Dizi ve filmler, pek çok insanın günlük hayatında önemli bir yer tutar. Ancak bu yapımlarda anlatılan olayları yalnızca birer hikâye olarak izlemek yerine, sergilenen davranışların ne anlama geldiği üzerinde düşünmek gerekir. Özellikle sevgi adı altında sunulan kıskançlık, öfke, bencillik ve ihanet gibi tutumları doğru değerlendirmek, gerçek sevgi ile bu davranışlar arasındaki farkı görebilmek açısından önemlidir.
İnsanın Karşılaştığı Her Görüntüde Bir Hikmet Vardır
İnsan, hayatı boyunca beş duyusu aracılığıyla edindiği algılarla muhatap olur. Işık, ses ve diğer duyusal uyaranlar, duyu organlarında sinirsel sinyallere dönüştürülür ve beyinde işlenir. Gördüğümüz manzara, duyduğumuz ses ve hissettiğimiz dokunuş, bu süreçler sonucunda algılanır. Dolayısıyla insanın dış dünyaya ilişkin deneyimi, duyularından gelen bilgilerin beyninde işlenmesiyle oluşur.
İnsan, dış dünyayı doğrudan değil, duyularının ilettiği ve beyninde işlenen algılar aracılığıyla deneyimler. “Karşımdaki insan”, “karşımdaki manzara” ya da “elimdeki kitap” dediğinde, bunlara ilişkin görüntü ve duyumlarla muhataptır. Hayatı boyunca gördüğü, duyduğu ve hissettiği her şey, kendisine ait bu algı dünyasında anlam kazanır.
Bu algı dünyası üzerinde düşünmek, insanı kendi varlığı ve hayatın amacı üzerine de düşünmeye yöneltir. İman eden bir insan için “ben” dediği varlık yalnızca bedenden ibaret değildir; insan ruhuyla vardır ve dünya hayatında imtihan edilmektedir. Bu bakış açısıyla, karşısına çıkan görüntüleri ve olayları da imtihanının bir parçası olarak değerlendirir.
Bu bakış açısıyla bir insan, yaşamı boyunca kendisine izlettirilen görüntülerin, kendisine özel yaratıldığını ve bu görüntüler ile sınandığını hatırlamalıdır. Gördüğü görüntülere bu bakış açısıyla bakan bir insan, muhatap olduğu olayların sıradan bir olaylar silsilesi olmadığını, özel bir mesaj içerdiğini, kendisine ders verdiğini bilerek hareket etmelidir.
Dizi ve Filmlerdeki Davranışları Nasıl Değerlendirmeliyiz?
İnsanın hayatına çok farklı aşamalarda çok farklı görüntüler girer. Günümüzde bunlardan en belirgin ve yoğun olanı, çeşitli TV kanallarında yayınlanmakta olan dizi ve filmlerdir.
Hiçbir şey boş bir amaçla yaratılmadığı gibi, pek çok insanın hayatında geniş yer tutan dizi ve filmler de boş bir amaçla yaratılmamıştır. Allah, çeşitli dizi ve filmler yoluyla aslında insanları düşünmeye sevk etmekte, daha net bir deyişle, onları bu görüntüler ile uyarmaktadır. Hiçbir şey Allah'tan bağımsız değildir. İnsan hayatına sıradan olaylar gibi giren bu görüntüler de Allah'tan bağımsız yaratılmazlar. Bunların tümünün, özel bir amacı vardır.
Allah, bu görüntülerle insanların, olumlu ve olumsuz davranışları ayırt etmelerini istemektedir. Örneğin insan, izlediği bir dizide sunulan sevgi modelinin, aslında gerçek sevgi olmadığını anladığında, bu görüntüden ders çıkarmış olacaktır.
Örneğin bir aşk filminde, tutkulu bir aşka dair bir senaryo oluşturulmakta, fakat "aşk" ve "sevgi" adı altında sunulan senaryonun içine, gurur, kibir, kıskançlık, kavga, laf dalaşı, ihanet, bencillik gibi her türlü sakıncalı eylem dahil edilmektedir. Aşk ve sevgi denen yüksek değerdeki kavramlar, insanın ruhunu ve kişiliğini zedeleyen, insanı kirleten, kötülüğe sevk eden kavramlarla eşdeğer bir görünümde sunulmaktadır. Sevgiden bahsedilmekte, ancak sunulan görsellerin içinde sevgiden hiçbir şey bulunmamaktadır.
Oysa sevgi, Allah'ın özel yarattığı, önem verdiği bir kavramdır. İnsan, eğer sevgiyi, yukarıda sayılan kötü ahlak özellikleriyle bir tutarak yaşıyorsa, bu özendiriliyorsa, burada Allah'ın kastettiği sevgi anlayışından eser yok demektir.
.jpg)
.jpg)

Aynı durum bazı şarkı sözlerinde de dikkat çekmektedir. Çeşitli söz yazarları, daima sevgi üzerine şarkılar yazmaya çalışmakta ama gerçek sevgiye dair tarif çok azında dikkat çekmektedir. Sevgiyi kıskançlıkla, intikamla, sitemle bir tutan bir sevgi anlayışı şarkılara yansıtılmakta ve insanlara bunun makbul olduğu mesajı verilmektedir. Oysa bu ahlak özellikleriyle yaşanan şey, egoistçe bir sahip olma duygusundan başka bir şey değildir. Sevgiyle yakından uzaktan ilgisi yoktur.
Gerçek Sevginin Kaynağı Allah Sevgisidir
İnsanlar, yaratılışları gereği içgüdüsel olarak sevgiyi bilirler ve buna sürekli olarak özlem duyarlar. Sevgiyi en mükemmel şekli ile yaşamaya özenirler. Dizilerin, filmlerin, şarkıların temelinde hep aşk ve sevginin yatıyor olması işte bu özlemdendir.
Ancak sevgiyi genellikle gereği gibi yaşayamaz, sevgi adı altında sunulan görüntülerle tatmin olmaya çalışırlar. Sevgi diye kendilerine dizilerde ve filmlerde sunulan modellere kendilerini teslim ederler. Pek çok kötü ahlak özelliğinin sevgi adı altında sergilendiği bu modelleri kendi hayatlarında dener ama "sevgi bu olmadığı için" başarısız olurlar.
Sevgi, içinde hiçbir bencil ve kötü duygunun yer almadığı, yalnızca ve yalnızca Allah'ı çok severek yaşanabilen bir duygudur. İnsan, kendisi başta olmak üzere çevresindeki her şeyin Yaratıcısı olan Allah'ı unutarak sevgiyi yaşayabileceğini zannederse çok yanılır. Yaratılan varlık, kendisini yaratanın üstünlüğünü ve güzelliğini barındırdığından, sevgi asıl olarak Allah'a yöneltilmelidir. Allah'a sonsuz sevgi duyan bir kişi, O'nun yarattıklarını da kayıtsız şartsız sevecektir.
Buradaki kayıtsız şartsız ifadesi önemlidir. Çünkü hiçbir şart olmadan, yalnızca Allah'ın yarattığı bir varlık olarak bir insanı sevebilmek, ancak Allah sevgisi kaynaklı olduğunda mümkündür.
Pek çok insanın sevgisinin şartlara bağlı olması, pek çok kötü ahlakla birlikte yaşanan sahip olma duygusunun sevgi sanılması, sevginin Allah'a yöneltilmemesinin bir sonucudur. Dünyada sevgi, işte bu yüzden tam anlamıyla yaşanamamakta, işte bu yüzden dizi ve filmlerin çoğunda sunulan sevgi modeli, gerçek sevgiyi barındırmamaktadır.
İzlediklerimizden Ders Çıkarmak
Bir filmi ya da diziyi seyrettiklerinde insanların yapmaları gereken, orada sunulan ahlak anlayışına özenmek değil, orada nelerin doğru nelerin yanlış olduğunu analiz etmektir. Allah'ın, bu görüntüleri kendilerine özel olarak gösterdiğini hatırlayarak doğru tavrı tespit edebilmeleri ve eğitildiklerini anlamalarıdır. Şayet sevgi adına, sürekli olarak nefret, ihanet ve öfke sunuluyorsa, orada bir yanlışlık vardır. İnsanlar, gerçek sevginin bu olmadığını hemen anlamalı ve Allah için yaşanan sevgide böyle bir ruhun asla yaşanmayacağını görebilmelidirler.
Allah'ın, gösterdiği her görüntü ile insanları denediği, insanlara, kendilerini eğitecek mesajlar sunduğu asla unutulmamalıdır. Akıllı bir insan, kendisine sunulan görüntülerin etkisinde kalarak sürüklenen değil, gördüğü görüntüden ders alıp çıkarım yapabilen bir insandır. Dolayısıyla doğru davranışı bulabilmek için, Allah'ın her görüntüyü özel olarak izlettirdiğini hatırlamak gerekmektedir.
Her İzlediğimiz Üzerinde Düşünmek İçin Bir Vesiledir
Dizi ve filmlerde sunulan her davranış, insanın örnek alması gereken bir davranış değildir. Sevgi adı altında anlatılan kıskançlığı, öfkeyi ve bencilliği sorgulamak; güzel ahlakla bağdaşan tavırları ayırt etmek gerekir. İnsan, izlediklerine bu bilinçle yaklaştığında, yanlış davranışlara özenmek yerine bunlardan ders çıkarabilir. Gerçek sevginin Allah sevgisiyle ve güzel ahlakla yaşandığını hatırlamak, bu değerlendirmede yol göstericidir.