"Derin düşünmek" belgeselinden.
DOĞADAKİ İŞARETLER
İnsan doğada gezerken birçok güzellik görür. Rengârenk çiçekler, yemyeşil cayırlar ya da küçük bir karınca. Çoğu insanın önemsemeden geçip gittiği bir karınca bile şaşırtıcı birçok özellikle yaratılmıştır. Bu küçücük böcek, kendi bedeninden çok daha büyük kırıntıları, kestiği yaprakları kolaylıkla yuvasına taşıyabilir. Kendi bedeniyle kıyaslandığında çok uzun mesafeler kat eder. Uçsuz-bucaksız bir toprak zeminde yuvasını bulabilir, üstelik bu yuvanın girişi insanın dahi tespit etmekte zorlanacağı küçüklükte olmasına rağmen o hiç yanılmaz ve adresine ulaşır. Elbette bu küçücük canlının böyle bir hesabı kendi kendine yapabilmesi imkânsızdır. Bunu ona ilham eden, rahmet sıfatını karıncalar üzerinde tecelli ettiren de yüce Allah'tır.
Sarmaşıkların kendilerini bir dala veya herhangi bir cisme dolamaları da insanın üzerinde dikkatle düşünmesi gereken bir olaydır. Eğer bu büyüme bir yere kaydedilip daha sonra hızlı çekimde izlense, sarmaşığın şuurlu bir varlık gibi hareket ettiği rahatlıkla gözlemlenebilir. Sanki biraz ilerisinde bir dal olduğunu görüyormuş gibi o dala doğru kendini uzatır ve adeta kement atarak dala kendini bağlar. Hatta bazen birkaç kez dolanarak kendini sağlama alır. Bu şekilde hızla ilerler, yolu bittiğinde geri dönüp aşağı doğru inerek yeni bir yol bulur.
Allah'ın yarattığı bir diğer güzellik de çiçeklerin mükemmel kokularıdır. Örneğin bir gülün sürekli etrafına yaydığı, hiç değişmeyen yoğun bir kokusu vardır. En son teknolojik imkanlarla bile gülün kokusunun birebir benzeri yapılamamaktadır. Laboratuvarlarda bu kokunun taklidi yapılmaya çalışıldığında ortaya çıkan sonuç son derece yetersizdir. Bir gülün kokusuna benzetilmeye çalışılarak üretilen kokular genellikle insanda rahatsızlığa neden olan ağır kokulardır. Oysa gül kokusu insanda hiçbir rahatsızlığa neden olmaz. Üstelik gül dalından koparılsa bile solana dek kokmaya devam eder.
Metrelerce yüksekliğe su taşıyan ağaçlar da ayrı bir mucizedir. Her yerde gördüğünüz bolca ihtişamlı ağaçların en uç dalındaki en uç yaprağına kadar suyun nasıl ulaşabildiğini hiç düşündünüz mü?
Ağaçlar toprağın derinliklerindeki suyu metrelerce yukarı taşıyabilir. Üstelik hiçbir pompaları olmadan. Buradaki mükemmel sistemi daha iyi anlamak için şöyle bir örnek verelim. Bir binanın üst katlarına suyun çıkması için hidrofor kullanılır. Hidrofor ya da güçlü bir motor kullanılmadan suyu ilk katlara bile ulaştıramazsınız. Oysa ağaçlar bu sistemi herhangi bir hidrofora veya motora gerek kalmadan yapabilirler. Suyu en uçtaki yapraklarına kadar iletirler. Bitkilerin köklerindeki ve gövdelerindeki kanallar suyun yüzey geriliminden yararlanacak şekilde tasarlanmıştır. Yukarı doğru gidildikçe daralan bu kanallar suyun yukarı doğru tırmanmasını sağlarlar. Suyu oluşturan moleküllerin birbirini kuvvetli bir şekilde çekmesiyle de en uç yaprağı kadar su iletilir. Bitkilerdeki damar sistemini ve suyun yapısını birbiriyle uyumlu olarak yaratan yüce Allah'tır.
Sonsuz şefkat ve merhamet sahibi olan Allah, bitkileri insanların ve diğer canlıların hizmetine sunduğunu bir ayetinde şöyle bildirir:
Şeytandan Allah'a sığınırım: “Allah gökleri ve yeri yaratan ve gökten su indirip onunla size rızık olarak türlü ürünler çıkarandır.” (İbrahim Suresi, 32)