Evrenin gerçekliğini sorguladığımızda, çoğu insanın aklına ilk gelen, maddenin gerçekten var olup olmadığıdır. Gözümüzle gördüğümüz, elimizle dokunduğumuz, ağırlığını hissettiğimiz her şey gerçekten “katı” mı? Yoksa bir hakikatin yüzeydeki yansıması mı? Bilimsel veriler, maddenin en küçük yapı taşlarına indikçe, gerçekliğin sandığımızdan çok daha farklı ve şaşırtıcı olduğunu gösteriyor.

 


2018 yılının Kasım ayında yapılan bir bilimsel keşif, bu konuda oldukça çarpıcı bir tablo çizdi. Araştırmanın odağında, evrenin temel taşlarından biri olan protonlar vardı. Bildiğimiz kadarıyla protonlar, kuarklardan meydana geliyor. Kuarklar ise, maddenin bilinen en küçük yapı taşları olarak kabul ediliyor. Fakat şaşırtıcı olan şu ki, protonun kütlesinin yalnızca %1’i kuarklardan kaynaklanıyor. Peki, kalan %99’luk kütle nereden geliyor?


Bu sorunun cevabını, araştırmayı gerçekleştiren Dr. Yi-Bo Yang ve Berkeley Laboratuvarı’ndan Andre Walker-Loud açıklıyor: Protonun %99’luk kütlesi, kuarkları bir arada tutan kuantum kuvvetlerinden, yani kuark ve gluonların karmaşık etkileşimlerinden doğuyor. Yani, bedeniniz, kullandığınız eşyalar, yıldızlar ve evrendeki her şey aslında “katı” maddeden oluşmuyor. Her şey, kuantum alanlarında var olan enerjinin bir tezahürü.

Atomun Boyutu

Çekirdek bir bilye büyüklüğünde olsaydı, atomik elektron bulutu yaklaşık 100 metre uzaklığa kadar uzanırdı.

 

Biraz durup bu gerçeği anlamaya çalışalım. Maddeyi düşündüğümüzde, genellikle moleküller, atomlar, çekirdekler ve nihayetinde kuarklara kadar uzanan bir yol çizeriz. Kuarklar, bildiğimiz en temel yapı taşları. Fakat kuarklardan daha derine indiğimizde, bizi kuantum alanları karşılıyor. Burada, kuarkları bir arada tutan ve protonun içinde sürekli hareket eden başka bir parçacık var: Gluonlar. Gluonlar, bir anlamda “sanal” parçacıklar olarak adlandırılır; çünkü varlıkları anlık, geçici ve sürekli değişkendir. Saniyenin trilyonda biri kadar kısa aralıklarda, evrenin dokusunu örerler. Bu kadar hızlı bir doğum ve yok oluş döngüsüyle gerçeklik, her an yeniden şekillenir. Bizler ise, bu sürekli değişen, her an tazelenen bir sürecin içindeyiz.

 


Allah  Kur’an’da 

“O, her an bir iştedir” (Rahman Suresi, 29) 

ayetini bizlere bildirmiştir.  

 

Allah’ın yaratışı, sürekli ve kesintisizdir. Maddenin en temel seviyesinde bile, her an yeni bir yaratılış, yeni bir oluş vardır. Yani gerçeklik, bizim algıladığımız gibi durağan ve değişmez değil; her an yeniden var edilen, sürekli yenilenen bir süreçtir.


Peki, bilimsel açıdan bu %99’luk kütle nasıl oluşuyor? Araştırmalar, protonun kütlesine dört ana unsurun katkı sağladığını gösteriyor:

 

  1. Kuark Yoğunlaşması (~%9): Protonun içinde, yukarı ve aşağı kuarkların ve sanal garip kuarkların oluşturduğu bir “deniz” vardır. Bu yoğunlaşma, kuark kütleleri sıfır olsaydı ortadan kalkacak tek katkı yani bileşendir.
  2. Kuark Enerjisi (~%32): Protonun içindeki kuarkların kinetik enerjisidir.
  3. Gluonik Alan Şiddeti Enerjisi (~%37): Gluonların kinetik enerjisinden kaynaklanır.
  4. Anormal Gluonik Katkı (~%23): Tamamen kuantum etkisiyle ortaya çıkar ve QCD (Kuantum Kromodinamiği) kütle ölçeğiyle ilgilidir. Tüm kuark türlerinin yoğunlaşmalarından gelen katkılardan oluşur.
  5.  


Burada dikkat çekici olan, yukarı, aşağı olarak adlandırılan garip kuark kütlelerinin tümünün hacmi sıfır olsa bile, protonun deneysel kütlesinin %90’ından fazlasının yine de var olacağıdır. Yani evrendeki bilinen kütlenin neredeyse tamamı, kuark ve gluonların dinamiklerinden kaynaklanıyor. Maddenin özü, aslında enerji ve sürekli bir hareket, sürekli bir oluş yani yaratılış halidir.

 

Allah, maddeyi sabit bir varlık olarak değil, her an yeniden var eden, her an yeni bir yaratılışla sürdüren bir kudret sahibidir. Maddenin en temelinde bile, bu yaratılışın izlerini görmek mümkündür. Gerçeklik, bizim algıladığımız gibi donuk ve değişmez değil; her an yeniden yaratılan, sürekli tazelenen bir süreçtir.


Bilim insanları, bu olağanüstü kompleks süreçleri anlamak için “kafes QCD” adını verdikleri özel bir hesaplama yöntemi kullanıyorlar. Bunu, bir halının ilmek ilmek dokunmasına benzetebilirsiniz: Kuarklar ve gluonlar, görünmez bir ağda sürekli hareket ederek, protonun kütlesini oluşturuyor. Her bir ilmek, bir enerji dalgalanması, bir yaratılış ve kayboluş anını temsil ediyor… Ve bu süreç öylesine hızlı ve sürekli ki, bizler onu sabit bir gerçeklik gibi algılıyoruz. Oysa, her şey her an yeniden ortaya çıkıyor, yeniden yaratılıyor.


Günlük hayattan bir örnekle düşünelim: Bir film izlerken, arka arkaya gelen kareler o kadar hızlı değişir ki, gözümüz onları tek bir akıcı görüntü olarak algılar. Oysa her kare, ayrı bir andır. Maddenin gerçekliği de tıpkı bu film kareleri gibi, her an yeniden yazılan, ama bize kesintisiz ve sabit görünen bir süreçtir.


Bu bilimsel gerçek, Kur’an’ın “O her an bir iştedir" ayetiyle mükemmel bir uyum içindedir. Allah’ın yaratışı, maddenin en temel düzeyinde bile, her an yeniden tecelli eder. Kuantum dünyasında, parçacıklar ve alanlar sürekli bir değişim ve oluş halindedir; bu değişim öylesine hızlı ve süreklidir ki, fizikçiler bu süreçlerin zaman ölçeğini tanımlamak için “Planck zamanı” gibi çok küçük birimlere başvururlar. Yani, evrenin en küçük zaman dilimlerinde bile, madde ve enerji sürekli olarak yeniden düzenlenir, adeta her an yeniden yaratılır. Maddenin özü, enerji ve hareket; gerçeklik ise, her an yeniden yazılan bir Rabbimizin yaratışının eseridir. Diğer bir deyişle, Allah’ın yaratışı, her an, her yerde, her şeyde tazelenir ve yenilenir.

“Onlar görmediler mi ki, Allah yaratmaya nasıl başlıyor, sonra onu iade ediyor? Şüphesiz, bu Allah’a göre kolaydır.” Ankebut Suresi, 19

Kaynak:
Walker-Loud, A. (2018, 19 Kasım). Dissecting the Mass of the Proton. Physics 11, 118. Physics.aps.org
https://physics.aps.org/articles/v11/118