"Allah`tan başkasıyla beraber olmakta devam ettiğin sürece, sürekli gam, keder ve şirk içinde bulunur, günah yükünden kurtulamazsın." Abdülkadir Geylani
Böylece Allah, dünya ve ahiret sevabının güzelliğini onlara verdi, Allah iyilikte bulunanları sever. (Al-i İmran Suresi, 148)
Peygamber Efendimiz (sav), gönderildiğ müşrik toplumu, o güne kadar yaşadıkları sapkın inançlarını terk etmeye ve yalnızca bir olan Allah'a kulluk etmeye çağırmıştır. Resul-ü Ekrem Efendimiz, bu tebliğ sırasında çok büyük zorluklarla karşılaşmıştır. İslam ahlakının toplumda yaygınlaşmasının kendi menfaatlerini zedeleyeceğni düşünen müşrikler, Peygamberimiz (sav)' e ve inananlara karşı birlik olmuş, ellerindeki tüm imkanları kullanarak büyük bir mücadele yürütmüşlerdir. Atalarının şirk dinini değştirmeyi kabul etmemiş,
Peygamberimiz (sav)'e tuzaklar kurmaya yeltenmişlerdir. Resulullah (sav)'tan nefislerine uygun ayet getirmesini istemiş, O'nu öldürmeye, yaşadığı yerden sürmeye ya da tutuklamaya kalkışmışlardır. Allah'ın Resulü'nün tebliğnin insanlar üzerindeki etkisini önleyebilmek için, Peygamberimiz (sav)'e asılsız iftiralarda bulunmuşlardır. Peygamberimiz (sav) inkarcıların sözlü ve fiili olarak yaptıkları tüm bu iftira ve saldırılara karşı çok üstün bir sabır ve tevekkül göstermiş, onlara hep Kuran ahlakıyla karşılık vermiştir. Allah'ın indirdiğni hiçbir değşikliğe uğratmadan, sadece Allah'tan korkup sakınarak hareket etmiştir. Yapılan tüm tehditlere, baskılara ve çıkarılan zorluklara rağmen, din ahlakını tebliğ etmeye devam etmiştir. İnkarcılara karşı verdiğ bu mücadelenin yanı sıra, beraberindeki Müslümanların her türlü sorumluluğunu da birinci dereceden kendisi üstlenmiştir. Onları bir yandan tehlikelerden korurken, bir yandan da din ahlakını tebliğ ederek çevresindeki tüm insanları eğtmiştir. Kuşkusuz Resulullah (sav)'ın bu üstün ahlakı, tüm Müslümanlar için çok önemli bir örnektir. Peygamberimiz (sav)'in, en zor şartlarda iken bile öncelikle Müslümanların rahatını, güvenliğni ve huzurunu ön planda tutması, O'nun sahip olduğu üstün fedakarlık anlayışını göstermektedir. Savaşların en kızıştığı, Allah'ın Müslümanları açlık, yokluk, hastalık gibi sıkıntılarla denediğ bir ortamda Peygamberimiz (sav), Müslümanlara karşı çok büyük düşkünlük göstermiş, onları merhamet ve şefkatle koruyup kollamıştır.
Sahabeler de Hz. Muhammed (sav)'in bu üstün fedakarlık anlayışını kendilerine örnek alıp, maddi manevi her konuda üstün bir ahlak sergilemişlerdir. Bu fedakarlık ruhuna dayanan birlik ve beraberlikleri sonucunda büyük bir kuvvet elde etmiş, Yüce Allah'ın rahmetiyle inkar edenlere ve müşriklere karşı büyük zaferler kazanmışlardır. Peygamberimiz (sav) döneminde çok küçük bir topluluk olan Müslümanların sayısı giderek büyük bir yükselişle artmış, İslamiyet tüm Arap Yarımadasına yayılmıştır.
Peygamber Efendimiz (sav) herşeyden önce nefsinden yana büyük fedakarlıklarda bulunmuş, iman edenlerin dünya ve ahiret menfaatleri için kendi nefsinden feragat etmiştir. Kuşkusuz İslam ahlakını yeni öğrenmekte olan kimselerin eğtimi, çoğu zaman büyük özveriler gerektirmiştir. Kuran'ın çeşitli ayetlerinde gerek Bedevi olarak adlandırılan göçebe kimselerin gerekse de kalpleri imana henüz yeni ısınmakta olan kişilerin cahilce tavırlarından bahsedilmektedir. Kuran'da yer alan bu ayetlerden biri şöyledir:
Bedeviler inkar ve nifak bakımından daha şiddetlidir. Allah'ın elçisine indirdiği sınırları bilmemeye de onlar daha 'yatkın ve elverişlidir.'... (Tevbe Suresi, 97)
Peygamber Efendimiz (sav) çevresindeki insanların cahilce tavırlarına daima en güzel şekilde, Kuran ahlakıyla karşılık vermiştir. Kuran'da Resulullah (sav)'ın bu üstün ahlakı şöyle bildirilir:
Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin. (Kalem Suresi, 4)
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) ve Sahabe-i Kiram Tüm Müminlere Örnektir 1
Özet
Bu makale, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in ve Sahabe-i Kiram'ın zorlu şartlar altında dahi sergilediği üstün ahlak, sabır, tevekkül ve fedakarlık anlayışını ele almaktadır. Peygamber Efendimiz'in tebliğ mücadelesi ve Müslümanlara rehberliği, tüm müminler için önemli bir örnek olarak vurgulanmaktadır.
Önemli Noktalar
- Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), müşriklerin zulmüne karşı sabır ve tevekkül ile Kuran ahlakıyla karşılık vermiştir.
- Resulullah (sav), en zor şartlarda bile Müslümanların rahatını, güvenliğini ve huzurunu ön planda tutmuştur.
- Peygamberimiz (sav)'in üstün fedakarlık anlayışı, Sahabeler tarafından örnek alınmış ve büyük bir birlik sağlamıştır.
- İslam ahlakının tebliği sırasında karşılaşılan zorluklara rağmen dinin yayılması sağlanmıştır.
- Kuran, Peygamberimiz (sav)'in "pek büyük bir ahlak" üzere olduğunu bildirmektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) müşriklerin saldırılarına karşı nasıl bir tutum sergilemiştir?
Peygamberimiz (sav), inkarcıların sözlü ve fiili saldırılarına karşı üstün bir sabır ve tevekkül göstermiş, onlara daima Kuran ahlakıyla karşılık vermiştir. Allah'ın indirdiğini hiçbir değişikliğe uğratmadan, sadece Allah'tan korkarak hareket etmiştir.
Peygamber Efendimiz (sav)'in fedakarlık anlayışı nasıl ortaya konmuştur?
Peygamberimiz (sav), en zor şartlarda bile öncelikle Müslümanların rahatını, güvenliğini ve huzurunu ön planda tutmuştur. Savaşların en kızıştığı, Müslümanların açlık ve hastalık gibi sıkıntılarla denendiği anlarda dahi onlara büyük düşkünlük göstermiştir.
Sahabe-i Kiram, Peygamberimiz (sav)'in hangi özelliğini örnek almıştır?
Sahabeler, Hz. Muhammed (sav)'in üstün fedakarlık anlayışını kendilerine örnek almışlardır. Bu fedakarlık ruhuna dayanan birlik ve beraberlikleri sayesinde büyük bir kuvvet elde etmiş ve zaferler kazanmışlardır.
Kuran, Peygamberimiz (sav)'in ahlakını nasıl tanımlamaktadır?
Kuran, Kalem Suresi'nin 4. ayetinde Resulullah (sav)'ın ahlakını şöyle bildirmektedir: "Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin." Bu ayet, Peygamberimizin üstün karakterini vurgulamaktadır.
Peygamberimiz (sav) döneminde İslamiyet'in yayılmasında hangi faktörler etkili olmuştur?
Peygamberimiz (sav)'in üstün ahlakı, sabrı ve fedakarlığı, beraberindeki Müslümanların birlik ve beraberliği İslamiyet'in yayılmasında etkili olmuştur. Bu sayede, küçük bir topluluk olan Müslümanların sayısı artmış ve İslam tüm Arap Yarımadasına yayılmıştır.


