Allah kulda doğruluk ister. Ona varmak isteyene marifet nuru gerektir. İrfan sahiplerinin kalbinde marifet güneşi doğmuştur. O güneş gece ve gündüz sönmez. O güneşe sahip olanlar doğru olurlar. Abdülkadir Geylani
Kahrolsun, o 'zan ve tahminle yalan söyleyenler'; Ki onlar, 'bilgisizliğin kuşatması' içinde habersizdirler. (Zariyat Suresi, 10-11)
Hz. Muhammed (sav) ve tüm diğer peygamberlerin hak dinin yayılması, güzel ahlakın yaşanması için verdikleri kararlı, cesur ve fedakarane mücadelenin bir benzeri de Sahabe-i Kiram'ın hayatına hakimdir. Sahabe-i Kiram, Peygamber Efendimiz (sav)'i hayatta iken ve peygamber olarak gören mümin kimselerdir.
Peygamberimiz (sav)'in mücadelesine gerek mallarıyla gerekse de canlarıyla büyük destek veren Sahabe-i Kiram'ın bu ahlakları, İslam tarihi boyunca yaşamış tüm Müslümanlar için büyük şevk kaynağı olmuştur. Cesaretleri, azim ve kararlılıkları, iman kuvvetleri, Allah'a ve Resulü`ne olan kayıtsız şartsız sadakatleri, en zor şartlar altındayken bile yalnızca Allah'ın rızasını gözetmeleri, Resulullah'ın nefsini kendi nefislerinden üstün tutmaları, yüzyıllardır İslam tarihinde şerefle anılmaktadır. Sahabeler geçmiş yaşamlarını bir an bile düşünmeden arkalarında bırakmış, toplumun tüm tehdit ve baskılarına rağmen Yüce Allah'ın Resulü'nün hak dinine uymuşlardır. Onlar Allah'ın rızasını kazanabilmek için her türlü zorluğu, sıkıntıyı severek göze almışlardır.
İlk Müslümanlar arasında güçlü kabilelere mensup kişiler olduğu gibi, müşriklerin kölesi konumunda oldukları için güçsüz olan kimseler de bulunuyordu. Bu kimseler, Müslümanlığı kabul edip Resulullah'ın yoluna uydukları öğrenildiğnde kendilerine her türlü sözlü ve fiili saldırı, iftira, eziyet ve işkencenin yapılabileceğni çok iyi biliyorlardı. Çevrelerinde de bu durumun pek çok örneğni gördükleri halde Peygamberimiz (sav)'in çağrısına tereddütsüz olarak uymuşlardır. Bu nedenle müşrik toplumun türlü saldırılarıyla karşılaşmış, ancak yine de doğru yoldan hiçbir şekilde ayrılmamışlardır. Allah'a sığınarak sabretmiş ve tevekkül etmişlerdir. Allah'ın kendilerini güvenliğe kavuşturacağını umut ederek imanlarında kararlılık göstermişlerdir.
Peygamberimiz (sav)'e büyük bir sevgi ve sadakatle bağlanmış, canlarıyla mallarıyla O'na destek olmuşlardır. Hak dinin ve güzel ahlakın insanlar arasında yayılması için büyük bir ihlasla hareket etmişlerdir. Yaşadıkları bu sıkıntıları ise, daima Allah'ın rahmetine vesile olacak bir yol ve nimet olarak nitelendirmişlerdir. Yüce Allah'a ve Resulullah'a olan sevgileri güçlerine güç katmış, normal bir insanın gösterebileceğ cesaretin, azim ve şevkin en fazlasını göstermişlerdir.
Bu kimseler Allah'a ve Resulü'ne uymaya davet edildiklerinde; "Rabbimiz, biz, "Rabbinize iman edin" diye imana çağrıda bulunan bir çağırıcıyı işittik, hemen iman ettik..." (Al-i İmran Suresi, 193) ayetiyle bildirildiğ gibi, imanı tereddütsüz olarak kabul etmiş ve bu sözlerine sonuna kadar sadık kalmış mübarek kimselerdir. Allah'ın rızası, peygamberin sevgisi, onlar için dünyanın her türlü nimetinden daha sevgili olmuştur. Dünya malını, Müslümanların huzuru, rahatlığı ve İslamiyet'in yayılması için feda etmiş, kendilerinden yana bir mal hırsına kapılmamışlardır. Bir hadis-i şerifte Es'ad b. Zürare'nin, Sahabe-i Kiram'ın Yüce Allah'a ve Resulü'ne olan bu sadakat ve kararlılığını şöyle dile getirdiğ anlatılmaktadır:
"Ey Allah'ın Resulü!.. Allah kimin doğru yolda olmasını istiyorsa ve bütün bu işlerin neticesinde kim hayrı arıyorsa tüm bunlar onlara kolay gelir. Biz herşeyimizle sana icabet ettik, senin getirdiğine iman ettik, kalbimizde yerleşen marifeti tasdik ettik. Bu hususta sana biat ediyoruz. Rabbimiz'e ve senin Rabbine biat ediyoruz. Allah'ın eli ellerimizin üstündedir. Bizim kanlarımız senin kanının önündedir. Ellerimiz senin ellerinin altındadır. Biz kendi nefsimizi, çocuklarımızı ve hanımlarımızı nelerden korursak seni de onlardan koruruz. Eğer bu va'dleri yerine getirirsek bunu Allah için yapmış oluruz. Bundan dolayı da şaki oluruz. Ey Allah'ın Resulü! Bu sözlerim samimiyetle söylenmiş sözlerdir. Yardım ancak Allah'tandır." (Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatü's Sahabe, Hz. Muhammed ve Ashabının Yaşadığı İslami Hayat, Cilt 1, Sentez Neşriyat, Temel Eserler Serisi: 2/1)
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) ve Sahabe-i Kiram Tüm Müminlere Örnektir 4
Özet
Bu makale, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) ve Sahabe-i Kiram'ın hak dinin yayılması ve güzel ahlakın yaşanması için sergiledikleri fedakar ve kararlı mücadeleyi ele almaktadır. Sahabelerin iman kuvvetleri, Allah'a ve Resulü'ne kayıtsız şartsız sadakatleri ile zorluklar karşısındaki sabır ve tevekkülleri tüm müminlere örnek olarak sunulmaktadır. Onların bu ahlakları, İslam tarihi boyunca Müslümanlar için önemli bir şevk kaynağı olmuştur.
Önemli Noktalar
- Peygamberimiz (sav) ve Sahabe-i Kiram, hak dinin yayılması için cesur ve fedakar bir mücadele vermiştir.
- Sahabeler, Allah'a ve Resulü'ne olan kayıtsız şartsız sadakatleri ile öne çıkmışlardır.
- En zor şartlar altında bile sadece Allah'ın rızasını gözetmeleri, onların iman kuvvetini göstermiştir.
- Toplum baskılarına rağmen, Sahabeler doğru yoldan ayrılmamış ve sabırla tevekkül etmişlerdir.
- Peygamberimiz (sav)'e büyük sevgi ve sadakatle bağlanarak canları ve mallarıyla destek olmuşlardır.
- Sahabelerin yaşamları, tüm Müslümanlar için güzel ahlak ve iman konusunda büyük bir örnektir.
Sıkça Sorulan Sorular
Sahabe-i Kiram kimlerdir ve Müslümanlar için neden önemlidirler?
Sahabe-i Kiram, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)'i hayatta iken ve peygamber olarak gören mümin kimselerdir. Onlar, Peygamberimiz (sav)'in mücadelesine mallarıyla ve canlarıyla destek vererek, İslam tarihi boyunca tüm Müslümanlar için büyük bir şevk ve ahlak örneği olmuşlardır.
Sahabelerin imanları ve sadakatleri hangi özellikleriyle öne çıkmıştır?
Sahabeler, cesaretleri, azim ve kararlılıkları, iman kuvvetleri, Allah'a ve Resulü'ne olan kayıtsız şartsız sadakatleri ile öne çıkmışlardır. En zor şartlar altında bile yalnızca Allah'ın rızasını gözetmeleri ve Resulullah'ın nefsini kendi nefislerinden üstün tutmaları dikkat çekicidir.
Sahabeler müşrik toplumun baskılarına karşı nasıl bir tutum sergilemişlerdir?
Sahabeler, müşrik toplumun tüm tehdit ve baskılarına rağmen Allah'ın Resulü'nün hak dinine uymuşlardır. Kendilerine yapılan sözlü ve fiili saldırılara, iftira, eziyet ve işkencelere rağmen doğru yoldan ayrılmamış, Allah'a sığınarak sabretmiş ve tevekkül etmişlerdir.
Sahabeler Allah rızasını kazanmak için ne tür zorluklara katlanmışlardır?
Sahabeler, Allah'ın rızasını kazanabilmek için her türlü zorluğu ve sıkıntıyı severek göze almışlardır. Yaşadıkları sıkıntıları daima Allah'ın rahmetine vesile olacak bir yol ve nimet olarak nitelendirmişlerdir. Dünya malını da İslamiyet'in yayılması ve Müslümanların huzuru için feda etmişlerdir.
Al-i İmran Suresi 193. ayetinde Sahabelerin imanı nasıl tarif edilmektedir?
Al-i İmran Suresi'nin 193. ayetinde, Sahabelerin imanı "Rabbimiz, biz, Rabbinize iman edin diye imana çağrıda bulunan bir çağırıcıyı işittik, hemen iman ettik..." şeklinde bildirilmektedir. Bu ayet, onların imanı tereddütsüz kabul edişlerini ve sözlerine sonuna kadar sadık kalışlarını vurgulamaktadır.


