Türk Dünyası denildiği zaman sadece Orta Asya'da SSCB'nin dağılmasının ardından kurulan Türki devletleri düşünmek yanlış olur. Zira Türk Dünyası "Adriyatik'ten Çin Seddi'ne" kavramıyla tasvir edilen çok daha geniş bir alanı kapsamaktadır. Bu geniş coğrafyada yaşayan farklı etnik kökenlere sahip olan topluluklar tarih boyunca hep Türk-İslam ahlakının şemsiyesi altında toplanmıştır. Özbekiyle, Kazakıyla, Uyguruyla, Tatarıyla, Çerkeziyle, Abhazıyla, Boşnağıyla, Çeçeniyle tüm toplulukları tek bir ideal, tek bir ülküde toplayan, söz konusu topraklarda hala varlığını devam ettiren Türk-İslam medeniyetinin mirasıdır.
Osmanlı Devleti'nin ulaşmış olduğu siyasi sınırlar içerisinde bugün onlarca bağımsız devlet bulunmaktadır ve bunların her birinde Osmanlı medeniyetinin izlerini taşıyan yüzlerce eser ve güçlü bir kültür mirası vardır. Üç kıtaya yayılan Osmanlı nizamı, 20. yüzyılda birtakım dış müdahalelerle siyasi varlık olarak ortadan kaldırılmıştır.
Ancak ne var ki Osmanlı'nın tarihten silinmesiyle oluşan boşluğu, üzerinden geçen bir asırlık zamana rağmen, henüz herhangi bir güç doldurabilmiş değildir. Bugüne kadar Fransa, İngiltere, Amerika, Rusya gibi bölge dışından güçler tarafından Osmanlı hinterlandına türlü müdahaleler yapılmıştır. Bu ülkeler Osmanlı'nın izini silmek ve bu bölgede hakimiyet sağlamak için yıllar boyunca çok çetin mücadeleler vermişlerdir.
Ne var ki bu bölgelere yabancı olan dış güçlerin, eski Osmanlı topraklarında huzuru ve barışı sağlamaları, güçlü bir devlet oluşturmaları hiçbir dönem mümkün olmamıştır. Kukla yönetimler, masabaşında çizilen haritalar, suni çatışmalar, ambargolar, hiçbir dönemde başarılı olamamış, bu ülkeler adeta vücuda yabancı bir madde gibi her zaman dışarı atılmışlar ve hiçbir dönemde arkalarında bölge halklarının desteğini bulamamışlardır.
Osmanlı İmparatorluğu'nun siyaset sahnesinden silinmesiyle birlikte başlayan karmaşa ve kaos, yaklaşık bir asırdan bu yana devam etmektedir. Bölge halkları uzun yıllardır savaşların ve çatışmaların altında ezilmektedir. İki Dünya Savaşı gören ve bu savaşlarla birlikte açlık, göç ve salgın hastalıklarla karşı karşıya kalan halkların büyük çoğunluğu da savaşların ardından komünist yönetimlerin baskıcı ve şiddet içeren idareleri altında ezilmişlerdir. Soğuk Savaş döneminin sona ermesiyle birlikte başlayan etnik çatışmalar neticesinde ise çok daha derin ve şiddetli acılarla karşı karşıya kalmışlardır. 1990'ların başından itibaren Balkanlar ve Kafkasya'da başta kadınlar, çocuklar ve yaşlılar olmak üzere masum halk savaşların ve sıcak çatışmaların baskısı altında ezilmektedir. Ortadoğu'da ise işgalci İsrail güçlerinin başlattığı işgal ve zulüm 50 yıldan fazla bir zamandır, hiç kesintiye uğramadan hüküm sürmektedir. (Harun Yahya'nın Türk'ün Dünya Nizamı adlı eseri)
İşte bu sorunların bir an önce çözülmesinin sağlanması ve Osmanlı coğrafyasında yeniden istikrarın sağlanmasının ilk adımı bölgedeki mevcut durumun çok iyi kavranması olmalıdır. Çünkü gerek Ortadoğu, gerekse Kafkasya ve Balkanlar sahip oldukları coğrafi ve stratejik önem nedeniyle pek çok ülkenin ilgi alanı içine girmektedir.
Bu açıdan siyasi ve ekonomik çıkarların çok iyi değerlendirilmesi, çözüm yollarının tespit edilmesi ve çok yönlü bir stratejinin belirlenmesi son derece önemlidir. Sorunların doğru bir şekilde tespit edilmesi çözüme ulaşmadaki en önemli aşama olacaktır. Bu nedenle de söz konusu bölgelerde son durumun genel bir tahlilini yapmak çok önemlidir.
Türk dünyasında mevcut durum
Özet
Türk Dünyası, Adriyatik'ten Çin Seddi'ne uzanan geniş bir coğrafyayı kapsamakta ve bu bölgedeki topluluklar tarih boyunca Türk-İslam ahlakının etkisi altında birleşmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nun siyasi varlığının sona ermesiyle ortaya çıkan boşluk, bölge dışı güçler tarafından doldurulamamış ve kaos ile çatışmalar günümüze kadar devam etmiştir. Bölgedeki istikrarın yeniden sağlanması için mevcut durumun iyi anlaşılması ve çok yönlü bir strateji belirlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Önemli Noktalar
- Türk Dünyası, Adriyatik'ten Çin Seddi'ne uzanan geniş bir coğrafi alanı ifade etmektedir.
- Bölgedeki farklı etnik topluluklar, Türk-İslam ahlakı ve medeniyet mirası altında birleşmiştir.
- Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılmasıyla oluşan boşluk, dış güçler tarafından doldurulamamıştır.
- Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu'da bir asırdır süren çatışma ve kaos ortamı mevcuttur.
- Bölgedeki sorunların çözümü için kapsamlı bir durum analizi ve strateji geliştirilmesi önemlidir.
- İslam birliği vizyonu, Türk-İslam medeniyetinin mirasıyla bölgedeki istikrarın anahtarıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Türk Dünyası coğrafi olarak hangi bölgeleri kapsamaktadır?
Türk Dünyası, sadece Orta Asya'daki Türki devletleri değil, Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar uzanan çok daha geniş bir alanı kapsamaktadır.
Osmanlı İmparatorluğu'nun siyaset sahnesinden silinmesi bölgede ne gibi sonuçlar doğurmuştur?
Osmanlı'nın siyaset sahnesinden silinmesiyle birlikte bölgede yaklaşık bir asırdan bu yana devam eden karmaşa ve kaos başlamıştır. Bölge halkları uzun yıllardır savaşlar, çatışmalar, açlık, göç ve salgın hastalıklarla karşı karşıya kalmıştır.
Bölge dışı güçlerin Osmanlı hinterlandına müdahaleleri neden başarısız olmuştur?
Bölge dışı güçlerin Osmanlı hinterlandına müdahaleleri, bu bölgelere yabancı olmaları ve bölge halklarının desteğini bulamamaları nedeniyle başarısız olmuştur. Kurulan kukla yönetimler ve suni çatışmalar kalıcı bir barış ve istikrar sağlayamamıştır.
Osmanlı medeniyetinin mirası günümüzde hangi toplulukları bir araya getirmektedir?
Osmanlı medeniyetinin mirası, Özbek, Kazak, Uygur, Tatar, Çerkez, Abhaz, Boşnak ve Çeçen gibi farklı etnik kökenlere sahip toplulukları tek bir ideal ve ülküde toplamaya devam etmektedir.
Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu'daki mevcut sorunların çözümü için ilk adım ne olmalıdır?
Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu'daki sorunların çözümü için ilk adım, bölgedeki mevcut durumun çok iyi kavranmasıdır. Siyasi ve ekonomik çıkarların değerlendirilmesi, çözüm yollarının tespiti ve çok yönlü bir strateji belirlenmesi gerekmektedir.


