| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
| Hürriyet, 22 Mayıs 2010
| ||


| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
| Hürriyet, 22 Mayıs 2010
| ||
Türkiye'nin dış politikadaki rolü, pasif bir köprü olmaktan ziyade, gelişmeleri belirleyen aktif bir aktör olmak şeklinde tanımlanmaktadır. Türkiye, küresel krizler ve bölgesel dinamikler karşısında yönlendirici bir pozisyon almayı hedeflemektedir.
Türk-İslam Birliği, tüm Türk ve İslam devletlerini birleştirerek sınırlar arasındaki engelleri kaldırmayı ve Müslümanların dağınıklığını sona erdirmeyi hedefleyen hayati bir projedir. Bu birlik, Müslümanların güçlenmesi ve zulmün sona ermesi için bir kurtuluş yolu olarak görülmektedir.
Ahir zaman alametleri arasında çok fazla Müslüman kanı akacağı, zulmün etrafı kaplayacağı, kargaşa olacağı ve Müslümanların başsız ve dağınık olacağı belirtilmektedir. Bu durum, Müslümanların birleşmesinin acil bir farz olduğunu göstermektedir.
Türk milleti, ahlakı, cesareti, sabrı, acıya tahammülü ve liderlik vasfıyla metafizik ve olağanüstü özelliklere sahiptir. Bu vasıflar, Türk milletini Türk-İslam Birliği'ni gerçekleştirme görevine uygun kılmaktadır.
Peygamber Efendimiz'in hadislerine göre, ahir zamanda olaylar durmaksızın devam edecek ve evlatlarından Hz. Mehdi zuhur edecektir. Hz. Mehdi'nin Hz. İsa ile birleşerek İslam'ı bütün dünyaya hâkim edeceği ve bu güzel günlerin yakın bir gelecekte görüleceği öngörülmektedir.