv ve Gaziantep Olay Tv röportajından



Yüksek şelaleler, denizler, dağlar, yıldızlar, bulutlar gibi doğa harikaları ve gökdelenler, uçaklar, bilgisayarlar gibi teknolojik ürünler Allah'ın eşsiz yaratma sanatını ve kudretini sergiler. Her biri O'nun sonsuz aklının ve rahmetinin birer delilidir.
İnsanlar, teknolojiyi ve medeniyeti oluşturan icatları ve gelişmeleri yapan insanların varlığı nedeniyle, bunları Allah'tan bağımsız bir güçle ortaya çıkardıklarını zannetme yanılgısına düşmektedirler. Oysa teknolojik ilerlemeler de Allah'ın insana bahşettiği akıl ve yetenekle gerçekleşir.
Algıladığımız her şey, aslında bizim beynimizde yaratılan birer görüntüdür. Dışarıda var olduğunu sandığımız maddelerin aslına asla ulaşamayız, çünkü algılarımız tamamen beyin içinde oluşmaktadır. Bu durum, Allah'ın her şeyi an be an yarattığını gösterir.
Maddenin ardındaki sırrı kavramak, yani algıladığımız her şeyin Allah tarafından bizim için yaratıldığını anlamak, derin bir manevi gelişmeye vesile olur. Bu bilgi, Allah'ın varlığını, kudretini ve sanatını daha iyi anlamamızı sağlar.
İnsanların tüm teknolojik keşifleri ve icatları, Allah'ın rahmetiyle insana bahşettiği akıl ve yetenek sayesinde gerçekleşir. Allah, insana bunları anlayıp keşfetmesi için ilham verir ve tüm süreçler O'nun yaratmasıyla işler.