Altuğ Berker'in Hayatın ve Evrenin Kökeni Konferansında Yaptığı Konuşma (24.08.2016 - Conrad)
Altuğ Berker'in Hayatın ve Evrenin Kökeni Konferansında Yaptığı Konuşma (24.08.2016 - Conrad)
ALTUĞ BERKER: Albert Einstein'ın şu sözüyle başlamak istiyorum:
“Hayatta öylesine yüksek bir akıl kendini gösteriyor ki insanın en ince düşünceleri ve buluşları bu aklın yanında sönük bir gölge gibi kalıyor. İşte bu hayranlık uyandırıcı aklın sahibi Allah'tır.”
Bunu anlamak için bir bilim adamının sözüne ihtiyacımız yok. Kendi aklımız bir yaratıcının varlığını anlamak için yeterli. Çünkü hepimiz gördüğümüzü muhakeme edebiliyoruz ve bir yargıya ulaşacak kabiliyetteyiz. Milyonlarca çeşit canlının muhteşem mekanizmaları, binlerce çeşit meyve ve sebze, dünyadaki hassas dengeler, oksijendeki karbon azot oranına kadar, oksijen azot oranına kadar her şey müthiş bir düzen içinde. Bunları bilmek ve görmek sonsuz akıl sahibi olan Allah'ın varlığını anlamamız için yeterli.
Tabii ki bu konuda en büyük yardımcımız her geçen gün ilerleyen bilim ve teknoloji. Teknolojik gelişmelerin artması ile bilim daha net gözlem yapma imkanı buldu. Örneğin Hubble teleskobunun bulunması, evrenin bir başlangıcı olduğunu ve var edildiğini, yaratıldığını bize ispat etti. Teknolojik gelişmelerin artmasıyla mesela gelişmiş elektron mikroskobunun keşfedilmesiyle birlikte canlı hücresinin alt parçacıklarına ve DNA'nın detaylarına inme imkanı da bulduk. Ve burada en küçük tesadüfe dahi yer olmayan mükemmel bir komplekslikle karşılaştık. Bu öylesine muhteşem bir düzendi ki, geçtiğimiz senelerdeki önemli çalışmalardan biri olan İnsan Genomu Projesi'ni yürüten bilim adamları, DNA'nın yaratılışının ve mükemmel işleyişinin kesinlikle üstün bir aklın varlığını gösterdiğini ifade ettiler. İnsan Genomu Projesi'nde görevli bilim adamı Gene Myers, DNA'da şahit olduğu düzenlemelerdeki ihtişam karşısında şunları söylemişti:
“Beni esas hayretler içerisinde bırakan yaşam mimarisidir. Sistem son derece kompleks. Sanki dizayn edilmiş gibi. Orada büyük bir akıl var.”
Canlılık konusundaki en önemli delillerden biri ise kuşkusuz fosillerin varlığı. Şu ana kadar bulunmuş olan yaklaşık 500 milyon canlı fosilinin hepsi günümüzde yaşayan örnekleriyle birebir aynı. Yani hiç değişmemişler, evrim geçirmemişler. Şimdi bu muhteşem yaratılış delillerine birkaç örnek verelim.
Tıpkı 350 milyon yıllık güneş mercanı fosili gibi. Ya da 95 milyon yıllık hiç bozulmadan günümüze kadar korunmuş bu boynuzlu köpek balığı fosili gibi. Devam edelim. 140 Milyon yıllık kaplumbağa fosili. Hiç değişmemiş. 500 Milyon yıllık denizanası fosili. 75 Milyon yıllık pelikan kafatası fosili ve 125 milyon yıllık kozalaklı bitki dalı fosili.
Evet, bilimin tüm dallarıyla elde edilen sonuçlar bizi yaratılışa götürüyor. Buna rağmen insanların çoğu bu gerçekten haberdar değil. Çünkü bilim dünyası bu konuda öyle büyük bir baskı altında ki bilimsel gerçekler ya gizleniyor ya da çarpıtılıyor. İdeolojik olarak materyalizmin ve kariyer olarak da bu ideolojiye destek veren kapitalizmin baskısı bu. Bilim adamlarının akademik yükselişini sağlamakta ve görüşlerini ifade etmekte kullandıkları platformlar hep bu baskıyı kuranların kontrolünde. Batıl Darwinizm dininin savunucuları bu konuda öylesine baskıcı ve zorba bir politikayı izlemektedirler ki evrim karşıtı konuşmak o kişiye büyük zorlukların kapısını açmaktadır.
Darwinist dayatmaya göre evrim hakkında şüphe etmek, sahtekarlıkları dile getirmek suçtur. Evrimin kanıtlanmamış bir teori olduğunu ifade etmek de onlara göre büyük bir suçtur. Darwinizm aleyhtarı bir bilim adamının herhangi bir üniversitenin biyoloji bölümüne ders verebilmesi adeta imkansızdır. Darwinizm yanlısı bir gazetenin sayfalarında evrimi çürüten bir fosilin resmini bulabilmek olanaksızdır. Bir lise biyoloji öğretmeninin evrim teorisi üzerinde bazı şüpheleri olduğunu ifade etmesi büyük bir hatadır. Muhtemelen bu kişinin kısa bir süre içinde işine son verilecektir.
Bu baskının örnekleri o kadar çok ki, örneğin biyoloji profesörü Caroline Crocker'ı ele alalım. Crocker, evrimi sorguladığı için George Mason Üniversitesi'nden atılmıştı ve o dönem yaşadıklarını Expedited No Intelligence Allowed belgeselinde şu sözlerle anlatmıştı:
“Amirim beni ofisine çağırdı ve ‘yaratılışı öğrettiğin için seni disipline etmem gerekiyor’ dedi. O sömestirin sonunda işimi kaybettim.”
Biyolog Dr. Richard von Sternberg ise evrimi sorguladığı ve evrim karşıtı yazarlarının açıklamalarına yer verdiği için National History Museum'daki işine son verilmişti.
Bu gibi işten çıkarmaların, dışlanmaların tek bir nedeni vardır. Üniversiteler, bilim dergileri ve benzeri kurum ve kuruluşlar materyalist felsefeyi destekleyenlerin idaresindedir. Ve onlar da tesadüf masalını savunan evrim teorisinin desteklenmesini ve anlatılmasını isterler. Bunun dışında görüş ifade edenleri bilim dünyasında barındırmazlar. Üniversitelerden ilişiği keserler, dergilerde yayınlarını yayınlatmazlar. Hatta bütün ülkelerde eğitim sistemine de hakimdirler. Ve evrim teorisinin hikayelerini sanki doğruymuş gibi çocuklara anlattırmaktadırlar. Evrimi, “güçlü olan kazanır ya da hayatta kalmak için ezmelisin” benzeri dogma inançlarıyla büyüyen çocuklar, acımasız bir ahlakın eğitimini almaktadırlar. İnsanın bir hayvandan türediği, dolayısıyla değersiz olduğu gibi Darwinist yalanlarla büyüyen nesiller elbette ki sorunlu yetişmektedir.
İşte bütün bu tehlikelere karşı bilime ve vicdana inanan, sizin gibi gerçekleri anlatan dürüst bilim insanları, geleceğimizin aydınlanmasında önce olacaklardır. Çekinmeden gerçeği ifade edebilmek bir erdemdir ve cesur yürekli insanların önemli bir meziyetidir. Gerçek, bütün yanlışları, yalanları mutlaka ortadan kaldırır. Bu, kimi zaman, biraz zaman alabilir. İşte bizler şimdi o zamanın içindeyiz. Hiç kuşkusuz ki, bu zamanı sizler gibi, bizler gibi iyi kullanan, doğruyu anlatmak için çaba gösteren insanlar kazanacak. Hem insanların gözünde, hem o gözleri yaratanın indinde. Ve onlar sayesinde diğer insanlar da kazanacak. Benliklerini, yaşamlarını ve sonsuz geleceklerini.
Bir konuyu daha hatırlatmadan geçemeyeceğim. Tabii ki Darwinizm denilince hemen aklımıza sadece Türkiye'de değil, dünya çapında da çok önemli etkisi olan bir insan geliyor. Vakfımızın Fahri Başkanı Sayın Adnan Oktar ya da yurt dışında bilinen müstear ismiyle Harun Yahya. Bu konferanstaki birçok çalışma da kendisinin eserlerinden faydalanarak hazırlandı.
Sayın Adnan Oktar'ın 300 aşkın eseri var ve kendisi eserlerinin çoğunu Darwinizmin eleştirisini ayırmış durumda. Darwinist diktatörlüğe dikkat çeken, evrim teorisi ve sosyal Darwinizm bağlantısını ortaya koyan, bunun toplumsal zararlarını da yoğun olarak anlatan kişi de yine Sayın Adnan Oktar'dır. Ki kendileri sizlerin ülkemizde bulunmanızdan ve bilim etkinliğine katılmanızdan büyük memnuniyet duydular. Bunu da ifade etmek isterim. Ben sözü uzatmadan sizi vakfımızın Fahri Başkanı'nın eserlerini ve dünya çapındaki etkisini anlatan kısa filmimizle baş başa bırakıyorum.
VTR- Adnan Oktar adlı bir Müslüman entelektüeli olan, dünyadaki 500 en etkileyici Müslümanların listesinde yer almaktadır. Bir yazar olarak, Harun Yahya'nın ismi altında 300 önemli kitap kaleme aldı. Bu kitap, onlarda dile çevrilmiştir.
Mr. Oktar tüm dünyaya sesleniyor. A9 televizyon kanalı'nda uyumlu derslerinin bir muhteşem anlatımlarını görebilirsiniz. Huzur, sevgi, kardeşlik ve birlik konusunda programlar yapıyor.
Yeryüzü barışla dolacaktır. O vakit geldi işte. Mr. Oktar, İslam, huzur, sevgi, terörizmin kaynağı ve çözümleri, pek çok inanca yönelik kitaplar kaleme aldı.
Dünyada, Müslümanlar ve yabancılar arasında bir kardeşlik kurdu. İlginç ilim ve politikal liderler arasındakilerin iki tarafından önemli bir anlaşma kurdu. Dünyanın barış, kardeşlik, huzur içinde yaşaması hepimizin istediği bir şey. Musevilerin, Hıristiyanların, Müslümanların bir arada kardeşçe yaşaması çok heyecan verici bir şey. Tevrat'ta bu güzelliği görüyoruz, İncil'de bu güzelliği görüyoruz, Kuran'da bu güzelliği görüyoruz. Onun kitabı, Call for Unity, diyalogu için değerli bir saygı görüyor.
En önemli konu, Yüce İslâm, Müslümanlar ve Hristiyanlar aynı Allah'a ve aynı Peygamberlerin sevgisiyle bir inançla birlikte olmalarıdır.
Mr. Oktar dünyanın her yerinde konferanslar ve seminerlerle iletişim ve bağlantıya ulaşmak için Londra'ya, Lisbon'a, Avrupa'ya, İsviçre'ye, binlerce insanlar birlikte dinleyip, sevgi, birlik ve kardeşlik mesajlarını yayınlar geliştiriyor.
Mr. Oktar'ın da İslam'ın geleceği, güzelliği, modernliği, teknolojiyi, yaratılışı anlatmıştır. Oktar'ın kitapları, videoları ve konuşmaları ile karşılaştığında, Mr. Oktar açıkça gösteriyor ki İslam sevgi-barış dinidir. Onlar ikisi de gerçekleri aramaya çalışan gerçeklerden dolayı.
Mr. Oktar: kuvvet birliktedir mesajı vermektedir. İnsanlık, mutluluk, sevgi, güven ve harmoni, düzen ahenk içinde yaşamak, gelecekte, insanoğlu bir dönemde birlikte yaşayacak. Savaş olmayacak. Bu sebeple silahlar daha fazla yapılmayacak. İnsanlar birbirleriyle birleşecek. Dünyada bir huzur bulacak. İnsan kardeşliği sonunda gerçekleşecek.
