Sayın Adnan Oktar'ın 19 Mart 2018 tarihli Canlı Sohbetler yayınından
SUNUCU: Ankara'daki kardeşlerimiz buluşup Kuran-ı Kerim okuyup ahir zaman alametlerinden bahsetmişler. Sizi Allah rızası için çok sevdiklerini iletiyorlar.
ADNAN OKTAR: Güzel yüzlülerim, güzel bir zamana geldiniz Allah'a çok şükür. Bir de imanın özünü anladılar, o çok hoşlarına gitti. Eskiden iman çok sahti oluyordu. Cübbeli diyor ya, “fazla düşünmeyin kafanızı yakarsınız” bilmem ne. Şimdi bu yeni nesil öyle değil, imanı rahat rahat düşünüyor ve çok samimi, gerçek iman ediyorlar.
Bir de Allah'ın büyüklüğünü fark edip, Allah'ın büyüklüğü boyutuna girdiği bir kısmı, o bir zevktir, o çok hoşlarına gidiyor. Nereden anladım? Israrla o konuyu soruyorlar. Hep o konunun etrafında dönüyorlar. Demek ki anlamışlar. O bir histir, anlaşılır. Aslında bu hissi yaşayan çok oldu. Mesela Hz. İsrail (as), o bereket hep oradan gelmedir. Hz. İbrahim (as), o da biliyordu bunu. Nuh (as) biliyordu. Yunus (as) bilmiyordu ama Allah sonra ona öğretti. İşte balığın karnında onu öğrendi. Yani Allah'ın büyüklüğüne ait o ilmi öğrenmiş oldu balığın karnında. Bilmiyordu, peygamber olmasına rağmen bilmiyordu. Çünkü bıraktı gitti, ondan sonra gitti bak Ninova'ya, ortalık acayip şenlendi.
Adem (as) bilmiyordu bu derinliği, dünyaya gelince öğrendi. Hatta başında yine bilmiyordu. Önce aczini gördü, normalde ağlamaz ama ağladı ona aczini görünce. Baya ağladı yani. Sonra Allah'ın büyüklüğünü anladı, gerçek büyüklüğünü anladı. Ondan sonra işte ululazim peygamber oldu. Baya ululazim peygamberlerdendir.
Hz. Musa (as)’ı da Allah eğitti, o hemen başında anlamadı Hz. Musa (as), sonra anladı. O zaten kurduğu ekip var onun. Daha hala hayatta devam eden bir ekip kıyamete kadar. Kıyamete yakın vakte kadar devam edecek. Musevilerden oluşan adil, adaletli bir topluluk. Küçük bir topluluk. İlk karısı böyle sevdiği hanımlardan falan da var, müminlerden de var onun, dağda oluşturdu o ekibi. Berekete bak elhamdülillah. Dört bin yıl geçti ekip devam ediyor. Bu nasıl bir şeydir ya maşaAllah, nasıl bir sırdır?
Ama tabii Allah da boş bırakmadı. Musa (as) ile Hızır (as)'ı buluşturdu. O kozalak hiç ellerinden düşmedi. Anlamayanı anlayacak şekil meydana getirdiler. Yani gözünün önündeki perdeyi kaldırınca adam o ekibin dışına nasıl çıksın? Ensesine değdi mi şak diye perde açılıyor. Her şeyi görüyor değer değmez ensesine. Anladın mı diyorlar, anladım diyor, kapatıyorlar. Bir daha o gruptan çıkması mümkün değil ondan sonra. Ensesine kozalak diyen bir insanın, perdesi kalkmış bir insanın, geriye dönüş mümkün değildir. Akıl almaz sadık olur. Her şeyi görüyor çünkü, görmüş oluyor.