DARWİNİZM'E KARŞI DÜNYA ÇAPINDA EN ETKİLİ İLMİ MÜCADELEYİ HOCAMIZ YAPIYOR.
DİDEM ÜRER: Günümüzdeki genel olarak bütün tartışmalara çıkan sorunlara baktığımızda hep bir iman zafiyeti olduğunu temelinde görüyoruz. Bu da bize her zaman iman zafiyetine yönelten konu nedir? İmanın tam anlamıyla öğrenilmesi. Bu nasıl sağlanır? Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin bize tavsiye ettiği şekilde ve Kuran'da da hep örneklerini gördüğümüz şekilde iman hakikatlerinin anlatılması. Allah'ın varlığının bilimsel olarak, bilimsel yollarla ispat edilmesi ve Allah'ın varlığına karşı şu anda günümüzde öne sürülmüş olan tek fakat bilimsel olarak tam anlamıyla geçersiz olan evrim teorisinin neden bilimsel olarak geçersiz olduğu ve delillerinin olmadığının anlatılması.
Şimdi biz bunu biliyorsunuz, Hocamız zaten bunu yaklaşık 30 yıldan fazla bir zamandır yapıyor. Evrim teorisini şu anda bir bakacak olursanız tüm dünya çapında geçersizliğini anlatan tek kişi aslında. Evet, Hristiyan bazı kuruluşlar var evrim teorisinin geçersiz olduğunu anlatan fakat bilimsel anlamda deliller öne sürmedikleri için ve kendilerine göre tabii ki İncil'de bir anlamda tahrif edilmiş olduğu için delillerini de bu tahrif edilmiş sözlere dayandırdıkları için, mesela dünyanın ömrünün, evrenin ömrünün 6000 yıl olduğunu söylemeleri gibi. Bu anlamda konular olduğu için tabii ki biz vaktimizde gerçekten bilimsel anlamda evrim teorisini geçerse olduğunu anlatan dünya çapında başka bir yer yok. Hocamız’ın eserlerinin dışında başka geçerli bir eser yok. Ve bu da açık olarak şu anda dünyada imana yönlendirme anlamında en kıymetli faaliyeti kimin yaptığını bize net olarak göstermiş durumda.
Şimdi biz Darwinizm’in neden geçerlisi olduğunu anlatmamız gerekiyor. Çünkü Darwinizm, temelde bütün canlılığın tesadüfler sonucu meydana geldiğini ortaya koyar, daha doğrusu iddia eder. Bu iddiaya bilimsel bir dili sunabilirler mi başlangıç aşamasında? Hayır, şu anda bilimsel anlamda Darwinizm’in canlılığın tesadüfen meydana geldiğini ispat edebileceği bilimsel bir delil bugüne kadar ortaya sunulmamıştır. Ama söyledikleri argüman şudur; evrim teorisinin tesadüfler sonucu meydana geldiğini, yani canlılığın tesadüfler sonucu meydana geldiğini bilim ortaya koyacaktır. Bunu umut ediyoruz, araştırıyoruz ama şu anlamda spesifik bir belirti yoktur ve bizim de bir bilgimiz bunu ortaya koyacak bir argümanımız yoktur şeklinde konuşurlar genellikle. Zaten tartışma programlarına da baktığınızda özellikle Türk evrimcilere bu soruyu sorduğunuzda en çok köşeye sıkıştıkları konu budur ve buna da cevap veremezler.
Şimdi daha canlılığın nasıl meydana geldiğini ortaya koyamayan bir teorinin, bütün canlılığı nasıl meydana getirdiğini iddia etmek tabii ki daha başlangıç noktasında bir safsata haline dönüştürür bunu. Biz de bu yüzden evrim teorisini Allah'ın varlığının deliline tek teori olarak ortaya sunulduğu için muhakkak ortadan kaldırılması ve bunun bilimsel delillerle açıklanması gerektiğini söylüyoruz.
Bunu söylememizin bir amacı da şu anda dünya çapında Darwinist bir diktatörlüğün hakim olması. Çünkü bütün okullara, dünya çapındaki okullara baktığınızda herhangi bir bilimsel delil olmamasına rağmen evrim teorisi şu an bilimsel tek gerçek gibi Türkiye dahil bütün okullarda okutuluyor. Bu tabii çok hayret vericidir çünkü siz okullardaki eğitime güveniyorsunuz genel olarak. Herkes çocuğunu yetiştiriyor, belli bir yaşa getiriyor ve çocuğunun ileriki yıllarda da alabileceği eğitimi, öğretimi tam anlamıyla kanıtlayabilmesi için bu öğretim okullarına gönderiyor. Öğretim okullarında ne sunuyorlar onlara? Canlılığın tesadüfler sonucu meydana geldiğine dair bir takım yalanlar aslında. Çünkü bilimsel anlamda bir delil sunulamıyor. Fakat bu tabii ki Türkiye okullarında da bu şekilde okutuluyor. Ve biz de buna karşı diyoruz ki, tamam siz dünya çapında öğretilen bir teori olduğu için, çocukların evrim teorisine habersiz olması da tabii ki olmaması gereken bir şey. Çünkü bu anlamda bilimin içerisinde tek gerçek gibi dünya literatüründe okutulduğu için çocukların bunu da bilmesi gerekiyor. Ama evrim teorisini anlatın, Darwinizm’i anlatın fakat Darwinizm’in ve evrim teorisinin geçersiz olduğunu ortaya koyacak bilimsel delilleri de ortaya koyun. Nedir bunlar? Paleontolojik delilleri ortaya koyun. Biyolojinin bugün bize gösterdiği canlılığın tek bir hücrenin kendi içinde çoğalmasından sonra bütün canlılığın meydana geldiği yalanını ve safsatasını ve delili olmayan bu bilimsel anti delili, delilleriyle anlatalım. Canlılığın tek bir yaratıcı tarafından ortaya konunu ve yaratıldığını ve her aşamasında da bu şekilde geliştiğini bilimsel olarak da anlatın diyoruz. Böylece çocuklar çift taraflı her türlü bilimsel delili almış olsunlar ve kendi kanaatlerini kendileri kendi görüşlerine göre geliştirsinler ve görsünler. Ki bu anlamda da işte Hocamız’ın yaptığı çalışma gerçekten kıymetlidir. Çünkü okullarda tek taraflı bir eğitim var. Sadece internet üzerinden gençler veya kitaplar vasıtasıyla evrim teorisinin bilimsel delili olmadığını işte bu şekilde, bu yolla Hocamız’ın meselesiyle öğrenebiliyorlar, inşaAllah.
AYLİN KOCAMAN: İnşaAllah. Hocamız’ın bu konuda söylediği önemli bir şey var. Komünizm büyüyor, yeşeriyor, şu anda hala canlanma safhasında, gizli saklı da olsa öyle. Aynı zamanda Güneydoğu'da bizim karşı karşıya kaldığımız terör belası da aynı şekilde, komünizm kaynaklı ve bu komünizm genel olarak terörizme dönüştüren mantık hep Darwinizm’e dayanır ve ilk başta bu terörist, komünist yapılanmalar mutlaka Darwinist eğitim alırlar. Bu her zaman bu şekildedir ve Hocamız bu konuda uyarmıştı, buna karşı fikir üretebilen bir gençlik yetişmiyor. Çünkü orada bir fikir yok, bir ideoloji yok. Onlara karşı koyabilecek, komünist mantığa karşı koyabilecek bir ideoloji geliştirilmiyor. Dolayısıyla oradan komünist mantığa sahip bir, terörist mantığa sahip bir insan geldiğinde gerçekten fikir olarak, herkese alt edebilir. Çünkü bir ideolojisi var ve bu insanlar gerçekten o ideoloji, yanlış da olsa o ideoloji uğruna yaşıyorlar.
Fakat karşı tarafa baktığınızda buna karşı bir ideoloji gelişmediği için güçsüz, zayıf Bir gençlik meydanı geliyor. Hatta Didem'in de söylediği gibi, onların aldığı aynı eğitim bizim okullarımızda şu anda veriliyor. İşte bu bizim karşı karşıya kaldığımız şu anda en büyük tehlikedir. Ve bunu ortaya çıkaran ve bunu kendi kitaplarıyla ve çalışmalarıyla ortadan kaldıran da Hocamız’dır. Bu konuda tek ilmi çalışmayı yapan Hocamız şimdiye kadar. Şimdi bunu görmek için okul kitaplarına biraz bakalım.
Ben burada sadece biyoloji kitaplarından biraz bahsedeceğim. 9. sınıftan itibaren 12. sınıf sonuna kadar. Aslında evrim teorisi tarih kitaplarında ve fen ve teknoloji kitaplarında da aynı şekilde yer alıyor. Onlara da önümüzdeki günlerde teker teker bakacağız. Fakat bir gidişat nasıl? Öğrencilere nasıl bir eğitim veriliyor okulda? Zaten dağdaki terörist de aynı eğitim okuyor. Bakın çok acıdır ki normalde devlet okullarımızda da bizim çocuklarımız komünizme karşı gelmesi gereken, Darwinist mantığa karşı gelmesi gereken bizim çocuklarımız da okullarda aynı eğitimi aynı şekilde alıyorlar.
Şimdi 9. Sınıftan önce bir Darwinizm’in ufak ufak fikirleri verilmeye çalışıyor. İşte nasıl tesadüfen canlı oluşabilir? Onun bir izlerine bakalım. Bu 9. sınıf kitabı sayfa doksan üçte geçen bir sözden bahsedeceğim.
Evet, burada mesela deniyor ki, sadece bir yere örnek veriyorum şu anda. Sayfa 93: “Kolonilerde giderek artan hücre özleşmeleri koloni topluluğundan gerçek çok hücrelilere geçiş sağlamıştır.” Yani diyor ki bakteriler koloni halindelerdi, birliktelerdi. Sonra birdenbire o kolonileşme birdenbire çok hücreli canlıları meydana getirdi diyor. İşte bu Darwin'in evrim teorisinin temelidir zaten. Nedir? Tek hücreden çok hücreliliğe geçiş yalanını ortaya atmıştır. Bu bir sahte bir teoridir. Bu teoriyi, bakın bu sahte fikri, bu normalde bilimsel anlamda tamamen çürütülmüş, yok edilmiş fikri, bizim dokuzuncu sınıf biyoloji kitabımızda aynen cümle olarak geçiyor. Bu şekilde olmuştur diye.
Şimdi devam edelim, 11. sınıf, sayfa 26, yine biyoloji kitabımız. Şimdi burada da yine ara ara cümleleri ben örnek veriyorum ki anlaşılsın diye. Araya serpiştirilmiş bir evrim teorisi, fikri. Diyor ki: “Bitkinin kendini hayvanlara karşı savunmak amacıyla geliştirdiği bir diğer savunma aracı.” Yani bitki öyle bir şey oluyor ki, bir tane başka bir hayvana karşı kendi kendini savunma aracı geliştirebiliyor. Bu ne demektir? Evrimleşme, onların iddialarına göre. Bunu yapan ne olacak? Bir aşama sonra evrimleşerek başka başka organlar meydana getirecek, hayvana dönüşecek. Şu olacak bu olacak o fikirler de geliyor zaten birazdan göreceğiz. Bilimle yalanlanmış bir durum burada olduğu gibi bir cümle olarak bizim 11. Sınıf Biyoloji kitabımızda yer alıyor.
DİDEM ÜRER: Burada bu kitaplardan örnek verirken bilgi olarak şunu akılda tutmakta fayda var. Evrim teorisi bilimin tek gerçeği olarak Darwinist diktatörlük tarafından kabul edilip herkese empoze edildiği için ve adeta bütün dünya insanları hipnoz altına alındığı için, bilim zaten bunun üzerine kuruluyor. Şimdi bu kitapta siz bu ailemin okuduğu bütün cümlelere çok dikkat etmesini istiyorum bütün kardeşlerimin. Çünkü burada bilimsel bir delil sunulmuyor. Hiçbirinde “bu çünkü bundan dolayı, bilime göre, bu delil üzerine böyledir” denmiyor. “Bu bitki bu yaprağı geliştirirken bilim onu şu yönde göstermiştir ve bundan dolayı böyle geliştirir” gibi bir anlatım yok. Sadece bir ön kabul var. Evrim teorisi zaten vardır gibi bir ön kabul. Herkese kabul ettirilmiş, okullarda da kesin okutulan, bunun üzerine anlatımlar yapılıyor. O yüzden kardeşlerimiz herhangi bir bilimsel delil olmadığına net olarak dikkat etsinler.
AYLİN KOCAMAN: Bu arada da bilimsel delillerin gerçekten dediğim gibi bunu ortadan kaldırdığına dair de zaten hiçbir bilgi yok gördüğünüz gibi.
11. Sınıf kitabından, sayfa 37'den bir cümle tekrar örnek vereceğim. Diyor ki: “Çölde yaşayan bitkilerde yapraklar küçülmüş veya dikene dönüşmüştür” diyor. Yani yaprağın küçülüp dikene dönüşmesi gibi bir şey biz şu anda doğada zaten gözlemlediğimiz bir şey değil. Tarihte de gözlemlenmiş bir şey değil. Böyle bir şeyin fosili, delili de yok. Böyle bir şeyin genetik biliminde yeri de yok. Bu bilimsel olarak yalanlanmış bir konu fakat burada işte evrimsel aşamaya geçişin bir delili gibi burada sunulan bir cümle araya serpiştirilmiş.
Şimdi ben 12. Sınıfa gelmek istiyorum çünkü 12. Sınıfta bir ders var evrim teorisi diye. İşte 12. Sınıfta şimdiye kadar 9. Sınıftan 12. Sınıfa kadar serpilerek verilmiş o evrim fikri. Artık bir ders olarak okutuluyor. Pekiştire pekiştire bir, evet, arka arkaya böyle zihinlere o mantık veriliyor. Ve 12. Derste, 12. Sınıfta karşımıza koskocaman bir evrim teorisi dersi çıkıyor. Bir fosille birlikte veriliyor. Çok ilginçtir gerçekten. Değişmemiş, olağanüstü, güzel kalmış bir fosille birlikte verilmiş olan bir evrim dersi bu. Ve burada şu çok önemli, altta da geçiyor zaten.
“Bilim insanları canlı türlerinde zamana bağlı olarak meydana gelen değişimleri fosilleri inceleyerek görürler” diyor. Yani zamana bağlı canlılar değişiklik geçirmişlerdir. Bunu da fosillere bakarak görürüz diyor. Bakın bizim yalanladığımız bir gerçeği, bilimsel olarak yalanladığımız bir gerçeği, burada evrime delil olarak sunulmuş 12. Sınıf ders kitabında.
Diyor ki: “Fosiller bize yeryüzündeki canların nasıl ortaya çıktığı, yeryüzünde nerede ve nasıl yayıldığı ve yayılırken ne gibi değişimler geçirdiğini gösteriyor” diyor. Fosiller bize değişim geçirmediğini gösteriyor canların. Bunu da birazdan inşaAllah zaten Gülşah çok detaylı anlatacak. Fakat buna rağmen, fosiller bu gerçeği göstermesine rağmen işte 12. Sınıf ders kitabımız fosillerin evrimi kanıtladığını iddia ediyor.
Asıl bomba bundan sonra geliyor, diyor ki: “ Fosillerden ve birçok bilim dalının araştırmalarından elde edilen bilgiler yardımıyla, hayatın başlangıcı ve evrim anlaşılmaya başlanmıştır” diyor. Kelimeler çok önemli. Bu bizim okullarımızda, çocuklarımıza öğretilen halihazırda bütün okullarımızda öğretilen 12. Sınıf Biyoloji ders kitabı.
Sonraki sayfaya bir geçebilirsek yine 12. Sınıf ders kitabı 200. Sayfa.
DİDEM ÜRER: Ona geçmeden bu fosillerle ilgili Gülşah bize hemen sonra devam edelim.
GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Çok iyi olur.
Şimdi biz orada ne gördük? Balığı gördük. Balık fosilini koymuşlar, göstermişler ve canlıların değişim gösterdiği evrimde kanıtlanmıştır diyor bize, değil mi? Şimdi burada evrimde nasıl kanıtlanmış? Bize delil olması gerekiyor. Bunun için de fosil olması gerekiyor. Evet elimizde fosil var ve milyonlarca fosil var. Fakat bunlar canlıların milyonlarca yıldır hiçbir şekilde evrim geçirmediğini ve daha önce de şimdi de aynı olduğunu, direkt yaratıldığını bize gösteriyor. Neden? Bakın bununla ilgili fosiller gösterelim. Hatta balık fosili gösterelim.
Sardalya fosili vardı milyonlarca yıl öncesinde, bakın alt kısmında 54 milyon yıllık mı yazıyor? Evet, 54 milyon yıllık bu fosil. Gördüğünüz gibi yanda da canlısı var. Herkes Sardalya'yı çok iyi bilir. 54 Milyon yıl önce de bu balık bu şekildeyse, o zaman bizim okullarımızda okutulan kitaplardaki bilgi neymiş? Demek ki yanlış. Demek ki evrim teorisi hiçbir şekilde canlıların değişimler gösterdiğini fosillerle kanıtlamıyor. Aksine fosiller yaratılışı kanıtlıyor. Hiçbir değişiklik yok. Bunu net bir şekilde görüyoruz. Ki sen demin yapraktan bahsettin. Aslında yaprağın da bir evrim geçirmediğini nasıl anlıyoruz? Gene yaprak fosilleri de var.
Çınar yaprağı fosili olması gerekiyordu sanırım.
Amber için de fosiller vardı. İstakoz fosili vardı. Onları da görebiliriz. Bakın bu mesela istakoz fosili. Bir balık. Evet yani sonuçta hiçbir değişikliğe uğramadığını burada da taşlaşmış fosilin içerisinde, yılını söyleyebiliyor muyuz? Ben göremiyorum. 146 Milyon yıllık bir fosil. Ve hiçbir şekilde değişikliğe uğramamış. Bu da demek oluyor ki, demek ki fosiller bize yaratılışı ispatlıyor, inşaAllah.
DİDEM ÜRER: İnşaAllah. Burada aslında yine işte Aylin’in anlattığı o kitaptan okuduğu neydi? Evrimin ön kabul olarak ifade edildiği, fosiller kesin olarak evrime ispatlar. Çünkü bu neyi gösterir diyorlar kitapta. Fosiller bütün canlıların geçirdiği değişimleri gösterir diyor. Ama burada Gülşah'ın anlattığına göre paleontoloji biliminin bize sunduğu fosiller var. Yaklaşık 600 milyona yaklaştığını biz şu anda biliyoruz. 450 milyondu fakat geçtiğimiz yılda 600 milyona yaklaştığını biliyoruz. 600 milyon fosilin her birinin hiçbir değişime uğramadan yaratılışı ispat ettiğini biz internette yapılan en basit bir araştırmayla görebiliyoruz ve ulaşabiliyoruz.
Hatta Hocamız’ın da bir çağrısı vardı, gelin bir ara geçiş formu gösterin diye. Buna ait hiçbir delil olmadığını yine nereden görüyoruz? Aylin’in gösterdiği kitapta, biyoloji kitabında, sadece bir balığa ait fosilin konup, onun geçirdiği herhangi bir değişim varsa iddia edilen, buna dair fosillerle bir delil sunulmamış olması. Yine sadece hayali bir izah var orada, bunu ispatlar diye. Sadece evrimin ön kabul olmasından. Halbuki yok böyle bir şey.
GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Çınar yaprağını buldum, ben arkadaşıma gönderdim, gösterebilirsek. Az önce ne demişti kitapta, okul kitabında bakın çocuklara, kardeşlerinize, yeğenlerinize ne öğretiliyor? Yaprakta, bitkilerde evrim geçirimi vardır deniyor. Şimdi böyle bir şey var mı? Bakın çınar yaprağına bakıyoruz. 50 Milyon yıllık. Ve 50 milyon yıl öncesinde mesela Amerika'da bulunmuş bu fosil. Hiçbir şekilde bir değişiklik var mı? Günümüzdeki bakın canlı hali aşağıda duruyor. Gördüğünüz gibi bir evrim geçirme durumu yok. Bilimsel olarak bir dikenleşme yok. Bilimsel olarak demek ki kanıt yaratılıştan yana, evrimden yana değil. Ama buna rağmen evrim öğretilmeye devam ediyor.
Peki bu sadece okulda öğretilen bir bilgi mi? Yani ne olacak? Çocuklar Darwinizm'i öğrense ne olur? Evrim teorisi vardır diye düşünseler ne olur? Aylin de demin hatırlattı. Bununla kalmıyor. O zaman bizim hatırlattığım gibi çocuklarımız, yeğenlerimiz, arkadaşlarımızın kardeşleri, her neyse o güzel varlıklara biz iyiliği, güzelliği öğretmeye çalışırken, bir anda hayatın bir mücadele, çatışma ortamı olduğunu zannediyor. Güçlünün zayıfı ezdiği bir ortam vardır diye düşünüyor. Ve kendi atasının hayvanlar olduğunu düşünüyor. Ve böyle bir yaşam içerisinde sevgisiz yetişebilecek bir felsefeyi öğrenmiş oluyor. Dolayısıyla bu gerçekten çok önemli. Yani çocuklar sadece bilimsellikle ve gerçekten güzel duygularla yetişirse ancak güzel bir hayatı onlara sunabiliriz. Yoksa aksi takdirde çatışmadan ibaret bir hayat onları ne yöne doğru götürür? Zaten sonuçlarını birçok durumda görmüş oluyoruz. Hem terörle hem intihar eden insanlar, birbirini öldüren insanlar, dünyanın şu anki özetsel hali, inşaAllah.
AYLİN KOCAMAN: Şimdi 12. sınıf ders kitabı, demin anlattığınız gibi aslında bunların çok pekiştirildiği bir dönem oluyor. Çünkü bir ünite yani bir konu tamamen evrime ayrılmış demiştim.
Şimdi evrimin başlandığı sayfa kitapta bir bakabilirsek burada bir döngüden bahsediliyor kendilerince. Farkındaysanız hayatın başlangıcı ve evrim zaten başlangıçta. Burada hemen bir maymun adamla karşılaşıyoruz gördüğünüz gibi. Artık evrimleşmenin son aşaması olarak bir maymun adam çizilmiş. Tarihte hiç yaşamamış, asla var olmamış, tamamen hayal ürünü olan, tamamen Darwin'in hayallerinden yola çıkarak ortaya atılmış ve bütün dünyayı bir aldanışa sürüklemiş olan o sahte maymun adam bizim biyoloji kitaplarımızda bir çizim olarak olduğu gibi var.
Sonraki sayfalarda yine 12. Sınıf devam ediyor. Farkındaysanız, yaratılış görüşü diye küçük bir paragraf verilmiş burada. Hayatın başlangıcı görüşlerinden yaratılış görüşü. Sadece böyle uzak, sadece bir inanışa dayalı tabii ki inanış ama bilimsel delillerle desteklenmiş bir inanış, fakat ondan hiç bahsedilmeden kısaca geçilmiş ve arkasından bir ünite başlıyor. Evrim kitabın sonuna kadar buradan itibaren..
DİDEM ÜRER: Evrim gerçek olarak anlatılıyor.
AYLİN KOCAMAN: Zaten dediğin gibi Gülşah, hemen bir cümle var. Hemen başladığında diyor ki: “Canlıların başlangıcındaki durumlarından günümüzdeki çeşitliliğin ortaya çıkmasına kadar geçirdiği değişimlerin tümü evrim olarak adlandırılır” diyor.
Yani hayatı başlatan da diyor, sonraki değişim, sanki varmış gibi öyle bir değişim, sonraki değişimler işte ona göre ne olacak, tek hücreden çok hücreye karası, memeli, kuş hepsi nasıl var olmuştur? Bunların tamamına biz evrim diyoruz diyor ve baştan sona bundan sonrasında anlatıyor diyor ki: “Paleontolojik çalışmalar sonucunda bu tabakalar arasında birbirinden farklı, birbirinden değişmiş canlılar ortaya çıkmıştır” diyor. Yani “birbirlerinden evrimle gelişmiş canlılar ortaya çıkmıştır” diyor.
GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Orada hiç biyogenezi teorisinden bahsetmiyor. Ünlü Fransız bilim adamının, Louis Pasteur'un söylediği: “Cansız maddeden canlı maddeler oluşamaz, canlı bir organizma oluşamaz” dediğini ve bunu kanıtladığını anlatan cümlesi orada geçse ve ardından böyle de bir iddia var dense evrimle ilgili o zaman belki insanların kafasında gerçekten bir fikir oluşabilir. Çünkü bilim bu. Ama böyle bir şey de yok.
AYLİN KOCAMAN: Bundan sonraki bölümü tamamen evrim zaten. Sadece hayatın başlangıcıyla ilgili yine 12. Sınıf ders kitabından son bir örnek vereceğim ve bu konuyu şu an için kapatacağım. Diyor ki: “Hücre zarının içeri doğru katlanmalar yaparak çekirdek zarını oluşturduğu yönünde bir anlayış var. Bunu düşündüren durum bakteri kromozomunun hücre zarına tutulmuş olmasıdır.”
Şimdi buradaki tarih zaten daha sonra da devam ediyor. “Buna biz endosimbiyoz teorisi diyoruz” diyor. Endosimbiyoz kısaca hatırlatayım. Bir onların hayal dünyasına göre hatırlatıyorum; Bir tane hücre bakteriyi yuttu diyorlardı. Bu da o hücrenin içinde mitokondri meydana getirdi ve böylelikle çok hücreli canlılar oluştu diye bir müthiş bir atış vardı yani bu konuyla ilgili. Gerçekten ve biz burada çok detaylı olarak, Hocamız yıllardır bu konuyu tamamen ortadan kaldıracak delilleri sunmuştur. Şu anki genetik, biyoloji, mikrobiyoloji, bilimi tamamen bu teoriyi çürütmüştür. Endosimbiyoz teorisi, tamamen bilimsel olmayan bir gerçekten aldatmacadır. Hiçbir bakteri, hiçbir hücre gidip de bir bakteri hücresini yutarak bir mitokondri geliştiremez, böyle bir şey gözlemlenemez, böyle bir şey fiziğe, bilime, her türlü bilimsel teoriye aykırıdır ve hiçbir şekilde paleontoloji bilimiyle de ispat edilmemiştir. Genetik bilimi tamamen reddeder bunu. Buna rağmen bakın çocuklarımızın kitaplarında “endosimbiyoz teorisidir, böylelikle çok hücreli canlılar oluşmuştur tek hücrelilerden” diye böyle bir bölüm geçiyor. Gerçekten inanılır gibi değil.
Ama işte bununla eğitilen, bakın kaç sınıftır çocuklar eğitiliyor bunlarla, bununla eğitilen çocuklar, sonuçta bir Darwinist eğitimi almış oluyorlar, körü körüne evrim teorisini kabul ediyorlar. Daha bilmiyorlar, bakın tek yanlı eğitim farkındaysanız. Sadece bu verilmiş bütün biyoloji kitaplarında. Başka bildikleri bir şey yok. Bilimin bunu çürüttüğünü de bilmiyorlar. İşte Endosümbiyoz teorisi, öğreniyor mesela, bunu bilimsel zannediyor. Delil sunulmamış ki. Burada karşı delil sunulmadığı için de böyle bir şey gerçekleşmiyor. Kafasındaki tek bilgi Darwinizm oluyor. Gülşah’ın söylediği gibi de, bütün çatışmalar bunun sonucunda meydana geliyor.
DİDEM ÜRER: Evrimcilerin yaptığı yine bir konuyu da söylemek istiyorum insanlara. Aslında yaptıkları bir metot oluyor bunu anlatırken. O deminki hayatın başlangıcı diye gösterilen resmi gösterebilir miyiz? Şimdi evrimcilerin istifade ettiği konular genellikle bilimin içinde olan ve bütün insanların şahit oldukları konuları kullanıp araya evrim telkinleri vermektir. Bakın şimdi bu resmi biraz büyütebilir miyiz? Bu resimde aslında gerçekten dünyanın, evrenin yaratıldıktan sonra ve dünyanın da ilk yaratıldığı andan itibaren oluşan bütün canlılardan resimler var. Trilobitler var, balıklar var, dinozorlar var. Bunlar gerçekten yaşamış olan canlılar. Yani o bulundukları dönemlerde yaratılmış fakat birdenbire ortaya çıkmış. Yani herhangi bir canlıdan türeyerek sonradan gelişen özelliklerle meydana gelen canlılar değil.
Mesela Kambriyen patlamasının bize gösterdiği gibi çok sayıda filumun, hatta 52 filumun, şu an Kambriyen patlaması 54 filumun bir anda ortaya çıktığını biz biliyoruz. Ki şu anda günümüzde bundan çok daha az sayıda filum olduğunu biliyoruz. Evrim yaptığı oyun burada insanları aldatırken gösterdikleri aslında canlılığın gerçekten mevcut olan bütün canlılarını kullanıp, mesela bu resimde bir bakıyoruz, araya bir tane maymun adam katılmış. Şimdi o maymun adam hiçbir zaman gerçekleşmemiş ve hiçbir bilimsel delili olmayan bugüne kadar da hiç yaşamamış bir canlı. Ama siz dünyanın ilk yaratıldığı andan itibaren yaşayan bütün canlıları bir sıralamaya koyup, sonuna da bir tane maymun adam koyduğunuzda insanlar bunu gerçek zannediyorlar. Çünkü diğerlerinin hepsi gerçek. Burada gerçek olmayan şey bu canlıların birbirinden türeyerek oluştuğu. Bu canlılar vardı. Hepsi mevcut halleriyle ve fosil bilimi de bize bunu sunuyor. İlk yaratıldıkları andan itibaren özellikleriyle birlikte mevcuttur. Mesela trilobitler, 500 milyon yıllık, 450 milyon yıllık trilobit fosilleri vardır ki göz yapılarıyla birlikte, ilk yaratıldıkları andan itibaren Kambriyen patlamasından sonra ortaya çıkan canlılardandır. Yaşamışlar ve daha sonradan nesneleri tükenmiş olan canlılardır. Ama bütün canlılar gerçekten vardı. İşte evrim teorisinin burada yaptığı aldatmaca, araya bir tane evrimin sanki ara geçiş formu varmış gibi bir hayali bir şey sokması ve bu şekilde de insanları bilimle birlikte bir bağlantı halinde gibi göstermesidir. İşte buna biz inanmayacağız. Bunu ortadan kaldıran gerçekten Hocamız oldu. Nasıl ortadan kaldırdı? Paleontolojinin bütün bize sunduğu fosillerle insanlara fosilin ne demek olduğunu gösterdi. İnsanlar bugüne kadar fosili sadece dinozor olarak biliyorlardı. Dinozorların maketlerini hatta fosil zannediyorlardı. Ama şimdi 550 hatta 600 milyona yakın fosilin yaratılışa ispat ettiğini biliyoruz biz bugün şu an.
GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Bu çalışmaların ne kadar hayati olduğunu gerçekten tekrar düşünmemiz çok önemli. Hocamız’ın bakın sadece Türkiye'de değil, dünya çapında insanları nasıl bilime yönlendirdiği ve diğer inananlarla karşılaştırdığımız, sen Hristiyanları da söylemiştin, böyle bir mücadelenin ne kadar önemli olduğu ortada. Birçok insan geride duruyor gerçekten, ben buna ilişmeyeyim. Bilimsel gelişmelerle bunlar araştırıyorlardır, buluyorlardır diyor. Fakat öyle olmuyor. Bilimsel gelişmeler hiçbir zaman evrimi desteklemedi şimdiye kadar ama bunu ortaya koymadılar. Neden? Çünkü materyalist zihniyet vardı. Darwinist zihniyet, Marxist zihniyet buna engel oldu. Dolayısıyla bunun ortaya konması için büyük bir cesaret ve gerçekten sadece Allah'tan korkan bir yürek gerekiyordu. Onu da Hocamız ortaya koydu.
Didem'in söylediğine ek olarak trilobitler dedi. Bakın trilobitler de 540 milyon yıl önce Kambriyen dönemiydi. O dönemde de o dönemin anahtar fosilidir trilobitler. Trilobit gözü 3000 tane mercekten oluşuyordu ve hatta daha fazla. 3000 Tane merceğin her birinin yapboz gibi düşünün, görüntüyü beyinde birleştiren özel bir mekanizması var ve mükemmel görüyor. Şimdi bu ilkel bir canlı mı? Tabii ki değil. Kusursuz yaratılmış. Ve 540 milyon yıl önce yaratılmış.
AYLİN KOCAMAN: Gülşah’çığım, benzerleri var ama aynısı yok. Kalkit'ten yapılmış böyle bir mercek göz.. Şu anda maşaAllah çok üstün bir teknoloji.
GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Bu arada ona da çok gülüyorum evrimcilerin iddiasına. Kalkit, diyor ki Kalkit bir araya gelip trilobit'in gözünü, yani kaya parçası bir araya gelip o muhteşem gözü oluşturmuştur diyor. Bu da çok inanılmaz.
AYLİN KOCAMAN: Bildiğiniz böyle sarayların yapıldığı kayalar yani.
DİDEM ÜRER: Bütün sarayların bir gün görmeye başlaması gerekiyor bu mantığa göre.
GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Demin söylediğin konu da önemliydi. Mitekondrinin oluşması mesela. Mitokondrinin oluşması demek, yani mitokondri bir fabrikadır. Yani öyle alelade işte bir seramikten bir vazo yaptık, değil mi? O bile mükemmeldir ki yapılması gerekir. Mitokondri böyle değildir. Mitokondri bir fabrikadır, araba üreten bir fabrika düşünün, her bir parçasıyla bir fabrikadır. Siz düşünün iki tane evi arasında geçiş sağladığınız kapıyla, bu bir araba fabrikasına dönüşmez. Dolayısıyla senin söylediğin gibi Aylin'cim, birdenbire mitokondri oluşmaz. Onun kusursuz olarak hücrenin içerisinde yaratılması gerekir. Zaten indirgenemez kompleks bir sistem vardır hücrede. Böyle mükemmel bir sistemin de evrimle, tesadüflerle milyonlarca yılda teker teker, kademe kademe oluşması imkansızdır.
DİDEM ÜRER: Mitokondri zaten ATP'yi üreten tek merkez, tek fabrika. ATP'de nedir? Hücrenin bütün fonksiyonlarını yerine getirmesi için gerekli olan enerjidir. Yani ATP olmadığında hücre olmaz zaten. Mitokondri olmadığında ATP olmaz. Hücre olmadığında da mitokondri de olmaz, ATP de olmaz. Hepsi birbiriyle, senin de söylediğin gibi indirgenemez, kompleks bir sistemdir. Birbiriyle bağlantılıdır. O yüzden yani evrimcilerin, bundan sonra Allah ömür verirse, izin verdiği süre boyunca evrim teorisinin bütün geçersizliğini, bilimsel olarak hiçbir delil olmadığını anlatmaya yine devam edeceğiz. Ama bu anlamda da işte okullarda okutulan evrim teorisinin nasıl bir açmazda olduğunu ve gençlerimize tek taraflı bunun öğretilmesinin aslında bilime değil, bilime karşı bir sistem olduğunu biraz olsun göstermek, inşaAllah.
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500