| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
| Milliyet Gazetesi, 16 Eylül 2008 Milliyet Gazetesi, 22 Eylül 08 ![]()
| ||


| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
| Milliyet Gazetesi, 16 Eylül 2008 Milliyet Gazetesi, 22 Eylül 08 ![]()
| ||
Nalbantyan, Cumhurbaşkanı Gül'ün iki ülkenin sorunlarının çözümünde yolu yarıladığını ve Türkiye'nin soykırım iddialarını kabul etmesinin diplomaside bir önkoşul olmadığını belirtmiştir.
Dağlık Karabağ'dan Ermeni birliklerinin derhal çekilmesi gerektiği ve bu durumun bir özür borcu olduğu ifade edilmektedir. Bu adımın dostluğu pekiştireceği düşünülmektedir.
Şefkat ve sevgiyle birbirine yaklaşmanın gerekliliği vurgulanmaktadır. Ermenilerin ehl-i kitap olduğu ve Allah'a inanan, saygıyı ve sevgiyi iyi bilen insanlar olduğu belirtilmektedir.
Adnan Oktar, Karabağ'ın kanayan bir yara olduğunu ve orada yaşanan ciddi haksızlık, zulüm ve katliamın dünya kamuoyunda gündeme getirilmesi gerektiğini dile getirmiştir.
Osmanlı döneminde Türklerin ve Ermenilerin kardeşçe, dostça bir arada yaşadığı, Ermenilerin Türk devletine son derece sadık olduğu ve aralarında hiçbir sorun bulunmadığı ifade edilmektedir.