Adnan Oktar’ın 20 Ekim 2017 tarihli A9 TV röportajından
İZLEYİCİ SORUSU: Cebrail'in gerçek görüntüsü insana benzer mi?
ADNAN OKTAR: Sen nasıl güzel insansın, nasıl güzel insansın, maşaAllah. Canımın içi tertemizsin, nur gibisin. Elinden yüzünden iffet, temizlik akıyor ve çok zeki bir kız olduğunu anlaşılıyor. Esmerlik sana çok yakışıyor. Allah sana uzun ömür hidayet, sağlık, sıhhat versin. Allah cennette seni kardeşleşsin bana.
Evet, Cebrail (as) çok yakışıklı bir delikanlı görünümündedir. Bayağı keskin, hatlı. Doğrusu Peygamberimiz (sav)’e benziyor yakışıklılığı. Çünkü Hz. Dıhye Peygamber (sav)’e benziyor. Onu söyleyemiyorlar bir türlü, ne gitmezse. Onur duy, ne var onda yani anormal bir şey. Peygamberimiz (sav)’e benziyor, ne var? Yakışıklı, siyah gözlü. Görünümü öyledir Cebrail (as)’ın. Kalınca kaşlı, geniş omuzlu. Çok gösterişli, çok beyaz, tertemiz bir cildi var. Çok keskin bakıyor ama çok çok akıllı bakıyor tabii. Yani muazzam akıllı bakan bir melektir. Makul, insanı böyle rahatlatan, kendinin emin, çok efendi konuşan bir insan görümündedir. Ama melek.
Ama bir anda mesela bütün ufku kaplıyor. İstanbul ufkunu düşün. Ne kadar olur? Yani yüz kilometre falan olur. En az yüz kilometre. Kanatlarını açtığında öyle görünüyor uzaktan baktığında. Peygamberimiz (sav) baygınlık geçirdi görünce. Bana mı öyle görünüyor acaba gibi baktı. Ama gittikçe gittikçe yaklaştı, yaklaştı, yaklaştı. Geldi, sarıldı bu sefer. Öyle olunca baygınlık geçirdi Peygamberimiz (sav) koşarak. Hz. Hatice Annemiz yanına gitti. “Beni örtün, beni örtün, beni örtün.” Beni örtün, sürekli öyle dedi. Akıllanmaz heyecanlandı, yattı. Hanımı annemiz mesela çok olgun, çok güzel, akıllı bir insan. Anlattırdı yani “nasıl oldu dedi Ya Muhammed söyle” dedi. İşte tarif etti görünüşünü. “İşte tamam, Cebrail (as) gelen” dedi. “Tebrik ediyorum, Peygambersin Elhamdülillah” dedi. İlk peygamberliğini kabul eden kadındı. Peygamberlik iddia etmedi Peygamberimiz (sav) ilk Cebrail (as) gelinle. Hanımı ona söylüyorum, “Cebrail (as) geldi” diyor “gelen Cebrail (as)” diyor.
Bak görüyor musunuz? Kadınların üstünlüğü açısından işte bu bir delildir. İlk iman eden. Sonra anlatınca ben elhamdülillah kabul ediyorum diyor. Çok küçük bir gruptu Peygamberimiz (sav). İt-kopuk takımı, şimdiki gibi böyle münafıklar, sahtekarlar, kum gibi kaynıyordu o zaman. Yıllarca uğraştırdılar, yıllarca. En sonunda Hz. Ömer (ra), kabadayıydı o. Resulullah (sav) dedi ki “sakın kimseye söyleme evde” dedi. “Tamam” dedi. Kapıdan çıkınca Kabe'nin önüne gelmiş. “Karısını dul bırakmak isteyen varsa..” diyor. Sayıyor tek tek. Daha önce içerdi Ömer (ra) yani. Bayağı alkol alan birisiydi. Ve ünlü namlı kabadayıydı yani. Evire çevire öyle, hakiki kabadayıydı bana. Kanı-iliği çekiliyor herkesin yani. Bu kadar diyor şey oluyorsa, eğer yüreğiniz yetiyorsa diyor. Kimse gıkını çıkaramıyor. Peygamberimiz (sav) de hoşuna gidiyor öyle deyince. Ondan sonra alenen ilan ediyorlar. Yoksa Peygamberimiz (sav) daha saklamak istiyor, devam etmek istiyor. Ömer (ra) kabadayı olduğu için yerinde duramıyor. Verdiği liste uzun. “Karısını kocasız bırakmak isteyen varsa, dul kalmak isteyen varsa, çocuğunu öksüz bırakmak isteyen varsa..” bayağı sayıyor, “gelsin görelim” diyor nedir falan. Hakikaten darmadağın eder, acı kuvveti vardı Hazreti Ömer (ra)’ın. Şedid bir insan, çok şiddetli. Öfkelendiğinde gözü hiçbir şey görmüyor, akıl almaz korkuyorlardı ondan. Kabadayılığıyla ünlüdür, namlı Kabadayı'dır.
Bir de çok kuvvetli, bayağı kuvvetliydi. Çok kanlı-canlı bir insan. Ama tabii çok aklı başında ve vicdanlı biliyorsunuz. Kızı Kuran okuyor diye dövmüştü. Ağzını-burnunu kırmış böyle kız. Kan revan içinde kalmış. Sonra acıdı kızına biliyorsunuz. Ayeti alıp okuyunca elinden, bir parça üzerine yani deri parçası üstüne yazılmış ayet. Okuyunca kanaati geliyor. Bir ayetten. “Allah'tan geldiği belli” diyor. İşte Arapça bilen anlıyor onu. Edebiyattan anlayan anlıyor. İnsanın yazılabileceği bir şey değildir bu. Sohbetlerde ise kendini zaten zor tutuyor. Duyulmaması ne demek ya Ömer (ra) için? Öyle bir konu yok. Yani Allah vermesin bir tanesi orada bir karşı çıksaydı Allahualem orada bir kişi kalmazdı söyleyeyim, darmaduman ederdi. Zaten korkunç öfkeli, çünkü haksızlığa uğradığını bildiği için. O öfkeyi sezdikleri için de kimse yerinden kıpırdayamıyor. Normalde onlar baya pislik adamlar o Mekke müşrikleri. Ama onun kabadayılığının şiddeti gözlerinden anlaşıldığı için gıklarını çıkaramıyorlar. Ondan sonra o korkunç süre bitti zaten olay. Çok rahat İslam'ı anlattı, Kuran'ı anlattı.