Altuğ Berker'in Yaşamın ve Evrenin Kökeni 2.U.Konf'da Yaptığı Konuşma (21.05.2017-Ritz Carlton)
PINAR AKKAŞ: Şimdi konferans açılış konuşmasını yapmak üzere Teknik ve Bilim Araştırma Vakfı'ndan Sayın Altuğ Berker'i sahneye davet ediyor, hepinize tekrar saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
ALTUĞ MÜŞTAK BERKER: Bilim, dünyamızı aydınlatan bir olgu. Bu gerçeğe rağmen günümüzde bazı ideolojilerin ve dogma inançların karanlığı bilimin ışığının insanlığın üzerine aydınlatmasını engelliyor. Bunun kaynağı bizzat bilim dünyasının içinde materyalist ideolojinin hüküm sürmesi.
Materyalizm, Darwin zamanından bu yana hem bilim dünyasını yanlış yönlendirdi hem de toplumları sosyal Darwinizm düşüncesiyle olumsuz şekilde etkiledi. Darwin'in Türlerin Kökeni, Doğal Seleksiyon ve Yaşam Mücadelesinde Kayrılmış Irkların Korunması Yoluyla isimli kitabını yayınlamasından sonra dünyamız büyük sosyal buhranlar geçirdi.
Dünya savaşları, işgaller, ölümler ve halen süregelen terör vahşeti. Darwin'in “doğadaki çatışma sonucunda güçlü olan ayakta kalır, zayıf olansa yok olur” şeklindeki yanlış mantığı Sosyal Darwinizm adı altında toplumlara adapte edildi. Büyük savaşlara neden olan ideolojiler, bu sahte çatışma zihniyetini kendilerine prensip edindiler. Marksizm, çatışmanın sınıflar arasında olduğunu, faşizm bu çatışmanın ırklar arasında olduğunu, emperyalizm ise devletler arasında çatışma olması gerektiğini iddia ederek savaşlar çıkardılar. Milyonlarca insanın ölümüne, şehirlerin yıkılmasına, medeniyetlerin gerilemesine neden oldular.
Darwinizmin olumsuz telkinleri ile ortaya atılan Medeniyetler Çatışması tezi ise günümüzde süregelen savaşların ve teröre oluşturulan zeminin en bilinen örneği.
Bu konuda birkaç cümle örnek vermek gerekirse; Hitler'in bu konudaki hastalıkları fikirleri şöyleydi: “Kuzey Avrupa Almanları'nı insanlık tarihinden çıkarın, geriye maymun dansından başka bir şey kalmaz.”
Nazizmin felsefesini Hitler için oluşturan Henry von Treitschke ise: “Uluslar ancak Darwin'in yaşam kavgasına benzer şiddetli bir rekabetle gelişebilirler” demişti.
Karl Marx, Darwin'e ithaf ettiği Das Kapital'inde: “Charles Darwin'e ateşli bir hayranı olan Karl Marx'tan gördüm. Ve bizim görüşlerimizin tabii tarih temelini içeren kitap budur işte” diye, Engels'e mektubunda, “Marksizmin sözde bilimsel temelinin Darwinizm olduğunu” söylüyordu.
Bu sapkın ideolojilerin uygulayıcısı olarak, milyonlarca masum insanı ölüme götüren Stalin ise şöyle diyordu: “Genç nesillerin zihnini yaratılış düşüncesinden arındırmak için onlara tek bir şey öğretmeliyiz, Darwin'in öğretilerini.”
Halen dünyadaki en tehlikeli terör örgütlerinden olan PKK-YPG'nin lideri Öcalan da: “Hayvanlar arasında geçerli olan biyolojinin evrimler kanunu hüküm sürmektedir” diyerek evrim inancını dile getirmiştir. Darwinizmi mutlak bir gerçek olarak benimsemiş, örgütün tüm ideolojik altyapısını bu bilim dışı aldatmaca üzerine bina etmiş olan Öcalan, bir başka sözünde işe söyle söylüyor: “Hayvanın en ileri sosyalleşmiş biçimi insandır. En vahşi hayvandır insan, en acımasız hayvandır.”
Özetle, dünyamızın şu an içinde bulunduğu şiddet çemberinin, acımasızlığın, zulmün temelinde insanların, çocukların rahatça göz kırpmadan öldürülmesine neden olan silahları tutan elleri yönlendiren beyinlerin içinde, insanın sözde evrim geçirmiş bir hayvan olduğu yanılgısı yatmaktadır. Evrim teorisi yanlış mantıkları ile insanlar ve toplumlar arasında saldırı, isyan ve cinayete zemin hazırlamıştır.
Sosyal Darwinistler doğada var olduğuna inandıkları çatışmanın toplumlar ve halklar arasında olması gerektiğine ancak bu şekilde seçilmiş ve ayrıcalıklı türler ve nesiller yetiştiğine inanmışlardır. Bu batıl inanç, maalesef bilimin adını kullanarak Darwinizm kılıfı altında insanlara 150 yıldır empoze ediliyor. Halbuki Darwin bile kendi iddialarının geçersizliğini şöyle itiraf etmişti:
“Eğer gerçekten türler, öbür türlerden yavaş gelişmeleriyle türemişse neden sayısız ara geçiş formuna rastlamıyoruz? Neden bütün doğa bir karmaşa halinde değil de, tam olarak tanımlanmış ve yerli yerinde? Sayısız ara geçiş formu olmalı. Fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında gömülü olarak bulamıyoruz? Niçin her ideoloji yapı, her jeolojik yapı ve her tabaka böyle bağlantılarla dolu değil? Jeoloji iyi derecelendirilmemiş bir süreç ortaya çıkarmaktadır ve belki de bu benim teorime karşı ileri sürülecek en büyük itiraz olacaktır.”
Günümüzde bulunan yaklaşık 700 milyon fosil, tam da Darwin'in korktuğu gibi mükemmel formda canlılara aittir ve hiçbir değişime uğramamıştır. Fosiller evrimi reddetmektedir. Biyoloji de evrimi reddetmektedir. Moleküler seviyede yapılan gözlem ve saptamalar, DNA gibi canlı yapı taşlarının kendi kendine tesadüfen oluşamayacağını, kompleks yapıda şifremeler taşıyan, bilinçli faaliyetler yapan büyük bir akıl barındırdığını görmüşlerdir. Bu büyük aklın sahibi, her şeyi yaratan Yüce Allah'tır.
Bilimi bir dogma ve bir inanç olan Darwinizmin elinden kurtarmadıkça, insanlığı kurtaramayız. Bu nedenle, özellikle bu ve benzeri konferanslara konuşmacı olarak katılan siz değerli objektif bilim adamları, insanlığın kurtuluşunda, dünyada barışın ve sevginin tesisinde çok önemli bir rol olmaktasınız. Bilimin gösterdiği gerçekleri insanlığa anlatmakla dünyamızın içinde bulunduğu karanlıktan aydınlığa geçmesine vesile olan insanlardan olacaksınız. Sizlere minnettarız.
Bu yönde dünya çapında çalışmalar yapanların başında vakıfımızın onursal başkanı Sayın Adnan Oktar gelmektedir. Bilindiği gibi Harun Yahya ismiyle de kaleme aldığı eserlerinin sayısı 300'ü aşmıştır. Sayın Oktar eserlerinde ağırlıklı olarak Darwinizmin bilimsel geçersizliğini delilleriyle birlikte anlatmaktadır. Siz değerli bilim adamlarının ülkemizde bulunmasından ve buradaki önemli katkılarınızdan dolayı da kendisi sizlere şükranlarını ve saygılarını sunmaktadır.
Değerli konuklar, beni dikkatle dinlediğiniz için çok teşekkür ederim. Şimdi Sayın Adnan Oktar'ın çalışmalarını tanıtan filmimizi beraber izleyebiliriz.
VTR- Sayın Adnan Oktar’ın yıllardır sürdürdüğü faaliyetlerin, İngilizce sunumu:
Mr. Adnan Oktar İlahi bir Müslüman, güzel ve güçlü mesajlarının huzuru ve sevgisi tüm inançlılar ve inançsızlar arasında. Adnan Oktar, ünlü bir Müslüman entelektüelidir. Dünya'da 500 en etkileyici Müslümanlar arasında.
Harun Yahya adında yazıyor ve daha fazla 300 önemli kitap kaleme aldı. Bu kitaplar çok sayıda dilde okumaya başladı. Yazarın makaleleri 200 gazetelere ve dünyanın tüm ülkelerinde yayınlanıyor. İngilizce ve İsviçre diliyle. Tayvan'a, Saudi Arabiya'ya, İran'a, Amerika'ya, İsrail'den Rusya'ya.
Mr. Oktar, Darwinizm'in olumsuzluğundan bahsediyor. Ayrıca insanları kurtarmaya çalışan kitaplar da kale alıyor. Egoizm, sevgisizlik ve merhametsizlik. Yaratılış Atlası, dünyanın her yerine büyük bir etkiye sahip olduğundan bahsedilmiştir. Bu bir önemli adım, Darwinistler tarafından temsil edilmiş fosillerden bahsedilmiştir.
Mr. Oktar'ı medyadan dünyanın her yerinden dineniyor. A9 televizyon kanalında dünyaya seslenmektedir.
Yeryüzü barışla dolacaktır. O vakit geldi işte. İslam dünyasında ilk olarak, Müslümanlar, Hristiyanlar ve yabancılar arasında bir kardeşlik kurdu. Önemli ilim ve politikacı yöneticiler arasındaki önemli birlik görüşmeleri gerçekleştiriyor. Dünyanın, barış, kardeşlik, huzur içinde yaşaması hepimizin istediği bir şey. Musevilerin, Hıristiyanların, Müslümanların bir arada kardeşçe yaşaması çok heyecan verici bir şey. Tevrat'ta bu güzelliği görüyoruz. İncil'de bu güzelliği görüyoruz. Kuran'da bu güzelliği görüyoruz. Bu konuda değerli bir saygı görülüyor. Bu konuda önemli bir saygı görülüyor.
Bu konuda Bütün önemli bir saygı görülüyor, tüm dünyada konferanslar ve seminerler yapılıyor. Londra'ya, Lizbon'a, Afrika'ya, İsviçre'ye. Binlerce insan birlikte dinleyip, sevgi, birlik ve kardeşlik mesajını yayılıyor.
Mr. Oktar, İslam'ın güzelliği, moda, modern teknoloji, bilim ve sanatı, entelektüel videolara ve açıklamalara göre, Mr. Oktar açıkça gösteriyor ki, ilim ve dine düşman değiller. Onlar ikisi de gerçeklerin tamamen harmoniyle birbirleriyle gerçek arayışlarına sahip.
Mr. Oktar iyi için güçlü bir kuvvettir. İnsanlık, mutluluk, sevgi, güven ve harmoni içinde yaşamak için, kaderin gerçeğini anlatıyor. Gelecekte, insanoğlu bir süreç içinde mücadele ve birlik içinde bir mutluluk yaşayacaklar. Savaşlar olmayacak, bu sebeple silahlar yapılamayacaklar. Faktörlerinin mükemmel sebepleri için faktörlerini yeniden kullanacaklar. İnsanoğlu birlik olmanın gerekliğini anlayacak. Dünyaya huzur, kardeşlik, beraberlik yayılacak, mutlu nesiller yetişecek.