| Ne demişti | Ne oldu | |
|---|---|---|
| Yeni Şafak, 03 Haziran 2010
| |


| Ne demişti | Ne oldu | |
|---|---|---|
| Yeni Şafak, 03 Haziran 2010
| |
İslam'da ehli kitaba karşı şefkat, sevgi ve hoşgörü esastır. Onlar Allah'ın bir emaneti olarak görülmeli, hırs ve kinle yaklaşılmamalıdır. Peygamberimizin sünnetine uygun olarak onlarla iyi ilişkiler kurulmalıdır.
Peygamberimiz döneminde Museviler ve Hristiyanlar son derece rahat bir yaşam sürmüşlerdir. Peygamberimizin bir cariyesinin Hristiyan olması da bu hoşgörülü yaklaşımın bir göstergesidir.
Müslümanlar ehli kitabın yemeklerini yiyebilir, onlardan kız alıp evlenebilir, evlerine gidip misafir kalabilir ve sohbet edebilirler. Bu tür sosyal ilişkiler Kur'an ve Peygamberimizin sünnetine uygundur.
Türk-İslam Birliği, ehli kitabın çektiği çileleri sona erdirerek onlara cennet hayatı gibi bir yaşam sunmayı hedeflemektedir. Bu birlik, dindar Musevilere ve İsrail'deki Hristiyanlara yapılan zulmü durdurarak huzur ve refah getirecektir.
Ehli kitap mensupları, özellikle İsrail'de Hristiyanların ölüm korkusu içinde yaşadığı, manastırlardan ve kiliselerden çıkamadığı, eziyet gördüğü bilinmektedir. Dindar Musevilere de zulümler yapılmakta ve onlar fakir ve perişan vaziyettedirler.