| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
|
| ||


| Ne demişti | Ne oldu | ||
|---|---|---|---|
|
| ||
Türkiye'de farklı inançlara sahip vatandaşlar, dinleri, ırkları veya dilleri ne olursa olsun birinci sınıf vatandaş olarak kabul edilmekte ve güvenlikleri devlet garantisi altına alınmaktadır. Bu durum, hükümet yetkilileri tarafından da açıkça ifade edilmektedir.
İslam, Yahudiler, Hristiyanlar ve farklı mezheplere sahip kişileri kardeş olarak görmekte ve onların haklarını tanımaktadır. Kur'an'da belirtildiği gibi Kitap Ehli, Müslümanlarla dostluk ve sevgi bağı içinde yaşaması gereken topluluklardır.
Altınçağ'da, Osmanlı İmparatorluğu döneminde olduğu gibi, Hristiyanlar, Museviler, ateistler ve diğer tüm inanç grupları huzur, güvenlik ve tam bir ekonomik refah içinde kardeşçe ve dostça yaşayacaklardır. Bu ortamda herkesin can güvenliği garanti altında olacaktır.
Laik sistem içinde dinin anlatılması ve yaşanması, toplumda dinsizlerin, Yahudilerin, Hristiyanların ve farklı mezheplerin bir arada huzur içinde yaşamasını sağlar. Herkesin hakları eşit görülür ve hiç kimsenin mağdur edilmemesi esastır.
Farklı mezhepler, örneğin Aleviler ve Caferiler, kardeş olarak görülmeli ve aralarında derin bir muhabbet bağı kurulmalıdır. Hiçbir mezhep mensubunun mağdur edilmemesi ve hepsinin eşit haklara sahip olması gerektiği vurgulanmaktadır.